Giriş Kayıt
özel mesaj
spacer

realdark86

 
Kayıt : 22 Ekim 2009
  • Man with a Plan
    Man with a Plan [S01E07]
  • Microcosmos: Le peuple de l'herbe
    Microcosmos: Le peuple de l'herbe
  • A Casa
    A Casa
  • Joey
    Joey [S02E22]
  • When Nietzsche Wept
    When Nietzsche Wept
  • Kare
    Kare
  • Zor Baba
    Zor Baba
  • Arabistanlı Lawrence
    Arabistanlı Lawrence
  • Hayat Güzeldir
    Hayat Güzeldir
  • Çin Mahallesi
    Çin Mahallesi
  • default avatar
    zaferp
  • avatar
    denisilin
  • default avatar
    STOKTAN
  • avatar
    kuzeydebiryer
Son Yorumları
Can You Ever Forgive Me? (2018)
11 Mart 2020
"Ünlü olduğun zaman şerefsizlik yapabilirsin ama tanınmayan biri olarak, bu kadar şirret olamazsın..."

Çok kötü film, çok sıkıcı, Melissa McCarthy berbat oynamış... Nasıl, iyi gidiyor muyum?

Bakın ne diyeceğim... Bazen ellerindeki müthiş malzemeyi berbat edenler oluyor. Bazen de ellerindeki sınırlı malzemeyle harikalar yaratanlar. Melissa McCarthy, limitleri olan bir oyuncu, en kibar şekilde böyle ifade edilebilir. Hikaye de üzerinde çok fazla atraksiyon yapılabilecek bir konu değil. Belli işte... Abla geçim sıkıntısı çekmeye başlıyor, sonra hayatını idame ettirmek için yarı tesadüf, yarı zeka işi bir yöntem buluyor, derken "arkadaşı" da işin içine karışıyor falan...

Oyunculuklar iyi değil, çok iyi. Bu kadar basit ve kısıtlı bir konu da ancak bu kadar ustalıkla işlenebilirdi. Bir an bile dikkatiniz dağılmadan, olaydan kopmadan izliyorsunuz. Duygu sömürüsüne uğramıyorsunuz, izleyici olarak sizden istenen, herhangi bir şeyi onaylamanız değil, sadece anlamanız...

Gerçek bir hikaye, gerçek bir drama, gerçek bir sanat eseri...
Glass (2019)
09 Mart 2020
Bu filmle ilgili yorum yapmadan önce, bazı tespitler yapmakta yarar var:
1. Bu filmin size iyi veya kötü birşeyler ifade etmesi için, ilk iki filmi tercihen de yakın zamanda izlemiş olmanız, hayati demeyelim ama, oldukça gerekli. Bunu izleyecekseniz, önce ilk iki filmi izleyin, çünkü yorumları hızlıca incelerseniz, olumsuz yorumların da ezici bir çoğunluğunun ilk iki filmi izlememiş olan kardeşlerimizden geldiğini göreceksiniz.
2. Bu filmden beklentiniz, diğer "übermensch" unsurlar üzerine yapılmış filmler gibi bir aksiyon ise, hemen vazgeçin, öyle birşey yok. Hatta dövüş sahneleri var, ama hiç hoş, veya eğlenceli değil.
3. M.Night Shyamalan sinemasına aşina değilseniz, giriş yapmak için "Unbreakable"dan önce "Sixth Sense" var mesela. Gördüyseniz birşey diyemeyeceğim.

Şeytanın avukatlığından sonra, gelelim kişisel fikirlerimize: Bence bu filmde gerçekten de bir "reji boşluğu" ve "yalapşap" görünen bir senaryo söz konusu... Ben bunu Shyamalan'ın fikir değiştirmiş olma ihtimaline bağlıyorum; uzun zamandır üzerinde çalıştığı filmin bu olduğuna tam olarak inanamıyorum. Muhtemelen ilk düşüncesi bu film ile "conclusion" yapmaktı, ama daha sonra bu konunun devam filmleri olabileceğini düşünmeye başladı. Dolayısıyla bu üçüncü filmde bir bocalama söz konusu oldu. X-Men ve Unbreakable'ın prömiyer tarihlerini karşılaştırdığımızda, çok yakın olduklarını görüyoruz. Bu "vehmin" doğru olup olmadığını zaman gösterecek.

AYSEMUGEYUKSEL kardeşimiz Sarah Paulson'ın oyunculuğunu beğenmemiş. Ben de hatuna ısınamadım gitti. Peltek bir kere. Artikülasyonu bozuk bir oyuncuya bu kadar rolü nasıl veriyorlar; anlamıyorum. Diğer oyunculuklarla ilgili ciddi bir sorun yok. James McAvoy iyi tabii ki...

Filmi izlemeye niyetlendiyseniz, çoğunluğun da işaret ettiği gibi yukarıdaki önerilere uymanız iyi olur...
"Style is knowing who you are." yani; Tarz, kim olduğunuzu bilmektir.

Aslında daha iyi bir "quote" vardı ama filmin sonlarında olduğu için buraya alamadım. Sinema eleştirmenleri bu filmin nesini beğenmemişler diye düşünüyordum, ama aşağı yukarı anlar gibiyim.
Daha önceki yorumlarımdan bazı cümleleri kopyalayıp yapıştırasım geldi...

Bu filmin size birşeyler ifade edebilmesi için, leitmotiv olan duyguya yabancı olmamanız gerekir. Bu da, yalnızlık duygusu ve dost hasreti. Filmin ana teması kesinlikle eşcinsel olmanın sorunları değil. Fakat bu tema, anlatmak istediklerinizi aktarabilmek için çok uygun bir zemin oluşturuyor. Xavier Dolan'ın kendisinin gay olması da hiç önemli değil. Gay olmak, ona farklı bir bakış açısı kazandırıyor sadece, bunu mesele yapmak, duygu sömürüsüne alet etmek, kısacası savunmak gibi dertleri yok. Hatta karakterlerin içine düştükleri çıkmazları daha da derinleştirdiğini vurguluyor desek, pek itiraz geleceğini sanmıyorum...

İki "paralel" hayat üzerinden yürüyen, oldukça farklı, emek verilmiş bir psikolojik drama izlemek sizi ilgilendiriyorsa, bu film sizin içindir. Başlarda sizin de biraz emek vermeniz, sabırlı olmanız gerekebilir yalnız...
Türkçe Altyazı © 2007 - 2022