Giriş Kayıt
BLUE VELVET-Mavi Kadife
Yeni Konu Gönder   Cevap Gönder 1. sayfa (Toplam 1 sayfa) [1 Mesaj] « Önceki konuSonraki konu »
Yazar Mesaj
trafalgar
İskandinav Sineması
Sinefil Grubu


Kayıt: 03.07.2012
İletiler: 258

Yaş: 34 Akrep


Özel mesaj gönder
 BLUE VELVET-Mavi Kadife

BLUE VELVET-Mavi Kadife




1- 02:00

resim

Kamera gökyüzünü gösterdikten sonra bir pan çekimle yavaşça aşağı doğru kayarak ekrana beyaz çitler ve kırmızı gülleri getirir. Amerika bayrağının renklerine bürünen sahne filmin konusu hakkında bilgi verir. Özgürlükler ülkesinde insanların kendi yaşamlarına çitler ördüğü bir yerdir burası. Film, Jeffey’in giz dolu dünyasına girerken aslında halkın da kendi benliğini maskelediği sahte yaşamını anlatır.

2- 02:07

resim

Filmin arka planında, Blue Velvet şarkısı eşliğinde Amerikan halkının modern yaşam simgeleri gösterilir. İtfaiyecilerin özellikle televizyonlarda kahraman olarak gösterildiği gerçeği eşliğinde her Amerikalıların içindeki kahramanlık duygusuna gönderme yapılır. Keza ilerleyen sahnelerde filmin baş karakteri Jeffrey de kahraman olma duygusuyla tehlikeli bir serüvene atılacaktır. Sonraki sahnelerde bir düzen içinde yaşayan toplum gösterilir. Okula giden çocuklar bir görevli yardımıyla düzenli bir şekilde karşıdan karşıya geçirilir, özenle düzgün bir şekilde biçilmiş çimler ve dikilmiş çiçekler, temiz ve gösterişli Amerikan evleri gösterilir.

Birbirine çok benzeyen yapılar ve insan davranışlarıyla gerçek bir yaşamda olduklarını düşünen modern insanlar aslında kendi yarattıkları düzende gerçeklikten arınmışlardır. Adeta bir matrix de yaşamaktadırlar. Baudrillard’ın Simülakrlar ve Simülasyon isimli kitabında, gerçeğin akılcı bir görünüme sahip olmasına artık gerek olmadığını vurgularken aslında gerçek diye tabir ettiğimiz şeyin, ‘sentetik bir şekilde üretilmiş gerçek yani hipergerçeklik’ olduğu söyler. Bağlı karakterli modern insanlar, gerçek olmayan bir şeyi gerçek olarak sunarak göstermeye çalışır (Simüleetmek) bunu bir gerçeklik olarak algılanmak isteyen görünümle (Simülakr) yaparlar sonunda ise kendi yarattıkları bir simülasyon içinde yaşarlar.

3- 03.00

resim

Bahçesini sulayan adam, evde filmini izleyip kahvesini yudumlayan kadın, huzurlu bir şarkı eşliğinde sahneye geldikten sonra bahçe hortumunun dallara takılarak kıvrılması metaforu ile bahçeyi sulayan adamın damarları arasında bağ kurulur. Adam felç geçirir.

Burada özellikle şarkının bitmesi gerektiğini hissettim. Ama hala devam etmekteydi. Lynch huzurlu bir ortamı art arda gelen görüntülerle gösterirken şarkıyı hep arka planda tuttu şimdi işler kötü gittiğinde şarkının kesilmesi gerekmez miydi? Bunu şöyle açıklamak doğru olur düşüncesindeyim. Kesin hatlarla çizilen bir dünyaya karşı olan yönetmen burada rahat ve rahatsız edici bir durumu içice sokar ve müzik yani sahte yaşam hala devam eder. Keza sahneye tanıklık eden hiçbir şeyden haberi olmayan köpek su içmeye çalışmakta ve bir bebek adama doğru yaklaşmaktadır.

4- 03:35

resim

Şarkı sona erer ve kamera yer üstü dünyasını terk ederek yeraltı dünyasına girer. Gerçek yaşam buradadır. Ürpertici bir ses eşliğinde yaprakların arasından toprağa geçilerek birbirini yiyen böcekler gösterilir. Bu sahne huzurlu bir yaşam süren halkın gerçek dünyalarına inebilsek orada şu anda görünmeyen bir vahşilik bulunacaktır şeklinde okunacağı gibi felç geçiren insanın başka bir yaşamda hiçbir önemi olmadığı şeklinde de okunabilir. Film rahatsız edici bu sahneden sonra yine huzurlu Amerikan sokaklarına döner. Olaylar Lumberton kasabasında geçmektedir. Biraz önce felç geçiren adamı hastanede görürüz Bay Beaumont ve onu ziyaret eden oğlu Jeffrey. Kahramanlar yavaş yavaş filmdeki yerini almaya başlar.

5- 06.18

resim

Jeffrey’in hastane dönüşü rastgele çimlerin arasında bir kulak buluşuyla macera başlar. Yazının 4. kısmında belirttiğim gibi sahne çimlerin arasındaki böceklerle bağlantılı bir sahnedir. Genç , kulağı bularak rahat yaşamı terk edecek ve suçluların, sapkınlıkların dünyasına adım atacaktır.

Lynch filmlerinin ne anlattığını yazarken ya da konuşurken sürekli ‘bana göre şöyle..’ şeklinde cümleler kurarız. Bunun sebeplerinden biri düz ilerleyen mantıksal bir anlatı olmamasıdır. Şimdi bana göre, kulağı bulma sahnesinden sonra yaşanan bir çok şey Jeffrey’in bilinçaltıdır ya rüya ya da gündüz düşüdür. Böyle düşünmemim nedeni filmin sonunda Jeffrey bahçede şezlonga uzanmış uyukluyorken kameranın Jeffrey’in kulağından çıkarak başka bir hipergerçekliğe açılmasıdır. Zoom in yaparak filmin başında kulağa girilmiş sonun da ise zoom-out yaparak çıkılmıştır.

6- 08.53

resim

Jeffrey kulağı Dedektif Williams'a götürür. Adli tıp sonucu kulağın makasla kesildiği belirtilir ve sahne hemen makasla kesilen ‘Çizgiyi Geçmeyiniz’ yazısını kesip olay mahallini kordona alan sahneye bağlanır. Tabi bu sahne Jeffrey’ye direk bir uyarı niteliğindedir. Ama kahramanlığa soyunan Jeffrey olayın üstüne gidecektir.

