Giriş Kayıt
En çok beğenilen yorumlar
default avatar
(30) -
Kıvanç aşmış kendini.Yılmaz Erdoğan hanımını kimse öpmesin diye buldugu hastalık süper olmuş Çok Mutlu


avatar
(333) -
Ruhun şiirle harmanlanmadığı bir hayatı düşünemiyorum. Günlük koşuşturmaların çarkında bir ileri bir geri giden hayallerimize hayat veren pek az şey var bu dünyada. Yılmaz Erdoğan son yıllarda birbirine benzeyen senaryoların dışına çıkarak bizleri 1941 Türkiye'sine götürüyor. Birbirine söz sanatının incelikleriyle bağlı olan Muzaffer ve Rüştü ilk görüşte etkilendikleri genç bir kız üzerine bahse tutuşurlar. Şiiri anlayan bir aşkı bulma ümidinden daha çok iki dostun aralarında sürdürdükleri bir oyun başlar. Dönem filmine yakışır sahneler, müziğin derinden bizi ele geçirdiği 3 kişilik sekanslar bu işin diğerlerinden farklı olduğunu göstermek için yeterliydi. Kederin gölgesinde göz yaşı damlalarına dönüşen senaryoyu da beğenmemek elde değil.

iki genç şair Rüştü Onur ve Muzaffer Tayyip Uslu'yu canlandıran Mert Fırat ve Kıvanç Tatlıtuğ iyi bir performans sergiliyorlar. Kıvanç Tatlıtuğ Muzaffer rolünde rüşdünü ispatlamıştır. Hiç olmazsa benim için böyle. Filmin bitimiyle birlikte eşimle edebi bir sohbette başlattık. Bu bile benim için ayrı bir güzellikti. Eve gelince kütüphanemden şiir antolojilerini elden geçirdim. İki şairin şiirlerini okudum hayat hikayeleri yine yüreğimi burktu. Rüştü Onur'un şiirleri 1956 yılında Salah Birsel tarafından derlenerek kitap haline getirilmiş. Bu kitabı bulabilirsem arşivime hatırasıyla dahil olacak bir kitaba sahip olacağım. Bakalım hayırlısı. Rüştü Onur'un şiirlerinden sen varken filmde de yer alıyordu kalbime işleyen bir sahneyle sunulunca bunu izlemek ayrı bir keyife döndü. Küçük yazımı bu şiirle tamamlayayım.

Sen varken
Yalnız değilim bu şehirde.
Oturup konuşabiliyorum
Hatta gezinebiliyorum
Sokaklar boyunca.
Ya sen olmasan...
8


default avatar
(4) -
Filmi 1 saat önce izledim,Bu filmi beğenmeyenlerin daha ne beklediklerini gerçekten anlamış değilim,dram sevmeyenlerin bile etkisinde kalacağı bir film kesinlikle izleyin.10 defa izlenebilecek bir film.
Kıvanç Tatlıtuğ'u pek beğenmezdim daha doğrusu ilgimi çekmezdi ama bu filmde beni gerçekten utandırdı.
Filmi izlerken fakirliklerini ben yaşadım
Şiirleri Dergiye çıktığında ben sevindim
Türkiye'de eşine az rastlanacak bir film
9/10
10


Yorumlar (103)
default avatar
(202) -
Ey Yılmaz Erdoğan sana bir çift sözüm var: İki cihan var benim bildiğim bu dünyada yanyana gelmeyelim olur mu?Dah düne kadar (Dün bu filmi izleyinceye kadar) senden zerrece hazzetmezdim ne erkek olarak ne şiir okuyan olarak (Benim nezdimde kızlara şiir okuyarak kendine düşüren biriydin)...Lakin dün anladım ki, insan önyargılardan öleyazarmış.Öyle utanırmış ki kendinden burdan ilan etmek düşermiş.Eğer öbür dünyada karşılaşırsak senle ayaklarımızı uçurumun kenarında sallaya sallaya günlük konuşmalar yapan insanların doğallığında birini gerçekten sevmenin ne olduğunu; yalansız beklentisiz nerdeyse soluk alır gibi olduğunu sana iletebileyim.Bu dünyada yapamam bunu elimi kolumu bağlar inandıklarım....Ama bil ki; inanarak Allah a dua ederken adını geçireceğim...Diyeceklerim bu kadardır kardeşim...İnsan sanat yaparmış.... Ben bu filmi izleyince anladım...Teşekkür ederim.
9


