Giriş Kayıt
En çok beğenilen yorumlar
avatar
(691) -
Vahşeti, kardeşi kardeşe, komşuyu komşuya vurduran zihniyetin gözler önüne serildiği harika bir dram.

Don Cheadle Paul karakteri ile muhteşem bir oyunculuk sergilemiş ve o yıl en iyi oyuncu ödülüne layık görülmüş. Senaryonun tamamen gerçek hikaye olması asıl insanı dehşete düşüren...

Konuya biraz değinmem gerekirse Rwanda da insanları Hutu ve Tutsi olarak ayrımcılığa itiyorlar. Aynen bizlerde ki Sağcı-Solcu, Kürt-Türk, Laik-Antilaik ayrımı ile ülke parçalanıyor. Bm ve tüm Dünya buna seyirci kalıyor. Paul 1200 insanın hayatını kurtarmak için kendi hayatını ortaya koyuyor ve bizlere ders niteliğinde "Gerçek İnsalığı" anlatıyor...

Sizlere gerçek Rusesabagina ve eşini tanıştırayım...

Sürprizbozan: Göster

İzleyin!..

9 / 10
9


avatar
(66) -
''İnsanlar bu görüntüleri gördüklerinde "Ah tanrım, ne korkunç" diyecekler ve yemeklerini yemeye devam edecekler.'' Filmin özeti bu replikti.Aslında katliamın hikayesi o kadar vahim ki bunu ne Almanlar ne de Amerikalılar yapmıştı.Belçika'nın zamanında sergilediği tutumun cezasını yıllar sonra yerel halk çekiyor müdahele etmesi gereken Belçika Devleti ise olayları sadece seyrediyor bu durum bana şunu hatırlattı ''Kıbrıs Harekatı'' burda Ülkemizin tutumunu gerçekten takdir etmeliyiz.Bu vahşeti gördükden sonra Dünya'nın ne kadar yapay olduğuna olan inancım kesinlikle arttı.

İnsanlar bu kadar duyarsız olabilir mi ? malasef olabiliyormuş.Yahudi katliamı 93'de Schindler List ile tüm Dünya'ya izlettiriliyor hemen ardından bu katliama yine herkes seyirci kalıyor(film izler gibi)anlamak gerçekten zor katliamda insanlık yine sınıfta kalmış.İki yüzlülüğün tavan yaptığı bir Dünya'da yaşıyoruz.Hikayenin ''Schindler List'' ile benzerliği çok fazla ki benim görüşüm daha etkileyici.

İzlerken hüzünlenmemek elde değildi, herşey o kadar güzel yansıtılmıştı ki kendinizi filmin içinde bulmamanız için hiçbir sebep yok.Yaşım gereği suçluluk duygusu hissetmedim ama eminim o günleri yaşamış insanlar kendilerinde pek çok hata arayacaklardır.Müzikler muazzamdı, ancak bu kadar güzel olabilirdi.

Filmin finali belki biraz sönüktü ama eminim bu Yönetmenin elindeydi bize orda 100 ceset gösterip filmi bitirebilirdi belki de bu duygu sömürüsü olurdu(bazı Yahudi yönetmenlerin yaptığı gibi) ama sade yalın bir şekilde ve en önemlisi gülen yüzlerle bitirdi,bu da çok önemli bir ayrıntıydı.Don Cheadle adeta filmi yaşıyordu, filmin bu kadar gerçekçi olmasında en büyük etkenlerden biri de oydu.Burda asarımı, keserimi oynayan bir karakteri canladırmadı burda acı çeken,elinden hiçbirşey gelmeyen(güç anlamında) sadece zekasıyla insanlara yardım etmeye çalışan birini oynadı bu da benim çok hoşuma gitti.Jean Reno'yu daha fazla izlemek isterdim ama hikayenin gerçek olması nedeniyle rolü kısıtlıydı.