Lynch filmlerinde çok belirgin olan bir konuyu burada belirtmekte fayda var. Diğer filmlerinde de görülüğü gibi kolluk kuvvetleri hiçbir şeye yaramamaktadır. Mavi Kadife’de de bir dedektif gibi bütün olayı Jeffrey araştırıp çözecektir. Bu aslında Lynch filmlerindeki başkahramanların, kolluk kuvvetlerine güvenmemesi ve bundan dolayı sorumluluğu üstlerine alarak olayı çözmek istemeleridir.

7- 09.18

resim

Jeffrey evden çıkacağı zaman içine düşeceği durum için uyarılar zinciri olan bir sekans başlar. Öncelikle salona doğru inerken arkasındaki ışığı terk ederek karanlık yerlere geçeceği simgelenir. Sonra büyükannesinin ‘Lincoln Caddesine’ne gitmeyeceksin değil mi?’ sorusu gelir.

Büyükanne Lincoln caddesinin tehlikeli bir yer olduğunu nasıl bilmektedir? Bu sorunun birden çok cevabı olabilir. Birincisi, orası sürekli kötü olayların yaşandığı bir yerdir ki en mantıklı açıklaması bu ikincisi, büyüklerimizin sürekli bizi tehlikelerden korumak istemesinden dolayı edindiğimiz bir bilinç olabilir. Çünkü kesik kulak Dorothy Vallens ile ilişkilidir ve o kadın Lincoln Caddesinde yaşamaktadır.
Yaşananlar Jeffrey'nin bilinçdışı düşünceleri olduğundan Jeffrey büyükannesi tarafından kendisine uyarı göndermektedir. Üçüncü ise Amerika tarihi ile alakalı bir bakış acısı olabilir. Abraham Lincoln cinayetini katilin ismi John Wilkes Booth'dur. Filmin kötü karakterinin isminin de Frank Booth olması bir tesadüf olmasa gerek. Jeffrey bir kahramanlık edasıyla basit bir olayı büyüterek Amerika başkanını öldüren bir adamın peşinde olduğunu hissetmiş olabilir.

Sekansın sonunda televizyonda bir adamın merdiven çıkışı tedirgin edici bir şekilde gösterilir. Yine ‘karanlık yerlere gitme!’ şeklinde Jeffrey' ye yapılan bir uyarıdır.

8- 10:27

resim

Jeffrey evden çıkıp Lumberton caddelerinde yürürken sahnede yine kulak belirir. Jeffrey’in görüntüsüyle kulak görüntüsü üst üste bindirilir. Jeffrey merak içinde sürekli kulağı düşünmektedir. Düş içinde bir düş gibi görülebilecek sahnedir. Aynı zamanda kulağa yine zoom yapılarak olayların bilinçaltı düzeyi imlenmeye çalışılır. Bu sahneden sonra Jeffrey’i Dedektif Williams’ın evinin önünde buluruz. Kulak hakkında hiçbir bilgi edinemeyen Jeffrey evden ayrılır.

9- 12:47

resim

Evden ayrıldıktan sonra hışırtılar eşliğinde güzel bir müzik sesiyle Dedektif Willams’ın kızı Sandy belirir. Adeta karanlığın içinden çıkmıştır. Sandy’in ileriki bölümlerinde de görüleceği üzere bu naif, iyi yürekli hali korunmaya çalışılacaktır. Jeffrey ile Sandy arasında kulak hakkında konuşmalar geçer. Babasının araştırmasına kulak misafiri olan Sandy, kulağın şarkıcı Dorothy Vallens ile ilişkili olduğundan bahseder. Ve ona şarkıcının evini gösterir daha önceden de belirttiğim gibi bu ev Lincoln caddesindedir.

Jeffery’in içinde olduğu neredeyse tüm diyaloglar komik, klişe sanki yeni dil öğrenmeye çalışan birinin cümleleriyle konuşur gibi bir hava vardır. Bu zaten gerçek olduğu sanılan dünyanın mekanikliğini göstermesinin yanında yönetmenin karakterle özdeşleşmememizi istemesinden de kaynaklanır.

10- 16:14

resim

Jeffrey kendilerine ait hırdavatçı dükkanında çalışmaktadır. Bu sırada içeriye biri görme engelli iki kişi girer. Jeffrey eliyle 4 rakamını gösterir ve görme engelliden rakamın kaç olduğunu bilmesini ister o sırada görme engellinin yanındaki adam, dört kere omzuna dokunur. Jeffrey görme engellinin soruyu bilmesi karşısında şaşırır.

Sahne yine gözümüzden Jeffrey’yi düşürmek için vardır. Klasik anlatıda kahraman miti akıllı, cesur, yardımsever, yakışıklı sıfatlara sahipken postmodern diyebileceğimiz bu filmdeki gibi anlatılarda kahramanlar yeraltında yaşayan, içsel sıkıntılar çeken, kendilerine güvenmeyen kişilerdir.

11- 16:49

resim

Jeffrey, Sandy’ye aklındaki planı anlatmak için okulun önüne gider. Bu kare eşliğinde zaman kavramına değinelim. Rıdvan Şentürk Postmodern ve Kaos kitabında Blue Velvet filmindeki zaman karmaşasını şöyle açıklar.

“(…) 40’lı yılların klasik yük arabasına ve ayrıca Blue Velvet’i söyleyen BabbyWinton’un film müziğine kadar bütün sahneler, filmin 40’lı yılların küçük şehir filmleri üzerine yapılan bir parodiye dönüştüğü intibasını uyandırmaktadır. Fakat hemen sonra film, 50’li 60’lı ve 80’li yılların Lumberton caddelerinde sürülen arabaları göstermektedir. 50’lı yılların gelişmiş yüksek teknolojiye sahip klinik donanımı, 40’lı yıllara ait bir hastanede ortaya çıkmakta ve 50’yılların bir filmine ait bir sahne, sessizce ve birden siyah beyaz bir televizyonun ekranında belirmektedir. Yüksek okul öğrencileri modası 30 yıl eskimiş olan elbiseler içinde gösterilmektedir. Blue Velvet, böylece geçmiş zamanın ikonlarına yol açan, onlarla alay eden ve kendilerine sözde saygı gösteren ve bu esnada şimdide düzenleyen bir filme dönüşmektedir. Böylece Blue Velvet filminin geçmişle şimdi arasındaki sınırları kaldırdığı ve kendini bütünlüğün belirlenemeyen sınırlara açtığı anlaşılmaktadır. (…)“

12- 20:01

resim

Jeffrey kafede Sandy’ye planı anlatır. Şarkıcı kadının evine gizlice girip bir şeyler öğrenmek istemektedir. Bu konuşamada Jeffrey’in röntgenci duygularını saf bir konuşmayla maskeleyerek Sandy’yi plan için ikna edişini izleriz. Jeffrey böcek ilaçlama şirketinin bir elemanı kılığında şarkıcının evine girecektir evdeyken bir şeyler araması için Sandy Yehova Şahidi rolüne bürünüp şarkıcının kapısını çalıp Jeffrey’ye zaman kazandıracaktır.

