Giriş Kayıt

Soğukkanlı (1967)


In Cold Blood

134 dk
4 Oscar Adaylığı, 4 ödül ve 4 adaylık
7.6
  • 152/ 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
7.6/10 puan 63 kullanıcı oyladı
Yönetmen:
Ülke:
Rating:
8.0
90
89
Vizyon Tarihi:
14 Aralık 1967 (ABD)
Dil:
İngilizce
Müzik:
Bütçe:
$3,500,000
Çekim Yeri:
Colorado, ABD
Kelimeler:
Nam-ı Diğer:
Truman Capote's In Cold Blood
100 kişi izledi 92 kişi izleyecek 11 kişinin favorisi 8 takip
Özet
Truman Capote'nun en çok satan romanına dayanan, soğukkanlı bir cinayetin gerçek ve güçlü hikayesi. Başarılı ve saygın Kansas çiftçisi, karısı ve iki genç çocuğu acımasızca ve vahşice katledilirler. İki katilinde suçlarından pişmanlık duyacak kadar bile aklı yerinde değildir. Hikaye suçluların bilinçaltına girer... | Gönderen: thq
Fragman Görseller
  • In Cold Blood (1967) - movie trailer
  • In Cold Blood
  • In Cold Blood
  • In Cold Blood
  • In Cold Blood
Yorumlar
5 yıl önce
avatar
Uzun süresi ve ağır ilerleyişi başta filmin dezavantajı gibi görünse de, izledikçe filmin böyle olması gerektiğine ikna oluyorsunuz. Zira film sadece soğukkanlılıkla gerçekleştirilmiş bir katliamı anlatmıyor, bunu gerçekleştirenlerin iç dünyalarına da bir pencere açıyor. Gerçi Türk Dil Kurumu'nun tarifini de göz önüne alacak olursak, katliamın gerçekleştiriliş biçimini ben "soğukkanlılıkla" şeklinde adlandırmazdım. Daha çok "bilinçsizce" gerçekleştirilen bir eylem gibiydi.

Filmle ilgili diğer düşüncelerimi aktarmadan önce belirtmek istediğim öncelikli bir husus var ki, o da katliama sebep olan paranın miktarı. Aslında bu durum, geçmiş yıllarda çekilmiş veya geçmiş dönemleri anlatan filmleri izlerken karşılaştığımız, oldukça can sıkıcı bir durum. Yani en azından benim için öyle. Ben de bir algı sorunu yaratıyor ve ilgili sahnelerde ve/veya hikayenin bütününde gerçekleşmesi gereken etkinin oluşmasına engel oluyor. Filmde soygun girşiminin ve ardından yapılan katliamın 10.000 $ için gerçekleştirildiğini ve bu miktarda bir parayla baş karakterlerimizin bolluk içinde yeni bir hayat düşleri kurduğunu görüyoruz. Bu yüzden filmin daha başındayken, filmi durdurdum ve hemen internette bir arama yaptım; 10.000 $'ın günümüzde ne kadar ettiği ile ilgili. Aslında 10.000 $ yine 10.000 $'mış. Ama alım gücü açısından değerlendirildiğinde durum değişiyor. Şimdi ayrıntılara girip, rakamlarla boğmayalım yorumu. Kısacası, alım gücü açısından 1960'ların 10.000 $'ı günümüzün yaklaşık 500.000 TL'sine eşdeğer. Yani soygun planı ve kurulan hayaller 500.000 TL üzerine. Bu rakam da, akıllı kullanıldığı takdirde yeni bir hayat kurmaya yeter. Bu bilgiden sonra filmin anlattığı hikaye, benim için daha bir anlamlı oldu elbette.

Siyah beyaz filmleri oldum olası sevmişimdir. Sadece sinemanın siyah beyaz yıllarında çekilenleri değil, renkli yıllara geçildikten sonra siyah beyaz olarak çekilenleri de. Dolayısıyla bu filmi seyretmeye de, beğenmeye hazır bir ruh hali le başladım ama film de beğenilmeyecek gibi değildi doğrusu. Özellikle birkaç sahnedeki geçişlerin görsel ve işitsel uyumuna hayran kaldım. Bu uyum filmin tamamına hakim olmasa da, aklınızda kalan o bir kaç sahnenin güzelliği oluyor. Ancak bir sahne vardı ki filmde, hani derler ya "anlatılmaz, yaşanır" diye; işte aynen öylesi. Filmin baş karakterlerinden Perry, hücrede pencerenin kenarında hikayesini anlatıyor. Dışarıda yağmur şakır şakır yağar vaziyette. Ve bu yağmurun aksi Perry'nin yüzüne düşüyor. Penceren akan yağmur suları Perry'nin yüzünde öyle bir süzülüyorlar ki, Perry gerçekten ağlasa bu kadar etkili olmazdı. Hem anlatıyor, hem de iki gözü iki çeşme ağlıyor gibi. Böylesi efektif bir sahne, günümüz filmlerinde zor bulunur. Zira artık yük bilgisayar efektlerinin sırtına bindirilmiş şekilde. Doğallık, yerini yapay sahnelere, zorlama duygu sömürülerine bırakmış durumda. Birçok yönetmen, doğal ortamı kullanmak yerine, bunu bilgisayar masasının ardında gerçekleştirmeyi tercih ediyor. Bu durum da, doğal ortamdan harikalar ortaya çıkaran bu ve bunun gibi filmlerin değerini artırıyor.

