Giriş Kayıt

dedektifnick yorumları : sayfa 7

dedektifnick profil sayfası
Jack Reacher (2012)
Tom Cruise denilince akla genelde aksiyon filmleri gelir. Filmin gerek tanıtımlarında gerek yorumlarında (filmden anlamayan kişilerin yorumu) aksiyon olduğu, o kadar abartılarak ve süslenerek anlatılmış ki büyük bir iştahla filmi izlemeye başlıyorsunuz.. ama o da ne.. filmin aksiyonla falan alakası yok.. birkaç hareket var ama bu filme aksiyon demek yanlış.. ortaya karışık çorba olmuş açıkçası..
Tom Cruise da pek bu filme yakışmamış.. o oynuyor diye de her filmini beğenmek zorunda değiliz... Kötü senaryo.. kötü oyunculuk... gereksiz bir hikaye... Yani izlemeseniz de olur.. izlemeyenler bir şey kaybetmez.. izleyenlerse 2 saat kaybeder...

Tarih: 20 Nisan 2013 18:32
Spartacus: Blood and Sand (2010)
Bugüne kadar yapılmış hiçbir Türk dizisinin ardından bu kadar üzüntü duyulmamıştır... Duyulmayacaktır da... Dizinin bitmesi sevdiğin birini kaybetmek kadar acı veriyor sanırım.

  • 200/ 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
Tarih: 13 Nisan 2013 18:32
Le prénom (2012)
fransız filmi sevenler ekran başına.. Gülücük
Film başlarken karakterlerin tanıtımı (serim) Jean Pierre Jeunet'un, Amelie filmindeki biçimiyle başladı. Oh nihayet güzel bir film yakaldık derken, nerdeyse 10 dk boyunca anlatıcının sesi bitmek bilmedi. İyice cılkı çıkana kadar serim devam etti. İlk 2 dk güzel başlayan film giderek sıkıcı olmaya doğru ilerledi.

Bu sıkıcılık yorumlarda da yazdığı gibi yarım saati buluyor. Ama film ilerleyen dakikalarda sizi içine almaya başlıyor artık. Olayları, durumu ve karakterleri iyice tanıyor, hikayenin keyfini sürmeye başlıyorsunuz.

Baba olmak üzere olan Vincent'in başlattığı bir şaka, okun yaydan çıkması gibi geri dönmeden yolunda ilerliyor ve hedefe saplanıyor. Hani derler ya şakayı uzatırsan ...oku çıkar diye. Vincent de şakayı uzatıkça içinden çıkılmaz bir hal alıyor durum. Artık şakadan dolayı birbirine öfkelenen yakın arkadaşlar, yıllardır içlerinde duran ve birbirlerine söyleyemedikleri sırları ortaya döküyorlar.

Filmin yarım saatine dayanabilirseniz sonunda iyi bir film izlemiş olacaksınız. Tek mekanda geçen film, ne kadar samimi olursanız olun dostlarınızın size bir şekilde katlandığını ve sevmediğiniz taraflarınızı yüzünüze vuramadığını anlatıyor. kimse dört dörtlük değildir yani.. Anlık öfkelenmeler, içinizde taşıdığınız gizleri açığa vurmamalı.. yoksa geri dönüşü zor olur.. 10/7

Tarih: 10 Nisan 2013 15:36
Gangster Squad (2013)
Öncelikle yönetmen bütün filmi neden karanlıkta çekmiş anlamak mümkün değil...

Sonrasına gelecek olursak; hemen hemen bütün gangster filmlerinde mevzu aynı. Bir suç çetesi ve onu çökertmeye çalışan polis gücü.. Yeni yapılan filmlerde de bu değişmiyor. Konu klasik yani.. Filmleri farklı kılan yönetmenin bakış açısı, oyunculuklar, teknolojinin (kamera-ışık-efekt) kullanımı vs'dir..

Sinema izleyicisi ister istemez geçmişte izlediği filmlerle yeni izlediği filmi kıyaslamaya gider. Haliyle bu filmi de Godfather ve Bordwalk Empiare gibi nitelikli filmlerle kıyaslamaya gidiyoruz. Yeni çekilen filmlerin en büyük tehlikesi de zaten eski çekilmiş iyi filmlerin gölgesinde kalması. Bence bu film de öyle olmuş. Yorumlarda filmin doyurmadığı söyleniyor. Tabii ki Godfather gibi bir serinin ardından bu film doyurmaz. Birkaç kamera oyunu, birkaç efekt yetmemiş filme.. Filmi izlenir kılan şey haliyle oyuncuları... Özellikle Sean Pean'ın farklı oyunculuğunu görmek adına izlenbilir. Ama dediğim gibi karanlıktan bir şey seçebilirseniz.. 10/6