Filmin başında gösterilen ve sonunda da gösterilecek olan böcek sahneleri şüphesiz filmdeki tekinsizliği arttırmak için vardır. Ve işte Jeffrey de özellikle böcekleri temizlemek için bu kılığa girmektedir. Tekinsiz bir ortama girişi simgeleyen ayrıntılardan biri de apartmanın ismidir. DeepRiver ismi adeta, bu gizemlerle dolu alana girme, çıkamaz, kaybolursun şeklinde bir uyarıdır.

13-22:10

resim

Apartman başında yanıp sönen ve cızırtı sesi çıkaran ışık ve asansörün çalışmayarak Jeffrey’yi merdivenlere yönlendirmesi gibi tekrarlanan öğeler ile yine tekinsizlik vurgulanır burada dikkate değer nokta merdivenin simge olarak konumlanmasıdır. Jeffrey’in merdivenden çıkışı her açıdan(omuz-ön-arka) gösterilir. Gideceği yere vardığını gösteren mavi bir işaret belirir. Filmde mavi ve tonları kullanılmaya başlanıyor. İlk olarak bir uyarı niteliğinde kullanılıyor. Mavinin Dorothy’ye açılan bir kapı olduğunu bilinçaltında bilen Jeffrey istediği yere vardığını anlar.

Merdivenin bir simge olarak konumlandırıldığından bahsettik bunu biraz açmak gerekiyor. Filmin yönetmeninin bilinçaltını sürekli işlemesi ve filmin ilerleyen sahnelerinde açıkça görülen Freudyen bakış açısı yüzünden Sigmund Freud’un psikanaliz bakış acısına ihtiyaç vardır.
Freud Düşlerin Yorumu isimli kitabında rüyada merdiven simgesinin görülmesinin nedenleri şu şekilde anlatır.

“Basamaklar, taşınır ya da bina merdivenleri veya bazen olabildiği üzere bunlarda inip çıkmak cinsel eylemin temsilleridir.”
“\1911 l dipnotu:] Kısa bir süre önce görüşleri bizimkinden farklı bir ruhbilimcinin, içimizden birine, her şey konuşulduktan sonra, bizim, hiç kuşkusuz düşlerde gizli cinsel anlamı abarttığımızı söylediğini işittim onun en sık düşü merdiven çıkmaktı ve kuşkusuz bunda cinsel herhangi bir şey bulunamazdı. Bu karşı çıkışla gözümüz açıldı ve dikkatimizi, düşlerdeki basamaklar, merdivenler ya da taşınır merdivenlerin görünümüne yönelttik ve kısa zamanda merdivenlerin (ve onlara benzer şeylerin ) tartışmasız biçimde çiftleşme simgeleri olduğunu söyleyebilecek bir konuma geldik. Benzetmenin temelini keşfetmek zor değildir:bir dizi ritmik devinim ve giderek artan soluksuz kalmayla tepeye ulaşır ve sonra birkaç hızlı sıçrayışla yine en aşağıya inebiliriz. Böylece çiftleşmenin ritmik örüntüsü merdiven çıkmakla yeniden üretilmiştir. (ç.n.)“ (Düşlerin Yorumu 2, Çevirmen Emre Kapkın)

Merdivenle alakalı düşler, kitabın bir çok noktasında işlenmektedir. Filmde özellikle Jeffrey’in merdivenlere gönderilmesi ve mavi ışık ile Dorothy’in cinselliğine açılan kapı ve filmin devamında Jeffrey’inDorothy ile olan ilişkileri düşünülecek olursa merdiven simgesinin Freudyen bir dokunuş olduğundan bahsedebiliriz.

14- 23:26

resim

Jeffrey eve girer ve işini yapmaya çalışır o sırada kapı çalınır ve sarı çeketli bir adam eve girenin kim olduğunu sorar. Bu boşluktan yararlanan Jeffrey evin anahtarını alır.

Renk kullanımı açısından başarılı bir sahne. Kırmızı ve pembeye çalan renklerle bir oda ve arzu nesnesi olarak görülebilecek kırmızı dudakları ve elbisesiyle bir kadın ve mavi iş elbiseleri içinde bir adam hepsi aynı düzlemde yer almıştır. Kapı çalınıp içeride olan bitine bakmaya gelen sarı elbiseli bir adamla ürkütücü bir atmosfer yaratılmıştır. Filmin en başında gösterilen kırmızı güller, sarı laleler mavi gökyüzü gibi renk kullanımlarıyla uyumlu kompozisyon film boyunca korunur.

15- 30:02

resim

Jeffrey ve Sandy , Dorothy Vallens’i dinlemek için kulübe giderler. Burada mavi ve kırmızı renkler arasında çekiciliğiyle baş döndüren ve sesiyle etkisini artıran şarkıcı, Jeffrey’i büyüler. Kulübe gitmeden önceki sahnede Sandy’nin , sevgilisi Mike'dan bahsederken Jeffrey’in takındığı hayal kırıklığı tavrını bu sefer Sandy hisseder. Sandy sevgilisi yerine Jeffrey ile vakit geçirmeyi tercih etmiş ama Jeffery Dorothy’ye tutulmuştur.

Tekrar eve girmek üzere apartmanın önüne arabayı park ederler ve Sandy hala olanca saflığıyla Jeffey’i vazgeçirmek ister. “Sapık mı dedektif misin? “ diye sorar Sandy “Sanırım bunu çözmek sana kalıyor” diye cevap veren Jeffrey de bu sorunun yanıtını bilmemektedir.
Yazının 14. Bölümde 4 işareti burada da karşımıza çıkar. Sandy gözcülük yaptığı sırada birinin gelmesi halinde 4 kere kornoya basacaktır. Orada da dört kere omza vurulma sahnesini görmeyen Jeffrey burada da dört korno sesini duyamayacaktır. O sahnede de böcek ilaçlama işinden bahsettiğini hatırlayalım.

16- 35:20

resim

Jeffrey evin içindeyken Sandy’in korno çalışını duymaz ve Dorothy’e yakalanmamak için elbise dolabına saklanır. Dorothy’in tuhaf bir telefon konuşmasına şahit olur(uz). Bu konuşmanın detayları ilerideki sahnelerde daha detaylı açıklanacaktır.

Süprizbozan Uyarı: Hitchcock’unRearWindow filmi hakkında süprizbozan içerir.
Tarihin en iyi röntgencilik temasını işleyen filmlerinden biri Hitchcock’un RearWindow filmidir. Film de ayağı kırılan bir adamın apartman penceresinden komşularını izlemesi ve bu sırada bir cinayete tanıklık etmesi yer alır. İktidarsızlık belirtileri gösteren adam kendi iç dünyasındaki yansımaları komşularında bulur. Cinayeti çözmek için önce polis arkadaşından yardım ister ama herhangi bir sonuç alamaz. Sonra güzel ve masum sevgilisinden yardım etmesini ister. Ve sonunda cinayet çözülür. Adam iktidarlığına tekrar kavuşur. Filmdeki adamın adı da Jeff’dir. Arka pencere filminin olay örgüsü ve Freudyen dokunuşları ile Blue Velvet filmi birbirine çok benzer.