avatar
(1233) -
Yılmaz Erdoğan kişilik olarak açıkçası hiç sevmem!! Tv de Bir Demet Tiyatro Beyaz perdede Sadece bu filimini çok severim o da oyunculuğuna değil
9


default avatar
(50) -
Türk sinemasinin son yillardaki en buyuk basarilarindan biridir bu film.
10


default avatar
(143) -
Film zaten muhteşem ona diyecek bir sey yok da Kıvanç Tatlıtuğ hayatımda gördüğüm en iyi sinema oyinculugunu ortaya çıkarmış
10


avatar
(142) -
Öncelikle filmde mükemmel bir görüntü yönetimi olduğunu söylemek gerekir. Ayrıca daha 20’li yaşlarında Verem’e kurban giden 2 genç şairin hayatına odaklanarak unutulmuş bu şairlere yeniden soluk vermesi takdiri hak ediyor.
Diğer taraftan tesadüfen şairlerin hayat hikâyesini okuduktan sonra fark ettiğim bir filmdi, beklentim yüksekmiş. Sefalet ve hastalıkla boğuşan 2 genç şairin hayatı biraz kopuk anlatılmış, süre iyi kullanılamamış. Gerçek hayattan güçlü bir dram konu edilmesine rağmen bu ölçüde bir duygusal yoğunluk hissettirilememiş.
Görüntü yönetimi, unutulmuş aşklar ve unutulmuş genç şairler adına : 8 / 10

Sürprizbozan: Göster
8


avatar
(21) -
Şiir gibi bir film. Şiirden anlayanlar izlesin. Anlamayanlar zaten izlemesin. Klas+

Moderasyon; Yorum yazarken, her cümle için bir satır kullanmak yerine yukarıda düzenlendiği gibi paylaşınız.
9


avatar
(208) -
Sürprizbozan: Göster
8


default avatar
(12) -
Şiiri seven bir insan olarak, şairlerin hayatlarını görsel bir biçimde izlemek isteyen bir insan olarak bu filmi gördüm göreli izlemek istemişimdir. Filmi halk evinde izlemek nasipmiş demek ki. Film de ki kadro, oyuncuların kalitesi, oyuncuların kostümleri, müzikleri her şeyiyle tamam bir film ve bu film Türk Sinema tarihinin en iyi 10 filminden biridir benim gözümde...
8


avatar
(676) -
Film iki yarı olarak ayrı ayrı düşünmek gerek:
İlk yarı daha neşeli olmasının yanında Cumhuriyet Tarihi`nin en büyük sorunu olan Cumhuriyetin Anadolu insanına uzak kalmasını sadece belirli bir zümreye aitmiş gibi yaşanılmasını, yapılan devrimlerin biraz tepeden inme olduğunu ve milli koruma kanununun dayattıklarını gözümüzün içine sokmadan anlatmış. Zaten böyle olması daha iyi.
İkinci yarıda ise daha duygusal ve yoğun bir film var karşımızda. Bu durum bende biraz seyir zevkinin düşmesine neden oldu.
Filmin tamamına bakınca ise Türk Sineması adına kaliteli bir film olmuş. Gerek oyunculuk gerek görsellik olarak. Film bütçelerinin artmasıyla birlikte daha da kaliteli ve güzel filmler yapacağız.
8