Tarih: 09 Nisan 2013 10:32
Hannibal (2013)
Hannibal hayranlarının uzun zamandır beklediği dizi nihayet başladı. Tabi bilenler için.. .İlk bölüm itibariyle eleştiri yapmak çok erken ama yeni başlayacaklar için bir şeyler karalamakta fayda var.
En nihayetinde Hannibal hikayesini aşağı yukarı herkes bilir. Film Hannibal'ın yakalanmadan önceki hikayesinden başlıyor. Muhtemelen de sinema filmlerindeki minvalde ilerleyeceğe benziyor. Karakterler haliyle belirginleşip oturmadığı için bir taraf tutma söz konusu değil ama her ne kadar serial killer olsa da Hannibal fanatikleri ana karakterin ne yaptığını bence umursamayacak ve onun tarafını tutacaktır. Ki böylesi bir oyuncunun (Mads Mikkelsen) Hannibal rolünü oynası gerçekten müthiş bir olay. Soğukkanlı ve vakur duruşuyla daha ilk bölümden bence gönülleri feth etti. Seri katillerin "akıl maskesi" takan kişilikleri iyi incelemişe benziyor. Epey bir kitap kurcalayıp, araştırma yapmış rolü için..
Diğer rollerde de tanıdık isimler var. Matrix'in ünlü Morfius'u, Agent Jack Crawford rolünde bu sefer.. Epey bir kilo almış olsa da gene de seviyoruz onu.. Gülücük

Umarız dizi beklenilen grafiği yakalar... Bol cinayet, bol aksiyon, bolca akıl çatışmaları ve bulmaca dolu bir film bekliyoruz.
Kanımca film diğer serial killer dizisi olan The Following'le kafa kafaya gidecek.. Kıyaslamalar bu 2 dizi arasında olacağa benziyor ama The Following'in kan kaybetmeye başladığını düşünürsek Hannibal daha ilk bölümle zirveyi ele geçirdi bence..

Çeviri için eyldz & LoneStar'a çok teşekkürler...

  • 140/ 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
Tarih: 06 Nisan 2013 23:50
Antiviral (2012)
2009 yılında Michael Jackson'ın yanmış saçları İngiltere'de düzenlenen müzayedede 950 £'a (yaklaşık 2 bin 250 TL) alıcı buldu. Bugün birçok ünlünün kişisel eşyaları milyonlarca dolar değerinde alıcı buluyor. İnsanlar hastalık derecesinde ünlülere bağımlı olabiliyorlar. Evet adı tam da bu "hastalık"..
Ünlülerin kişisel eşyalarını satın almanın ileri aşaması da hastalanan ünlünün virüsünü satın alıp kendine enjekte etmek sanırım. Virüsü alan şahıs kendini ünlü ile bütünleşmiş hissediyor. onun gibi oluyor. onun gibi yaşıyor.. onun gibi hissediyor.. bir tür orgazm da denilebilir. filmde bu psikolojik hastalığın hikayesi ele alınmış. insanlığın çıldırabileceği son nokta bu olsa gerek.
varoluş sebebi.. kendini kaybetmiş insanın anlam arayışı.. bu arayışı da başka kimliklerde bulmaya çalışıyor.

film genel olarak ağır ilerliyor. sahneler çok fazla uzatılmış ve az oyuncu eksenli olması yer yer sıkıcılığa bırakıyor kendini.. filmin bilim kurgu olup olmadığı tartışılır ama filmi izleyecek arkadaşların altmetin okumasını iyi yapmalarını salık veririm. yoksa film sıkıcı ve kötü izlenimi bırakacaktır.

Tarih: 04 Nisan 2013 20:11
Celal ile Ceren (2013)
Şahan Gökbakar'a birkaç sorum olacaktı? Umarım bu yazılanları okuyordur..

1-Bu filmi yapma sebebin acaba Recep İvedik'ten daha kötü bir film yapılabilir mi mantığı mıydı?
Öyleyse şu an dünyanın en kötü filmi kategorisinde 1 numara olabilirsiniz.. Çünkü bundan daha kötüsü 11 eylül'de amerika bile yaşamadı..

2-Filmi yaparken Gökebakmak yerine neden sinema tarihine bakmadınız? En azından birkaç komedi filmi izlenemez miydi? Senaryo nasıl? Oyunculuk nasıl? vs vs..
Sanırım böyle bir kültürel altyapınız yok..

3-Ben yazarım, ben yönetirim, (Togan olması fark etmez) ben oynarım mantığını bir kenara bırakıp, akil adamlarla çalışıp daha nitelikli bir film yapsaydın olmaz mıydı?
Olmazdı, çünkü o zaman bir tepsi böreği bölüşmüş olurdun..