17- 38:36

resim

Telefon konuşmasından sonra Dorothy soyunup duşa girerken Lynch, dikizleme açısı diyebileceğimiz bir açıyla seyirciyi filmde aynı zamanda röntgenleyen pozisyonuna düşürür. Kırmızı havluya sarılmış bir şekilde duştan çıkan Dorothy tam bir arzulanan kadın imajı verir. Daha sonra giydiği mavi kadife bornoz ile ise dokunma, hissetme duygusunu yaşatır. Dolabı ikinci kez elinde bıçak tutarak açan Dorothy Jeffrey’yi yakalar. Ve ona soyunmasını emreder.

Bu sahnede Dorothy’in bıçağı Jeffrey’in kasık bölgesine doğru tutuşu Freud’un fallik dönemindeki kastrasyon olarak nitelendirdiği anneye duyulan cinsel arzunun dışa vurulması sonucunda rakip olarak görülen baba tarafından iğdiş edilme durumudur. Daha sonraki sahnelerde de Freud’un Oedipus Kompleksi uzunca bir yer tutacaktır.

Dikkat edilmesi gereken bir nokta da Dorothy’in telefon konuşmasında köle-itaat tarzda bir ilişki yaşadığıdır. İtaat eden bir durumda olan Dorothy Jeffrey’yi gördükten sonra emreden pozisyonuna geçer. Jeffrey' ye soyunmasını ister ve ‘böyle konuşmamdan hoşlanıyor musun ?’ diye sorar. Dorothy’in cinsellik dünyası mazoşist hallerle doludur. Yaşanan olaylar Jeffrey’in bilinçaltı olduğu unutulmaz ise Jeffrey’in cinsellik dünyasının da mazoşist hallerle dolu olduğu anlaşılabilir aynı zamanda Sandy karakterinin varlığıyla da düzgün, sıradan normal bir ilişki ihtiyacı da vardır. Karışık düşünceler içinde olan bir bireydir.

18- 44:34

resim

Jeffrey çırılçıplak soyunup Dorothy’in emirlerini yerine getirirken kapı çalınır Jeffrey tekrar dolaba saklanır. İçeri Frank adında bir adam girer.

Filmin en karmaşık planlarından biridir. Öncelikle Freud’un Oedipus Kompleksi adını verdiği kavramını filmi kavramaya yetecek düzeyde açıklayalım. Özellikle erkek çocuk fallik döneminde annesine karşı bir aşk besler. Babasını ise annesine karşı bir rakip gördüğünden onu kıskanır ve bu babaya karşı bir öfke duygusu ortaya çıkarır. Babayı yok etmeli ve anneyi tek başına sahiplenmeli kısacası babanın yerine geçmelidir.

Frank içeri girer. Ve Dorothy artık bir ritüel halini almışçasına kırmızı bir sandalyeyi Frank’in karşısına koyarak oturur. Frank “ Bana babacığım diyeceksin geri zekâlı viskim nerde? İnsan hiçbir bok hatırlamaz mı? Hava karardı. Aç bakalım bacaklarını. Göster bakalım. Sakın bana bakma. “ diye emirler verir. Bu cümlelerin benzerlerini daha önceki sekansta Dorothy Jeffrey’ye söylemişti. Dorothy’in yaptıklarının bir açıklaması gibidir. Jeffrey’in babası rolünde olan Frank annesi rolünde olan ise Dorothy’dir. 'Bana babacım diyeceksin, viskim nerde' emir cümlesi de Jeffrey’in babasının eve geldiğinde sürekli söylediği emir cümleleri; 'Hava karardı' cümlesiyle de annesini yatağa çağıran bir uyarı cümlesi olabilir. Jeffrey daha önce giremediği yatak odasına artık girmiştir.

Babasını korkunç biri olarak hayal ederken kamera Jeffrey’ye döner , artık Jeffrey Frank’in yerinde olmak ister. İnce bir ses çıkarmasını sağlayan bir maskeyle annenin vajinasına doğru bir eğilir. Frank kendinden geçmişçesine ‘Bebek seni sikmek istiyor, sikişe hazır ol’ diye kudurur vaziyette bağırır. (Açıkça ödipal öğeler sözle dile getirilir.) Frank o sıra kendisine bakan Dorothy’e vurur. Dorothy’in bundan zevk almış gibi yüz ifadesi ekrana yansır. Kamera yine Jeffrey’yi gösterir. Olaylara karşı bir şey yapamadığından veya belki de annesinin bundan zevk almasından dolayı öfkelidir.

19- 45:14

resim

Dorothy Frank’in ağzına bornozdan bir parça verir. Kadifenin hissetme duygusu yine vurgulanır. Bu parça bir nevi kordon bağı şeklinde okunabilir. Jeffrey annesine geri dönmek istemektedir. Ama Frank bebekle savaşır ve Dorothy’ye tekrar vurur ve onu yere yatırır. Cebinden bir makas çıkarır. “Bana bak, babacığın eve geliyor’ diye fısıldayarak mavi kadife bağının bir ucunu Dorothy’nin ağzına diğerini de kendi ağzına sokar. Ve bir cinsel birleşme yaşanır. Açıkça Frank, hem anneye hem de çocuğa baskın çıkmaktadır. Elindeki makasla kordon bağını kesme eylemine gönderme yapılarak gücün kendisinde olduğunu vurgular.

Frank, cinsel birleşme bittikten sonra Dorothy’ye ‘ hayatta kalmalısın bunu Van Gogh’ için yap der. (Bilindiği üzere ünlü ressam Van Gogh depresif bir haldeyken sol kulağını kesmiştir. )Filmin başında bulunan kulağın makasla kesildiğini öğrenmiştik. Jeffery’in ilk eve girişte gördüğü çocuk eşyaları ve telefon görüşmesinden (16.bölüm) de minik Don olarak seslenmesinden de anlıyoruz ki Frank Dorothy’in kocasını ve çocuğunu kaçırmış Dorothy’yi istediği gibi kullanmaktadır. Frank gider ve Jeffrey saklandığı yerden çıkıp Dorothy’yi kanepeye yatırır.