avatar
(131) -
Beni duygulandırmayı başaran nadir yapımlardan biri.
8


avatar
(63) -
Kelebeğin Rüyası, 1940’lar Türkiye’sinde güzel bir kız için iddiaya giren iki şairin üzerine odaklanır. Kız kimin şiirini beğenirse o kazanır, diğeri kaybeder. Şairler bir yandan da hastalık, yoksulluk, madenlerde zorunlu görev ve İkinci Dünya Savaşı gibi problemlerle uğraşmak zorundadır. Hikaye çözüldükçe, şairler mutluluk arayışında şehirler ve hikayeler arasında seyahat etmektedir. En cesur olan kötümser olan mıdır, yoksa iyimser olan mı? Hikaye bunu anlatacaktır.


Kelebeğin Rüyası, filmi yazan ve yöneten Yılmaz Erdoğan’ın yedi yıllık hazırlığının sonuç ürünüdür. Film Türkiye’de 2,5 milyonluk bir seyirciye ulaştı ve Almanya, Danimarka ve Avusturya gibi ülkelerde sinema perdesiyle buluştu. Film için afiş ve trailer’lar IGNITION tarafından hazırlandı.

PRODÜKSİYON NOTLARI

Prodüksiyon sürecinin tamamı, pre-prodüksiyon ve post-prodüksiyon dahil olmak üzere, iki sene sürdü. Çekimler, hikayenin de geçtiği şehirler olan Zonguldak, Heybeliada ve İstanbul’da gerçekleştirildi. Çekimlerin bazıları ise İstanbul’daki bir film stüdyosunda yapıldı.

Kostüm tasarımcısı Gülümser Gürtunca’nın lideri olduğu bir ekip, 18 farklı atölyede 6 aylık bir süre içerisinde, yaklaşık 3000 kostüm, ayakkabı, çanta ve şapka üretildi. Zonguldak, Heybeliada, ve Kasımpaşa’da yapılan 18 haftalık çekim sürecinde 10000 figüran yer aldı.
Kelebeğin Rüyası’nın Sinematografi Yönetmeni Gökhan Tiryaki...

Avatar ve The Dark Knight filmlerinde de çalışan Antoine Moilineau, 60 kişilik bir görsel efekt ekibinin liderliğini üstlenmiştir.

Sanat Yönetmeni Hakan Yarkın ve ekibi, koleksiyonerler ve sahaflardan binlerce fotoğraf topladı. Bu fotoğraflar, 1940’ları yansıtacak set tasarımı için arkaplan görevi gördü. 1940 ila 1980 arası inanılmaz derecede meşgul olan ancak son yedi senedir kapalı olan Heybeliada Sanatoryomu, filmin hastane sahneleri için restore edildi. Sanat yönetmeni ve takımı, hastaneyi 1941 yılında nasıl görünüyorsa, altı ay süren çok titiz bir çalışmaneticesinde eski haline döndürdü. Ortamın doğal manzarası, ahşap çalışmaları ve boya üzerinde çalıştıktan sonra, 50 kişilik bir takım sanatoryomu şekle sokmayı başardı. Hasta yatakları, X-ray odaları, yemek odası masa ve sandalyeleri ve güvenlik kulübesi dahil olmak üzere bütün mobilya ve aksesuarlar, fotoğraflarında görülen orijinallerine sadık kalmak koşuluyla yeniden üretildi.