9/10
9


avatar
(270) -
Film hakkında söylenecek çok şey yok çünkü belgesel niteliğinde bir yapıt çıkmış don cheadle politik filmlerde birbaşka oynuyor filmin alt mesajları çok fazlaydı yorum yapan herkes birinden bahsetmiş beni en çok etkileyen insanların hiçbir farklılıkları olmamasına rağmen emperyalist devletlerin kendi kafalarına göre etnik köken oluşturmaları ve bunu insanlara empoze etmeleriydi dünya nın her yerinde yaptıkları işi bu kadar çarpıcı göstermişler ülkemizde ise siyasetçilerin topluma etnik köken üzerinden politika yapacaklarına bu filmi izleyip gerekli dersi çıkarmalarını isterdim...
8


Yorumlar (56)
avatar
(101) -
Bu kirli düzen günümüzde de 94 yılından farksız değildir dostlarım. Aynı acılar hala devam etmekte ve etmeye müsait şekilde maalesef pusuda beklemektedir. BM denilen işlevsiz örgüt ise sadece Batı'ya, Beyaz Adam'a ve Hıristiyan&Yahudi toplumuna entegredir. 3 ögeyi de bir arada taşımanız elzemdir.

92'de Bosna'da, 94'te Ruanda'da, 2003'te Irak'ta, 2010'dan sonra Suriye'de Hıristiyan&Yahudi olmanız veya Beyaz olmanız dahi sizi önemsemelerine yetmemektedir. "Bir leş olan Milletler Örgütü'nün" gerçek yüzünü sınırlı da olsa gösteren "Hotel Rwanda" ve "Sometimes In April" filmleri kesinlikle izlenmelidir, izletilmelidir.
Filmi izledikten sonra hala filmin etkisinde ve boğazımız düğüm düğümken konu ile ilgili araştırma yapmayı da bu coğrafyada yaşayan bir vatandaş olarak sorumluluğumuz olarak görüyorum. Dünyanın 5'ten büyük olduğunu, özellikle de bizlerin kimseye muhtaç olmamamız gerektiğini lütfen unutmayalım.
İyi seyirler..
9


default avatar
(83) -
filmi seyredip Rwanda'daki olaylar hakkında fikir sahibi oluyorsun, Belçika'nın Kongo'daki pisliklerinden sonra burada yaptıklarını da görüyorsun ama gel gör ki Paul'ün anlatıldığı gibi bir insan olmadığını öğrenince de hayal kırıklığı yaşayıp filme bakışın değişiyor.


default avatar
(1) -
Film yakın tarihte Ruanda da olanları anlatan belgesel tadında bir film olmuş, belki de final kısmı daha iyi olabilirdi ama yine de güzel bir film
8


avatar
(1723) -
gerçek bir hikayeden uyarlama bu film gerek temposu, gerekse oyunculukları ile izlenmeyi kesinlikle hakediyor, içinde düştüğü acizlik ve çaresizliğe karşı duran bir hayatın hikayesi...
8


avatar
(149) -
Rwanda; şuan dünyanın en fazla gelişen ülkeler sıralamasında Çin ve Amerika'yı geride bırakarak 1. sıraya yerleşirken biz neredeyiz? Söyleyim; gerilemekte olan ilk 10 ülkeden biriyiz! Lafım anlayana! Neyse film güzel, izleyin!!


default avatar
(1082) -
Sadece şunu söylemeliyim ki, bu film beni daha iyi bir insan olarak geliştirdi mi? Hangi yönlerden, insanlığa bakış açım bir filmi izleyerek mi değişmesi lazım, yoksa insanın içinde vicdan duygusu var bu olaylara vicdanen mi bakmam lazım.. Savaşın hem böglesel olarak hatta bunu dünya ölçeğine yayalım, yanı başımızda Bosna'da savaş çok trajik durumları gördük, ailem ve ben kendimizce para ise para, destek ise mitinglere, dua ise dua ederek destkledik, bu benim geliştirdi mi, baştaki soruma gelirsek evet.. Savaş olan yerler dünyanın en karanlık en derin bölgelerinde bile olmayan birisinin aklına gelmek, gördüklerim en korkunç hikayelerden birisi. Kara kıtanın ve diğer madeni ve petrol, kaya gazı, jeo termal yerlerdeki ülkelerin kaderi savaş.. Filme gelirsek tekrardan yanındaki birinin ona kötü şekilde yapabileceği şeyler, hiç kimse beklenmedik bir şeye asla hazır olamaz, arkadaşın ya da hatta sana yakın birinin bile sana çok korkunç bir şey yapabileceği aklına gelebilir mi, insan hiç beklemediği yerde en yakınları dahi olsa korkunç durumlarla karşılabiliyor..Ruanda Soykırımı'nı konu alması ve dram türünü içeren bir filmdir. Filmin başrol oyuncusu Don Cheadle muhteşem oyunculuğunu da görebilirsiniz..
8