20- 51:44

resim

Dorothy, Jeffrey'yi eşi Don zannederek ismiyle seslenir. Ve yine itaatkâr pozisyonu alır. Jeffey’den vurmasını ister. Jeffrey olanlara anlam veremez haldedir. Az önce kadının gördüğü şiddetten tiksinmiş ona acımışken şimdi kadın ona (kocası zanneder)şiddet uygulamasını istemektedir. Jeffrey üstünü giyinip evden çıkacağı sırada bir fotoğraf ve fotoğrafın arkasında da bir evlilik cüzdanı bulur. Artık olayları anlamıştır.
Filmde gerçek olarak algılanan dünya ile düşler dünyası arasında ve cinsel karmaşa içerisindeki birey anlatılmak istenirken olayın akışına hizmet etmek için ‘kesik kulak’ nesnesi kullanılmıştır. Hitchcock bu nesnelere Macguffin adını vermiştir. Hatırlarsanız Sapık filminde asıl anlatılmak istenen NormanBates’in benlik durumu öyküsüne ‘kayıp para’ macguffin i ile hizmet etmektedir.

21- 54:08

resim

Jeffrey bildiklerini anlatmak için Sandy ile ertesi gece buluşur. Arabayı bir kilisenin önüne park ederek konuşmaya başlarlar. Tabi bu dini öğe de boşuna değildir. Jeffrey ile Sandy arasındaki diyaloglara geçmeden sahnenin konumuna baktığımızda Jeffrey, Sandy ile konuşurken aynı zamanda Sandy'in arkasındaki kiliseyle yani Hristiyanlıkla konuşmaktadır. Sandy de tüm saflığı ve iyiliğiyle(!) kilise yerine geçerek Jeffrey'e cevap verir.

S. Hadi olanları anlatmayacak mısın ? (Sahne bir nevi günah çıkarma şeklindedir. )
J. Dünya çok tuhaf Sandy. Dorothy Vallens, Don isimle biriyle evliymiş. Bir oğulları var. Sanırım oğluyla kocası Frank isimli biri tarafından kaçırılmış. Frank bunu Dorothy'ye bazı şeyleri yaptırmak için kullanmış. Sanırım kadın ölmek istiyor. Sanırım bulduğum kulağı, kadının hayatta kalmasını sağlamak için uyarı olsun diye Frank kesmiş. Frank çok tehlikeli birisi.
S. Aman Tanrım! Babama anlatmam gerekmez mi?
J. Hayır. Hiçbirini ispatlayamam bu bilgileri yasal olamayan yollarla elde ettim. Başın çok fena belaya girebilir.
S. Bunların hepsine şahit mi oldun? Dünya çok tuhaf. (Jeffey'in sözlerini tekrarlamaktadır. )
J. Neden Frank gibi insanlar var? Niçin Dünyada bunca sorun var? (Jeffrey adeta isyan eder biçimde bu soruyu Hristiyanlığa sorar. Artık benim sözlerimi tekrarlamaktan vazgeç ve bana cevap ver demek istemektedir. )
S. Bilmiyorum. Bir rüya gördüm. Aslında seninle tanıştığımız gece görmüştüm. Rüyamda Dünyamız vardı. Dünya karanlıktı çünkü hiç ardıçkuşu kalmamıştı. Ardıçkuşları da aşkı simgeler. Çok ama çok uzun bir süre etrafa bu karanlık hakim oluyor. Birdenbire binlerce ardıçkuşu serbest kaldı. Uçarlarken gözleri kamaştıran aşk ışığını da beraberlerinde yaydılar. Anlaşılan bu aşk bir şeyler yapabilecek tek olguydu ve yaptı da. Bana kalırsa bunun anlamı ardıçkuşları gelene kadar sorunlar devam edecektir.
(Sandy'in el hareketleriyle masalsı anlatısı son derece gülünçtür. Hiç bir çözüm üretmeyen Hristiyanlık yine masallara başvurarak umut vermeye çalışır. Ardıçkuşu ve sevgi meselesine filmin sonunda değineceğim.)
J. Sen yüreği temiz bir kızsın Sandy.
S. Sen de yüreği çok temiz bir adamsın.( Biz Jeffery'in anlatmadıklarını biliyoruz. Günah çıkarma eylemi de sahtekarca yapılmaktadır. Jeffrey'nin yüz ifadesi değişmeye başlar Sandy bu ifadeyi anlar ama anlamazlıktan gelir. Çünkü gerçeklerle ilgilenmez, derinlerde daha kötü olan şeyleri duymak istemez. Bana göre bu sekans boyunca Lynch , kendi Hristiyanlık tanımını yapar. )


22- 59:52

resim

Jeffrey Dorothy'i sahneden izlemek için kulübe gider Frank de oradadır. Şarkı sözleri ile iki adam arasında bağlantı vardır. ' Bir anı olarak kalacak daima yıllar geçse de hala görebiliyorum mavi kadifeyi' şarkı söylenirken kameranın iki adam arasında gel git yapması sayesinde sahne daha anlamlı bir hal almaktadır. Frank de Jeffrey de yıllar sonra sadece bir anı olarak kalacaktır. Jeffrey bilinçdışı durumda tedirgin ve korku içindedir.

Bu sahnede biralara özellikle zoom yapılmıştır. Hatırlarsanız Sandy ile Jeffrey'in bu kulübe ilk gelişlerinde aralarından bira markaları üzerinden bir konuşma geçmiştir. Jeffrey ' Heineken ' Sandy'nin babası ise ' Budweiser' içmektedir. Jeffrey mahcup bir tavırla tabi 'King of Beers' der. Frank 'in içtiği bira markası 'Pabst Blue Ribbon'dur. Daha sonraki sahnenin birinde Frank bira seçimi yüzünden Jeffey'i küçük görür. Hem Sandy'in babası (dolaylı olarak)hem de Frank tarafından bira seçimi yüzünden aşağılanan Jeffrey bunun üstesinden gelecektir. Olayı dedektif olan (Budweiser) kişi değil kendisi çözecek ve kötü adamı öldürerek (Pabst Blue Ribbon) zaferini (Heineken) ilan edecektir.

resim

Bu fotoğrafta ve fotoğrafın alındığı sitede filmde kullanılan bira markalarının en çok hangi kitle tarafından kullanıldığına dikkat çekilerek id, ego, süperego bilinç durumlarıyla bağlantısına yer verilmiştir.

http://www.bfi.org.uk/news-opinion/sight-sound-magazine/comment/through-bottle-darkly-blue-velvets-freudian-beers

23- 01:01:37

resim

Jeffrey kulüp çıkışı Frank'i takip eder. Uğultu ve tekinsiz sesler eşliğinde bir binanın önüne gelirler. Burası Jeffrey'in yaşadığı yerin tam zıddı gibidir. Bir yük taşıma şirketinin kamyonları arka planda görülmektedir. Jeffrey için yine bir uyarı niteliğinde olan sloganı bulunmaktadır: The Careful Movers (Dikkatli hareket edenler).Bu şirket ismi (Allied-Müttefik) ve sloganı başka bir anlama daha gelmektedir. Buna sonra değinelim.