http://www.kelebeginruyasifilm.com/tr/film-hakkinda
8


avatar
(1079) -
Kostüm, dekor, oyunculuklar iyi, Belçim Bilgin liseli rolü için yaşlı. İlk yarıdaki replikler fazlasıyla Yılmaz Erdoğan. Anlatımı akıcılığı güzel olsa da hikayeden akılda kalan hastalık, yokluk, zengin kız fakir oğlan ve birkaç dize...
7


avatar
(1689) -
Her anlamda dünya standardında bir film olmuş; hikayesi, müzikleri, oyuncu performansları, görsel güzellikleri ve fotoğraf tadında çekim teknikleri şahane şiir gibi bir filmdi.
Kendi söyleyişlerine göre inönü dönemi veya ikinci dünya harbi için kullandıkları bir isim vardı kaç kaç harbi olabilir mi acaba ama işte neyse o yılların açlık ve kıtlık yılları olduklarından bahsederler, ekmek yapmaya un bulamazdık derler. Bu yüzden dedemin annesi, nenemin küçük kardeşi ve kız kardeşinin kayını galiba veremden ölmüşler. Bu açıdan film benim için daha bir anlaşılır ve anlamlı oldu.
Politikaya bulaşmamış olmalarına sevindim zira politik sinemadan iğrenirim.
Filme kısaca bir yorum yapacak olsam herhalde "Adamlar daha ne yapsın?" derdim.
8


avatar
(142) -
Behçet Necatigil 1916 da doğmuştur. Filmin geçtiği yıllarda 24-25 yaşında yani. Makyaj vs pek gençleştirememiş Yılmaz abiyi. Türk sineması içinde düşündüğünüzde oldukça iyi bir yapım. Dünya çapında düşünmeyeceksiniz tabii. Hikaye bana vasat geldi. Ben memleketin içinde bulunduğu durumu, halk arasındaki refah uçurumunu, bir yanda açlığı, işkenceyi, diğer yanda elitizmi daha çok vurgulayacağını düşünmüştüm. Çok yüzeysel geçmiş. Milli Koruma Kanunu ile madene ölüme gönderilenler karşısında Cumhuriyet balolarındaki devlet ve kodaman elitizmine inceden dokunulup geçilmiş. Gerisi laylay bir hikaye... Sümüklü
6


avatar
(67) -
Kıvanç Tatlıtuğ'un oyuncuşluğu dışında çok büyük performans yok, bir çok eleştiri var benim bunların dışında ekleyeceğim konu müzikler, filmdeki acıtasyonu vurgulamak için sürekli yüksek sesle keman girmesi gerekmiyor bana göre kimi yerde daha düşük kalması gereken müzik sürekli bangır bangır ve rahatsız edecek boyutta idi. Bunun dışında bazı eleştirelere katılmıyor da değilim örneğin zengin kızın (heleki lise öğrencisi bir kızın) 1940'larında Zonguldak ta tenis oynaması bana gerçekci gelmedi. Türk filmi açısında iyi sayılabilecek bir film ancak abartmayada gerek olmadığı kanaatindeyim.
6


avatar
(177) -
İnsana şiir yazdırır bu film. Gülücük Müzikleri, kostümleri, oyunculukları ve hikayesiyle türk sineması için yüz akı. Özellikle Kıvanç Tatlıtuğ performansını çok beğendim.
8


default avatar
(4) -
Kıvanç'ın oyunculuğuna diyecek yok herkez başarılıydı ben çok geç bile kaldım izlemek için geciktirilmemesi gereken bir film muazzam..
10


default avatar
(143) -
beni çok fazla etkileyen bir film oldu. Kıvanç Tatlıtuğ'un oyunculuğunu da çok taktir ettim. Muhteşemdi
10


default avatar
(11) -
bu filme bu puanları verenler ancak ülkemizde gözükür... 3/10


default avatar
(9) -
Oyunculara sözüm yok senaryoda ne varsa oynamışlar Bana lezzeti olmayan bir yemek gibi geldi Oysa daha etkileyici diyaloglar olabilirdi Özünde iyi iş çıkarılacak bir konuydu Film vardır alır seni hikayenin içine sokar komik yerde güler Hüznün olduğu yerde ağlarsın Etkileyici bir sanat yoktu


‹ Önceki 1 2 3 4 5 Sonraki ›
Türkçe Altyazı © 2007 - 2018