Filmin siyah beyaz olmasının dışında, benim için bir diğer sürprizi de, filmin müziklerinde Quincy Jones imzası bulunmasıydı. Kendisi çok beğendiğim bir müzisyen ve prodüktördür. Prodüktörlüğünü yaptığı Michael Jackson'un Thriller adlı albümü dünya genelinde 100.000.000'dan fazla satılmış kopyayla tüm zamanların en çok satan albümü ünvanını kazanmıştır. Bu film için yaptığı, caz sularında yer yer ağır aksak, kimi zamansa uçarcasına dolaşan müzikler de oldukça hoşuma gitti.

Filmde medyaya ve adalet sistemine yapılan göndermelere de sonuna kadar katılıyorum. Ne medya etiği ne de adalet sistemiyle ilgili o günden bugüne değişen pek bir şey yok. İdam cezalarıyla ilgili de, hep J.R.R. Tolkein'in şu yazdıkları gelir aklıma: "Ölen birçok insan da yaşamayı hakediyor. Onlara hayatı geri verebiliyor muyuz ki, bir kişinin öldürülmesi hakkında karar verme yetkisini kendimizde buluyoruz." Belki birebir böyle değildi kaleme aldıkları, ama aklımda kaldığı kadarıyla bu anlama çıkıyordu. Adalet sistemiyse eskiden olduğu gibi, şimdi de siyah ve beyaz kadar keskin hatlara sahip iki kenarlı bir bıçak. Zengine her zaman daha nazik, fakire ise "vurun abalıya" şeklinde. Belki de filmin siyah beyaz çekilmesinin sebebi de budur.

Filmde bulduğum tek kusur, yine bir para mevzusuyla ilgili. Olayı inceleyen dedektifler, kendi aralarında konuşurlarken, cinayetlerin 40 $ için işlendiğini dile getiriyorlardı. Ama bu sonuca nasıl vardılar anlayamadım. Kurbanların ceplerinde ne kadar para olduğunu nereden biliyorlardı ki? Ama bu kadar kusur kadı kızında da olur diyelim ve geçelim.

Sonuçta, ben filmi çok beğendim. Tüm sinema severlere tavsiye ederim.
5 yıl önce
avatar
Sürprizbozan: Göster

Suçluların psikolojisini yansıtmada oldukça başarılıydı.
Hak-adalet, medya, devlet (Dövme-Rozet sahnesi) kavramlarının günümüzden pek de farklı şekilde gelişmediğini bize çarpıcı şekilde aktardı.
Başrol oyuncuları fevkalade iyiydi.
Bazı sanatsal unsurlar göz alıcıydı.
Müzikler de çok hoşuma gitti.

Sürprizbozan: Göster

Not: Filmi o zamanlarda seyretseydim yorumlarım tam olarak nasıl olurdu bilmiyorum ama şimdilik en kısasından bunları söylemiş bulundum.
Filmi öneren Sevgili CruSuS'a teşekkürler.
5 yıl önce
avatar
Zevk alarak izlediğim filmler arasına ve arşivime girdi. Bir ara izlerken sanki çocukken TRT de izlemişim gibi şimşekler çaktı beynimde ama eminde olamadım tabi. Birde baretta diye bir dizi vardı Robert Blake'in oynadığı, hiç kaçırmazdık ailece. İzlemenizi tavsiye ederim. İyi seyirler.
In Cold Blood Altyazıları

Türkçe Altyazılar

Dil
CD
Çevirmen
Fps
İndirme
Gönderen
1
23.976
173
(REMASTERED) SADPANDA
2 yıl önce
2
23.976
102
MySiLU
10 yıl önce
1
23.976
719
GoRDo
10 yıl önce
1
23.976
323
REVEiLLE
10 yıl önce
2
23.976
66
FRAGMENT
11 yıl önce
1
23.976
642
GENEL
11 yıl önce
1
25
270
GENEL
12 yıl önce

İngilizce Altyazılar

Dil
CD
Çevirmen
Fps
İndirme
Gönderen
1
25
94
GENEL
12 yıl önce
2
25
77
FRAGMENT
12 yıl önce
  • İyi
  • Yeterli
  • Yetersiz
  • Değerlendirilmedi
  • Kaynak Altyazı Bekleniyor
  • Arşiv
Bu filmi sevenler şunları da sevdi
Forumdan Benzer Başlıklar
Dizi Altyazıları
Game of Thrones (112,389) Chernobyl (34,631) The Big Bang Theory (4,149) The 100 (3,189) Killing Eve (2,791) The Blacklist (2,100) Vikings (1,582) Breaking Bad (1,463) Friends (1,076) The Flash (1,057)
Türkçe Altyazı © 2007 - 2019