Jeffrey posta kutusunda Frank Booth ismini görür. Sabaha kadar arabasında bekler. Sabah olanları Sandy'ye anlatmak için Lumberton Lisesi önünde buluşur bu sırada Sandy'nin erkek arkadaşı bunları görür ve aldatıldığını düşünerek oradan ayrılır. Jeffey önüne hangi erkek çıkarsa çıksın hepsini alt edecektir.

24- 01:08:59

resim

Jeffrey kafeteryada Sandy'yi öptükten sonra ona artık hakim olmuştur. Gece yine malum şarkı eşliğinde Dorothy Valles'in evine gider. Jeffrey daha önce Dorothy'nin mazoşist isteklerini yerine getirmemişti , karanlık merdivenlerden çıkarken duraksar biraz sonra nelerle karşılaşacağını bilmektedir. Ama yaşadıklarından dolayı artık özgüveni daha yüksektir. Filmin ortalarında masumiyetin simgesi olan Sandy'yi daha sonra şiddetli arzularını dindirecek Dorothy'i ele geçiren Jeffrey kadınlarla sorununu çözmüş gibidir. Sahnenin sonunda gösterilen ateş Jeffrey'e ' cehenneme hoş geldin' karşılamasıdır.

25- 01:17:00

resim

Jeffrey Dorothy'in evinden çıkarken Frank ve adamlarına yakalanır. Hep beraber arabaya binerler ve 'Ben' dedikleri adamın yerine doğru giderler. Arabada sürekli aşağılan Jeffrey adeta koltukların ve adamların arasında kaybolmuştur.
Ben'in yeri ve mekanın dekorasyonu ilginçtir. Arkada üstü çıplak bir resim ve bu resmin altında müşteri bekleyen bir kadın ve onun yanında yüzüne çocuk maskesi geçirilmiş kırmızı giysili bir manken bulunmaktadır. Kadın ve cansız manken tezatlığı çok iyi vurgulanmıştır. Masumiyet ve renklerinden arınan kadın siyah iç çamaşırıyla bir sergi nesnesi haline gelmiştir. Daha sonraları da duvarda görünen bir tabloya hapsolarak sergi işlevini yerine getirmeye devam edecektir. Dekor teşhirci bir topluma yöneltilen eleştiridir. Değeri olan şey sadece görünür olandır.

Daha genel olarak bakıldığında görünür şeyler karanlık ya da sessizlik içinde kaybolmaz, görünürden daha görünür olanda yitip giderler: müstehcenlikte. Baudrillard

Ben karakterini tanımaya çalışalım. Son derece klişe bir anlatımla genelev işletmecisi eşcinsel bir kişidir. Kibar konuşması, nazik tavırları ve insanı geren sakinliğe sahiptir. Filmin diğer karakterleri gibi Ben'de sahtedir. Bu kibar görünüşlü adam Jeffrey'in aşağılanmasına katılır ve onun karnına yumruk atar. Tabi film boyunca olanlar Jeffrey'nin bilinçdışı durumları olduğundan bir nevi bastırılmış eşcinselliğe vurgu yapılır.

26- 01:18:59

resim

Ben'nin mekanı sadece bir genelev değil bir çok da suçun işlendiği bir mekandır. Dorothy'in eşi ve çocuğu da kaçırılıp buraya hapsedilmiştir. Dorothy özlemle çocuğuyla konuşmaya gittiğinde Frank Ben'de Roy Orbison'ın "In Dreams" şarkısını söylemesini ister. Şarkının sözlerine baktığımızda Lynch seyirciyle konuşur gibidir. "Uykuna gir her şey yolunda\Benimsin rüyalarımda" şeklindeki sözler filmin bir hayalden ibaret olduğunu vurgular.

27- 01:25:15

resim

Ben'in evinden çıkıp tekrar arabaya binerler ve tekinsiz bir arazide dururlar. Frank arabada Jeffrey bakıp ' Sen de benim gibisin' der sonra Dorothy'nin göğüslerine bakıp 'Bunlar da neymiş böyle ' diyerek küfürlü konuşmaya başlar. Arabadan inerler ve Frank dudaklarına ruj sürüp Jeffrey'i öper. Şarkı eşliğinde mekana kulüp (yani bir gösteri yeri) havası verilmek için arabanın üstüne çıkıp dans eden kadın eşliğinde şu diyaloglar geçer.

Şarkı: "Uykuya dal yolunda her şey"
F. Palyaço
Şarkı: Kaparım gözlerimi dalarım rüyalara
F: Ona karşı iyi bir komşu olma. Sana bir aşk mektubu yollarım. Hem de kalbimin derinliklerinden, puşt! Aşk mektubu nedir bilir misin? Silahtan çıkan bir kurşun. Benden aşk mektubu alırsan siki sonsuza dek tutmuşsun demektir. Seni dost doğru cehenneme yollayacağım.
Şarkı: Rüyalarımda yürüyorum, seninle
F: Rüyalarda seninle yürüyorum.
Şarkı: Rüyalarda, seninle konuşuyorum
F: Seninle konuşuyorum rüyalarda (Parmaklarını Jeffrey'in kafasına koyar)
Şarkı: Benimsin rüyalarda
F: Benimsin rüyalarda
Şarkı: Her zaman
F: Her zaman
Şarkı: Rüyalarda, rüyalarda
F: Sonsuza dek rüyalarda
Şarkı: Ancak hemen öncesi şafağın (Frank mavi kadife parçasını Jeffrey'in ağzına sokar). Uyanıyorum
F: Hisset bunu
Şarkı: Bakıyorum gitmişsin. Elimde değil. Ağlarsam.
F: Kaslarıma elle? Ellesene hoşuna gitti mi? Sıkıca tutun. (Jeffrey'nin karnına doğru yumruklar atar)
D: Frank, dur! (Dorothy tıpkı bir anne gibi feryat etmektedir. Jeffrey dayak yemeye devam eder. )


Bu sahne ile Freud'un id , ego ve süperego kavramları eşliğinde Jeffrey'nin dünyasını daha iyi anlamaya çalışalım. Daha önceki sahnelerde de anlaşıldığı üzere Frank toplumsal koşulları bir yere bırakıp içgüdüleriyle hareket eden kural tanımaz biri olarak İD' i temsil eder. İD, yer ve zamandan bağımsız olarak duyguların hemen tatmin edilmesini ister. Frank'de arabayı sürerken geçirdiği haz dolu anların tatmini sağlamak için hemen harekete geçer. ID, bu hazlarını yerine getirmek için EGO'ya(Jeffrey) her zaman baskı yapar. Jeffrey büyüdükçe hazları elde etmek için bazı kurallar olduğunun farkına varır ve EGO böylelikle oluşmaya başlar. Jeffrey'in hırdavat dükkanındaki çalışması, Sandy ile sohbetleri, babasını ziyareti gibi sahnelerle dış dünyaya uyumlu bir şekilde yaşadığı gösterilir. EGO'nun işlevi haz ilkesiyle gerçeklik ilkesi arasındaki dengeyi sağlamaktır. Jeffrey'nin de film boyunca yapmaya çalıştığı budur ve bunun için rüyalardan yararlanır. Filmde Süperego'yu Dedektif Williams temsil eder. Kendisi bir otorite olarak Jeffrey'ye olaylardan uzak durmasını söyler.