avatar
(170) -
Filmin başarılı olduğuna inancım tam.
Bir iki kez izlemeye yeltendim.
Ama hala izlemedim filmi Çok Mutlu


avatar
(544) -
Savaştan çıkar sağlamaya çalışanların ve savaşta binbir türlü zorluklarla başa çıkan masumların olduğu bir filmdi.Belçikanın böyle birşeye sebebiyet verip tüm avrupanında film gibi izlemesinden tutup , bu olayın yakın tarihte olması ve günümüzdede böyle olayların devam etmesi gerçekten içler acısı.Film oalrak görürsek Pau,l Schindler gibi iyilik meleği olmuş çıkarcı biriyken.Ama gerçekte öyle olmadığını oradaki yaşayanlar anlatıyor.İç parçalayacak şekilde olmasada sizi etkilemiyor değil.insanlığın geldiği noktayı yakın geçmişimizden alıntılayan güzel bir film.7/10.
7


avatar
(707) -
Sürprizbozan: Göster


Bütün dünyanın katliam bölgelerinde ki katledilen insanlar hakkında yorumu bu,korkunç bir şey gerçekten,çarpıcı bir film,mutlaka izleyin.
9


default avatar
(11) -
Filmi izledikten sonra şu linke tıklayınız. Filmin etkisi daha da artacak emin olun.

https://onedio.com/haber/hollywood-un-hotel-rwanda-filminde-olaylari-nasil-carpittigini-anlatan-dusundurucu-bir-yazi-756378
1


avatar
(344) -
Jack Daglish (Joaquin Phoenix) : İnsanlar bu görüntüleri gördüklerinde "Ah tanrım, ne korkunç" diyecekler ve yemeklerini yemeye devam edecekler.''

Çıplak gerçeğin halâ yerli yerinde duruyor olması...
8


avatar
(511) -
Eğer size veya yakın ailenizden birinin başına gelmeyince insan haklarını görmezden gelmek kolaydır, ama sırf görmezden geliyorsun demek, olan şeyleri olmuyormuş gibi yapmaz. İnşallah şu filmi görenlerin izlemeye zamanları vardır.
7


avatar
(725) -
böyle katliamlara insanlığın nasıl sessiz kaldığını görünce şuan Suriyeli insanlara ülkemizin yaptığının kahramanlık hikayesi olduğunu yıllar geçince anlayacağız sanırım..

tabi bir Hollywood filminde abd kendini biz sizi kurtardık diyip bizi hiç gibi göstermezse
9


default avatar
(75) -
Yaşayan canlılar içerisinde en aşağılık tür gerçekten insandır. İnsanlığın kinini, nefretini ve bu ikisine karşı gelen umudu her saniyesinde hissettiren bir yapım.
8


avatar
(240) -
Sizde benim yaptığımı yapın: filmi izledikten sonra bilgisayarı kapatın ve halinize binlerce kez şükredin..
Sürprizbozan: Göster
9


avatar
(21) -
''beni en çok etkileyen insanların hiçbir farklılıkları olmamasına rağmen emperyalist devletlerin kendi kafalarına göre etnik köken oluşturmaları ve bunu insanlara empoze etmeleriydi'' beni de bu cümle çolk etkiledi. harika bir tespit ve çok doğru. Dünyanın özeti.
8


default avatar
(29) -
Bu lanet hotele sahip olabilirsin, ama bir şey var… Sen siyahsın. Bir zenci bile değilsin. Afrikali’sın…