4- En azından sokaktan toplama oyuncularla bu filmi yapmasaydın be Gökebakar... Neden?
Eeeee cukkayı nasıl götürecektin değil mi?

5- Bu filmde neden iyi olan hiçbir şey yok be Gökbakar? En azından Türkiye'de nitelikli sayılabilecek 5 milyon iyi sinema izleyicisi var. ama sen geri kalan 75 milyonu daha karlı buldun sanırım?
Aptalları kandırmak daha kolay değil mi? Onlar umursamazlar, sadece izler ve "ulan ne güldük" derler...

6- Türk sinema tarihinde nasıl bir yer edineceksin bu ve buna benzer filmlerinle? Kendinle birlikte neden başkalarını da sürüklüyorsun böyle bir felakete?
Yüzüm ak diyorsundur şimdi?

7- Bu yorumları kulak arkası ediyor musun? Yoksa "aman boşver bu adamlar filmden ne anlar, gelsinler de onlar bir film yapsınlar" mı diyorsun.
Senin bu yaptığını 5 yaşındaki çocuklar bile yapmaz diyorum.

8- Yazacak çok çey var ama kötü yazmanın bile seni reklam etmek olduğunu biliyorum. Sen de bana şöyle bir soru sorabilirsin? Neden bu filmi izledin o zaman?
Öncelikle sinemaya gitmedim. bugüne kadar senin herhangi bir filmin için de sinemaya gitmedim. Ama nitelikli türk filmlerini destelemek amaçlı sürekli sinemaya giden biriyimdir. Senin filmini "bilmek adına" izledim. Artık biliyorum.

Ve gerçekten senden utanıyorum, utanıyoruz. Bizi tüm dünyaya rezil ettin!

  • 20/ 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
Tarih: 31 Mart 2013 10:48
Tres metros sobre el cielo (2010)
serseri bir genç ve zengin ve şımarık kız arasındaki klasik aşk hikayesi.. genç adam sinirlerine hakim olamadığı için aşkını yitirir ve kendi felaketini hazırlar.
oldukça uzun bir film olmuş. yönetmen daha kısa tutsaymış iyi olurdu. amerika filmlerinde defalarca türevlerini izlediğimiz bir yapımın ispanyol versiyonu.. Daha naif bir film olabilirdi.. film sonuna ilişkin fazlasıyla ipucu veriyor.. buna karşın görüntüler ve müzik oldukça iyi.. romantizm fazla aramayın.. erkek karakterin fazla sert olması romantizmi öldürmüş bence..

filmin 2010 yapımı olması ve türkiye'de yeni vizyona girmesi de ilginç.. .bu arada filmin devamı 2012 yapımı da torentlerde geziyor.. o da sanırım 2015 de vizyona girer. Gülücük)

Tarih: 29 Mart 2013 17:33
The Oranges (2011)
Hugh Laurie'nin, Dr House karakterine o kadar alışmışız ki nerdeyse onu başka rollere yakıştıramıyoruz. Dizinin fanatikleri de sanırım böyle düşünecekler. Hugh Laurie de zaten karakterin izlerini henüz üzerinden atamamış bu filmde.
Film orta yaştaki bir adamın, genç bir kızla olan ilişkisini anlatıyor. Sıradışı olan ise yaşlı ve genç arasındaki aşkın Amerikan toplumu tarafından bile kabul görmezliği. Bu kabul görmezlik beraberinde yıkımı da getiriyor. Dostluklar, arkadaşlıklar, komşuluk ilişikileri bir çırpıda yok olabiliyor. Bu işin savunusu ise herkesin birbirini suçlaması ve tutunacak bir şeyin kalması durumunda, absürd şeyler yapabilecek olması... İlişkiyi yaşayanlar aslında mutluyken başkalarını hoşnut etmek adına her şeyden vazgeçebiliyorlar. Bu da filmin kırılma noktası..
Komedi ağılığı olan bir film değil... Duygusal, karmaşık, bazen komik.. İzlenebilir... En azından Hugh Laure için.. Gülücük) 10/6

Tarih: 19 Mart 2013 13:18
Sap ji sang ciu (2012)
Kötü yorum yazanlar en azında yaşı ve enerjisi arasında ilişki kurabilirler.. Jackie Chan 59 yaşında.. "Bizim dedelerimiz 59 yaşındayken ne yapıyordu?" diye soralım kendimize. Cevap: kahvede pinekliyordu...

Tarih: 16 Mart 2013 21:44
Türkçe Altyazı © 2007 - 2024