Ayrıntılı bilgi: http://www.libidodergisi.com/id-alt-benlik-ego-benlik-super-ego-ust-benlik/

Bir mum aleviyle cehenneme giren Jeffrey yine bir mum alevi görüntüsüyle cehennemden çıkar. Her yeri yara bere içinde izbe bir yerde uyanır. Evine gidip geçmişte yaşadığı tehlikeli ama bir o kadar da haz dolu anları hatırlar ve ağlamaya başlar. Süper ego'nun (Williams) söylediklerini dinlemeyip maceraya atılan Jeffrey utanç içindedir.

28- 01:29:58

resim

Olanlar yüzünden iyice yıpranan Jeffrey olan biteni anlatmak için polis karakoluna gelir. Bu sırada Dorothy'in evinde ve Frank'in yanında gördüğü sarı ceketli adamı görür. Pastel sarısı renkle ihanet ve güvensizlik hissi verilir. Daha sonra Jeffrey hemen oradan çıkar ve Dedektif Williams ile konuşmak için Sandy'in evine gider. Ona daha önce çektiği fotoğrafları gösterir.

resim

Fotoğrafın arkasındaki yük taşıma şirketinin ismi ve sloganı özellikle dikkat çeker. Allied(Müttefik) ve sloganı ( Dikkatli hareket edenler) polis ile suç dünyası arasındaki ittifakı göstermek için oradadır. Jeffrey (EGO), Frank(ID) ile olan sorunları çözemez ve Willams(SÜPEREGO)'a aktarır. Kamera Jeffrey'in yüzüne iyice yaklaşır. Gordon'un (sarılı adam)polis olduğunu bildiğini Williams'a söylemez. Onun tepkilerini izler.

29- 01:38:12

resim

Jeffrey normal hayatına geri döner ama bu kısa sürecektir. Sandy'i partiye götürmek için eve gelir ve o esnada sarılı adamı bir daha görür ve bir şey belli etmeden evden çıkarlar. Partide dans ederken çalan şarkı yine filmin gidişatıyla anlamlıdır. Seninle birlikte, yüzeriz/Aşk içinde/Öpüşürüz daima/Bir karanlık içinde/Aşkın esrarı/Çözülür. Bu sahneden sonra artık bir çok şey açığa çıkmaya başlar. Ego kavramı gündelik dilde genellikle kötü bir şeymiş gibi gösterilir. Ama Freud ve ondan sonra gelen psikanalizler id ve süperegoya karşı egoyu kuvvetlendirmeye çalışmışlardır. Ego; toplumsal baskılar, yasaklayıcı, düzenleyici yanı temsil eden süperego ve haz ilkesi(id) arsındaki dengeyi bulmaya çalışacaktır. Jeffrey'in de film boyunca yaptığı budur artık filmin sonuna doğru gelirken Jeffrey bütün olayları kendi lehine çözecek girişimlerde bulunur.

30- 01:41:19

resim

Partiden ayrılan çiftin önünü Sandy'in eski sevgilisi Mike keser. O sırada çıplak ve dayak yemiş halde Dorothy belirir. Mike ' O kim Annen mi?' diye sorar. Yönetmen filmi daha iyi anlamamız için bazen ilgili gerçekleri hiç alakası olmayan karakterlere söyletir. Mike tuhaf bir şekilde özür diler ve sahneden çekilir. İkiliyi bu zor durumdan bir nevi Dorothy kurtarır. Jeffrey , Sandy ve Dorothy yola çıkar ve Willamslar'ın evine doğru gelirler. Dorothy, Jeffrey'e sarılarak ona gizli aşığım diye hitap eder. Ve kaçırılma olayı için ondan yardım ister. Sandy ikili arasındaki diyaloglara tanık olur.

Jeffery, sekansı bilinç altında mükemmel bir şekilde kurmuştur. Sandy ile Mike'ı karşı karşıya getirirken bir nevi Sandy'ye 'ne kadar naif ve masum gözüksen de sen de sevgilisini aldatmış bir kadınsın' der. Hem Dorothy'in kocası ve oğlunu kurtarmak isterken hem de Sandy gibi aşkın güvenli limanını terk etmek istememektedir. İlerleyen sahnelerden de anlaşılacağı gibi Sandy , Jeffery'i affeder.
Dorothy ambulansla hastaneye kaldırılır Jeffrey ona eşlik eder.

31- 01:47:46

resim

Jeffrey hastaneden Sandy arar ve Dorothy'in evine gideceğini babasına oraya gelmesini söyler. Telefonu kapattıktan sonra Sandy, bir erkek posteri altında ezilmiş bir şekilde 'nerede benim rüyam'der. Erkek egemen dünyada kadının yeri sadece erkeklerin rüyalarını süslemektir. Lynch'e, feministler tarafından bir çok eleştiri getirilir ama bu eleştiriler anlamsızdır. Çünkü anlatmak istediği kadının bir meta olarak görüldüğü, teşhirci bir toplumun içinde kendine yer bulmadaki zorluğudur.

Jeffrey Dororty'in evine geldiğinde gördüğü manzara şok edicidir. Kamera ölü karakterler üzerinde yavaş bir şekilde hareket eder bu sahneye yavaş bir şarkı eşlik eder. Zıtlık filmin başında Jeffrey'in babasının felç geçirdiğinde olduğu gibi yine vurgulanır. Sarı ceket giyen adamın cebindeki telsizden polisin Frank'in yerine baskın yaptığı duyulur.Fonda çalan şarkının sözleri -kalbimden gelen aşk mektupları/ Bizi birbirimize yakınlaştırır/ Birbirimizden uzaktayken /Yalnız değilim./- daha önce Frank'in Jeffrey söyleği " Sana bir aşk mektubu yollarım. Hem de kalbimin derinliklerinden, puşt! Aşk mektubu nedir bilir misin? Silahtan çıkan bir kurşun." sözlerini hatırlatır. Frank'in geleceği vurgulanır.

Polisin Frank'in yerine baskını ise komik bir şekilde verilir. Polis sadece şiddet uygular her yere kurşun sıkar asıl adam orda bile değildir. Lynch iktidara olan güvensizliğini ve iktidarın becerisizliklerini tekrar vurgular.