2004 Yapımı bu film, Ruanda da 1994 yılında iki etnik grup Tutsi ve Hutu arasında çıkan çatışma esnasında Hutu’ların Fransa ve Belçika’dan destek alarak
Sürprizbozan: Göster


Bir Hutu olan Paul Rusesabagina, Hôtel des Mille Collines'in müdürüdür ve Tutsi bir kadınla evlidir. Katliam başladıktan sonra sadece ailesini kurtarmak için uğraşan, ama eşinin de bir Tutsi olması nedeniyle Bir çok Tutsi’nin kendisinden yardım beklediklerini gören Paul Rusesabagina, yaklaşık 1250 Tutsi ve Hotel çalışanlarıyla beraber ölüm kalım savaşı vermektedir. Kendisine sığınan bu Tutsi’leri koruyabilmek için, elindeki bütün paraları rüşvet olarak verir. Hal böyle olunca da Hutu’lar tarafından vatan haini olarak ilan edilir.

Filmi izlerken başından sonuna kadar koltuğuma yapıştım kaldım. Bazı sahnelerde ağlamamak için kendimi zor tuttum. Birlikte yaşayan, iç içe geçmiş, bir birileriyle evlenmiş, komşu olmuş, iki etnik grubun nasıl olur da bu kadar insanlıktan çıktığını görmek, dehşet vericiydi. Tabii bu vahşetin tek taraflı olarak Hutu’lar tarafından yapıldığını da itiraf etmek gerekiyor.

Bütün bu olanlara karşı Birleşmiş Milletin sessiz kaldığını görmek şahsen benim için çok da sürpriz değil. Çünkü yakın zamanda Sırpların Boşnaklara yaptıkları soykırım karşısında bütün batı ülkelerinin ve ABD’nin sessiz kaldığını görmüştük. Bu durum Birleşmiş Milletler var oldukça da devam edecektir.

Filmi izlerken aklıma schindler's list. Filmi geldi. Birbirlerine çok benzeyen iki film. Aradaki tek fark, schindler’s list. filmindeki auschwitz bir Almandı ve Yahudileri koruyordu. Bu filmde ise, Paul Rusesabagina ilk başta kendi ailesini ondan sonra da Tutsi’leri korumaya çalışıyor. İki filmi kıyasladığımda Hotel Rwanda filmi biraz daha ağır basıyor. İki filminde başrol oyuncuları ödül almış. Ama schindler’s list. filmi imdb sıralamasında 7 oscarla 8. İken bu film ise ancak 150. Olabilmiş. Böyle bir şeyi gördüğümde daha da bir kahroldum. Şu anda ülkemizde henüz 10 yaşındaki bir çocuğun bile Yahudi soykırımından haberi varken, Ruanda da ve Bosna da yapılan soykırımdan neredeyse büyüklerimizin bile haberi yok. Başta ben olmak üzere…

Filme döneceksek, filmin başrolünde oynayan Don Cheadle şimdiye kadar izlediğim en iyi oyunculuklardan birisini sergilemiş. Filmdeki bütün karakterler sanki itinayla seçilmiş. Bu film gerçek değerini almış olsaydı; en az 5 oscar alırdı. Kendini bir sinemasever olarak gören birisi olarak, bu filmi bu kadar geç izlememe ve bu katliamdan haberim olmadığı için, utandım, utandım, utandım… Bu vicdan azabımı elimden geldiğince güzel ve etkileyici bir yorum yaparak, bir nevi azaltmak istiyorum. Umarım bu yorumumla birkaç kişiye izlettirebilirim bu filmi. Filme puanım 10. Film gerçek bir hikayeden uyarlandığı için ve beni bilgi sahibi yaptığı için puanımı tam veriyorum…