32- 01:52:56

resim

Jeffrey evden çıkarken kendi deyimiyle' iyi giyimli adam' kılığında Frank'in yaklaştığını görür ve tekrar daireye geri girer. Eline telsizi alarak Williams'dan yardım istediği sırada Frank'in de elinde telsiz olduğunu hatırlar ve ona tuzak kurar. Telsizden yatak odasında saklandığını söyler ama kendisi sarı ceketli adamın silahını alıp dolaba girer.

resim

Dolabın içinde daha önce Frank ve Dorothy arasındaki ilişkiye tanık olan Jeffery, Zizek'in terimiyle "kendi doğumuna tanık olmuştur." Şimdi dolabın içine tekrar girip Frued'un Ödipus Kompleksinin son aşaması olan "babayı ortadan kaldırma" işlemini yerine getirecektir.
Filmin geneline hakim olan Odipus kompleksinin erkek çocukta gelişimine göz atalım.

Erkek çocuk, gerçekleştirmenin imkansız olduğu üç arzunun himayesi altındadır:
1- Ötekinin (annenin) bedenine sahip olma: Dorothy ile Jeffrey'nin sevişme sahneleri
2- Ötekinin (özellikle babanın) bedeni tarafından sahip olunma arzusu. Anne ya da babanın nesnesi haline gelmesi: Jeffrey'in Dorothy ile olan sahnelerinde Frank gibi davranması, yavaş yavaş Frank'in yerini alarak Dorothy'in koruyuculuğunu üstlenmesi. (Frank'in Jeffrey'ye 'sen de benim gibisin' dediği sahneyi hatırlayalım. )
3-Babayı ortadan kaldırma arzusu: Frank'le özdeşleşen Jeffrey'in Frank'i öldürerek yani babanın yerini alarak otoritesini güçlendirmesi.

Ayrıntılı bilgi için: FREUDYEN PSİKANALİZ KURAMLARI IŞIĞINDA BALZAC’I İNCELEMEK: TUHAF ÖYKÜLER - Sibel YILDIZ 'ın tezine bakılabilir.
https://www.google.com.tr/url?sa=t&rct=j&q=&esrc=s&source=web&cd=17&cad=rja&uact=8&ved=0ahUKEwiSvtyD3rHYAhXMshQKHS4JCIY4ChAWCE8wBg&url=https%3A%2F%2Ftez.yok.gov.tr%2FUlusalTezMerkezi%2FTezGoster%3Fkey%3D1zw6GvYMe-q3Hf6HR-3US_1wSnhJl5DOw4rymy6XgDGVqz2txNa82GQMTfsaAaJm&usg=AOvVaw2FdwkwPg-CuSEijHjMJfOh

33- 01:56:31

resim

Jeffrey, Frank'i öldürür 'her şey bittikten sonra gelen polisler' klişesi eşliğinde Williams belirir hemen arkasından Sandy. Yere düşen beyaz ışık kapanır. Kamera Jeffrey'in kulağından yavaş yavaş çıkarak kafasını sonra uyuklayan gözlerini gösterir. Olanların gerçekten yaşanıp yaşanmadığı muğlak bırakılmıştır. Ama kameranın Jeffrey'nin yüzünde belli yerlerde dolaşması bize bu anlatının Jeffrey'nin uydurduğu bir fantasmalar(Gerçek olmadığı halde var gibi görünen hayaller) ürünü olduğu izlemi uyandırır.

34- 01:57:14

resim

Jeffrey uyandığında ağaçta bir ardıçkuşu görür sonra pencerenin kenarına konan bir ardıçkuşunu daha görürler. Dikkatli bakılırsa ardıçkuşu mekanik, robotik hareketler içindedir. Gerçek sanılan bu dünyada aslında bir hayal ürünüdür. Bir hipergerçekliktir. Zizek şöyle der: Sanki Lynch bize şunu anlatmaya çalışıyor: işte yaşamınız sonuçta bu, onun üzerine sahte bir hale örten o fantazmatik ekranın içinden geçerseniz görürsünüz seçim kötüyle daha kötü, toplumsal gerçekliğin aseptik iktidarsız kasvetliğiyle kendi kendini yok eden şiddetin fantazmatik gerçeği arasındaki bir seçimdir. (Zizek, David Lynch Encore Yayıncılık)

Şimdi bu ardıçkuşu olayına farklı açılardan bakalım.

1- Sandy bu kuşları bir aşk, kurtuluş figürü olarak tanımlamıştı. Kuşun hem robotik hareketleri hem de ağzında böcek oluşuyla kuşu izleyenlere(filmde) iğrenç görünmesi bu dünyayı sevginin de kurtaramayacağı şeklinde karamsar ya da gerçekçi bir bakış açısıdır.

2- Sandy'nin ' Hani benim rüyam' diye sitem ettiği sahne ile rüyasında ardıçkuşlarını gördüğü sahneyi hatırlarsak, artık Jeffrey'in rüyasından çıkılıp Sandy'in faztazmalarına geldiğimizi çıkarabiliriz. Sandy muhtemelen Jeffrey ile evlenmiş bir aile ortamında evde huzurlu bir şekilde görüntüleniyor. Sandy'yi tanıdığımız şekliyle onun istediği zaten budur.

3- Böcekleri film boyunca kötü ve onlarla mücadele edilmesi gereken bir metafor olarak görebiliriz. Filmin açılışındaki böceklerin iğrençliği, böcek ilaçlama şirketinin elemanı kılığında Jeffrey'nin Dorothy'in evine girmesi sahnelerine bakılırsa, gerçekten ardıçkuşları kurtuluşu temsil ediyordur çünkü böcekleri dünyadan temizliyor. ( Bu bakış açısı benim için en kabul edilemez olanıdır. )

Lynch muğlaklığı filmin sonuna kadar taşımıştır. Film tıpkı açıldığı gibi bu sefer açılış sahnesinde ekrana gelen görüntüleri tersten göstererek biter.

Filmi incelerken özellikle Freud'un ve Baudrillard'ın yazdıklarından yola çıkmaya çalıştım. Tabi bu yazı bir akademik yazı değildir o yüzden geniş açıklamalara yer vermekten çekindim. Hatalarım olmuş olabilir, yazımda eksiklikler olabilir şimdiden bunlar için özür dilerim.

İletiTarih: 31 Aralık 2017 16:14
 Kullanıcı bilgilerini göster Bu kullanıcının gönderdiğini mesajları gösterme Alıntıyla Cevap Gönder Başa dön   
İletileri göster:   
Yeni Konu Gönder   Cevap Gönder 1. sayfa (Toplam 1 sayfa) [1 Mesaj] « Önceki konuSonraki konu »
Forum Seçin:  

Türkçe Altyazı © 2007 - 2018