Son olarak, filmden geçen birkaç replik; -Ben bir aptalım. Bana onlardan birisi olduğumu söylediler ve ben yuttum bunu. Ben aptalım. Ve bana pisliklerini sundular. Geçmişim yok. Hatırım yok. -Böyle bir canavarlığa tanıklık edip de nasıl müdahale etmezler? -Bence insanlar bu görüntüleri gördüklerinde “Ah Tanrım, ne korkunç” diyecekler ve yemeklerini yemeye devam edecekler. -“Lütfen beni öldürmelerine izin vermeyin. Söz veriyorum bir daha Tutsi olmayacağım”
10


avatar
(125) -
Afrikada kabilelerin birbirlerini acımasızca öldürdüklerini biliyorduk ama neden o topraklarda vahşetli bir katliam oluyor bilmiyorduk. Bu film sayesinde öğrenmiş olduk. Ben bu belgesel tadında kusursuz filmi yapan adamın alnından öpüyorum. Ve bu zamana kadar bu filmi izlemeyi ertelediğim için kendime kızıyorum. Bu başyapıtı kesinlikle izleyin. Kesinlikle!
10


avatar
(84) -
Öyle bir film ki beni insanlığımdan utandırdı, insanoğlunun hem ne kadar kötü hem ne kadar iyi olabilecceğini gözler önüne sermiş bir başyapıt.Filmin ve Ruanda Soykırımının en düşündüren tarafı ise Hutu ve Tutsi adlı iki kavmin/ırkın gerçekten olmaması, sözde en büyük insan hakları savunucuları Avrupa ülkelerinden biri olan Belçika tarafından Ruanda'yı kutuplaştırarak daha iyi sömürebileceğini düşünmesiyle ortaya attığı ve başardığı koca bir yalan olması.İşte cahil bir toplum en iyi bu şekilde kandırılabilir, sömürülebilir."Cehalet;Yenilmesi gereken en büyük düşmandır." Mustafa Kemal Atatürk

Filmde ırkçılığa da derin bir vurgu yapılmış.Özellikle Avrupalıların otobüse bindiği sırada bir köpeğin otobüs içinden geride kalan Ruanda halkına bakışı belki de her şeyin bir özeti niteliğindeydi.Bunun yanında kahramanlığın tanımı da filmde vardı.Eline hiç silah almadan, müthiş bir beynin olmadan Hollywood film kahramanları aksine nasıl kahraman olunur bunu yüzünüze çarpıyor film.

Oyunculuklar desen şahaneydi, hele ki Paul'ün oyuculuğu.Senaryo zaten gerçek hayattan esinlenmiş, tamamıyla akla mantığa uygun, etkileyici bir senaryo.Tabi gerçek olaylardan oluşan bu senaryo etkileyici olsa da o zamanlarda yardımda bulunabilecek insanlara pek etkileyici gelmemiş olacak ki "yemeğini yemeye devam" etmişler.Ne diyeyim umarım bu tarz olaylar dünyamızda son bulur ve insanlar asıl önemli olanın para değil de insan hayatı olduğunu fark ederler.
9


avatar
(140) -
İnsanların ne kadar basit şeyler uğruna ne kadar vahşileşebileceğini ne kadar saçmalayabileceğini yüzümüze vuran filmdir.
Dünyanın en saçma şeyi olan ırkçılık yüzünden bir milyon küsür insanın katliamına sahne olmuş Ruanda Katliamı'nı anlatan bu filmin senaryosu, oyunculuğu ve çekimler gayet güzeldi. Film bir süre sonra sinirlerinizi bozmaya, insanlığınızdan utanmaya yol açıyor. Bu kadar şey yaşanmışken ne yapıyordum, bunca insan vahşice öldürülürken insanlık neredeydi gibi sorular dönüyor kafanızda. Orada da doğmuş olabilirdim, Tutsi olarakta doğmuş olabilirdim diye geçiriyorsunuz içinizden. Ve orada doğmamış olmanıza mı şükredeceksiniz yoksa orada doğanlara acıyacak mısınız yahut elinizden bir şey gelmediği için siniriniz mi bozulacak? Bu duygu karmaşasını yaşatan bir filmdi.
Gerçekten canınız sıkkınken izlemenizi tavsiye etmem. Filmdeki olaylar gerçek olmanında verdiği altyapı ile iyiden iyiye canınızı sıkıyor zaten. Kendinize gelmeniz dahi zaman alacaktır.

Naçizane puanım 8.0
8


‹ Önceki 1 2 3 Sonraki ›
Türkçe Altyazı © 2007 - 2024