Giriş Kayıt
özel mesaj
spacer

Cormorant

 
Kayıt : 17 Ocak 2020
D.Günü : Kasım 01, 1962 (60) Akrep
  • Belle à croquer
    Belle à croquer
  • Frasier
    Frasier [S07E11]
  • Frasier
    Frasier [S07E10]
  • avatar
    nturan57
  • avatar
    Thetayk
  • avatar
    Kadraj
  • avatar
    stepkurdu
  • avatar
    Morrison
Son Yorumları
Amsterdam (2022)
28 Kasım 2022
"- Başına çok kötü şeyler gelebilir.
- Ne fena bir söz, bırak sevdiceğine, herhangi bir insana bile denmez."

Tuhaf bir film. Şu herkesin şikayet ettiği "içine girememe" durumunun nereden kaynaklandığını anlayamadım. Yaşanmış olaylardan esinlenilmiş, yıldız oyunculara resmi geçit yaptırılmış, dönem ve atmosferin yansıtılması ile ilgili sorun yok ama Christian Bale'in bir gözünün takma olması gibi, filmin de bir bacağı aksıyor. Daha önce şu an aklıma gelen en az üç filmini bayılarak izlediğim yönetmenin burada ne yapmaya çalıştığını çözemedim. Komediye göz kırpan Brechtiyen tatlara koşup bizi "yadırgatma" moduna sokarak farklı bir yöntem mi denemiş? Adam kendini aşmış da biz mi takdir etmekten aciziz? Hikaye anlatılıyor ve "palavra" da değil aslında, ama sanki bizi hiç ilgilendirmeyen birşey görüyormuş duygusuyla izliyoruz. Bilemedim ki...

Babasını sevmeme rağmen şu J.D.Washington'a ısınamadım bir türlü. Adam bana "siyah" gibi bile gelmiyor. Oyunculuğunun da biraz problemli olduğunu düşünüyorum. Kendini aşamadığı bir tutukluğu var sanki. Christian Bale'i de bu filmde sevmedim. Göz konusunda yönetmeni uyarabilir miydi mesela, ne bileyim? Diğerleri ile ilgili büyük bir sorun yok ama hepsini, Robert DeNiro dahil, hikayenin işlenişi yüzünden midir nedir, bir "harcanmışlık" duygusuyla izliyorsunuz.

Hikaye önemsiz bir hikaye değil, burada üzerine çok fazla bilgi vermek doğru olmaz ama, üç ana karakterin hayatlarına paralel olarak anlatılan, belirli bir dönemde Amerika Birleşik Devletleri'nin birbirine karşıt "içsel" ama "dış kaynak" etkileşimli tepkileri üzerine politik "soslu" bir hikaye olduğunu söyleyebiliriz. Anlaşılmadı mı? İzlerseniz anlarsınız...

İzleyelim mi yani? Bence izleyin. Benim hemen aklıma gelen en az 12 başrol oyuncusu var, yani her birini başrolde olduğu bir film veya dizide izlemişizdir. Sadece bu yüzden bile izlenir. Hem belki siz farklı bir izlenim edinirsiniz...
Mr. Malcolm's List (2022)
22 Kasım 2022
"Şu umut, en umutsuz şey."

İngiliz yapımı ve dönem filmi deyince neler beklememiz gerektiğini biliyoruz tabii ki, güzel görseller, kıyafetler, ve pek de önemli birşey olup bitmeyen bir hikaye. Bu filmi karışık duygularla izliyorsunuz, hafiften eski yerli komedileri anımsayabilirsiniz, oldukça basit bir hikaye, kızcağızın gururu kırılır, çünkü bazı kriterlerle oluşturulmuş olan bir listedeki beklentilere uymamıştır, intikam almak ister, bir plan kurar ve yakın arkadaşından yardım ister falan... Ufak nüanslarla gidişatı ve hatta finali tahmin etmeniz de pek zor değil, ama bu türü seviyorsanız, izlediğinize pişman olmazsınız. Dram gibi başlayan film, Hintli uşağın davranışları gibi biraz yapay duran komedi unsurlarıyla hafifletilmeye çalışılmış, yani aslında bir romantik komedi ama İngiliz usulü. Mutlaka "Bridgerton" dizisini de anımsayacaksınız, tabii izlediyseniz.

Bu arada Hollywood'un son zamanlarda kendini kaptırdığı pozitif ayrımcılık İngilizleri de etkisine almış görünüyor, çünkü baş karakter Bay Malcolm, Afrikalı. İki kadın karakter de kesinlikle "beyaz" değil. Bizce mahzuru yok tabii ki, çünkü millet olarak zaten hiç bir zaman "zarfa" bakan insanlar olmadık, hep "mazrufa" bakarak verdik hükümlerimizi.

Filmi ailecek izlemenizde bir mahzur olamaz, sadece çocuklar için sıkıcı olabilir.
Red Sparrow (2018)
08 Ekim 2022
"Her insanın kayıp bir parçası vardır. O parça olmayı öğrenin, size her şeylerini versinler."

Bu filmi izlemekte oldukça gecikmişim. Bütün yorumlar dört yıl önce yazılmış. Bu saatten sonra kimsenin dönüp bakacağını sanmamakla birlikte, birşeyler karalamaktan kendimi alamıyorum, çünkü denisilin'in her zamanki az ve öz yorumu dışında pek çok yorum yanıltıcı, gereksiz, ve hatalı. Özellikle korku ve şiddet filmlerine düşkünlüğüyle tanıdığımız, dolayısıyla filmden bu anlamda tatmin olmamış, kastta da hiç Rus oyuncu olmamasını "hata" olarak değerlendiren ve bu durumun koltuklarınızı terkettirecek kadar önemli olduğunu sanan bir kardeşimizin ifadelerinden buraya alıntı yapacağım. Ben kast direktörlüğünü inanılmayacak kadar başarılı buldum. Özellikle önemli bir rolde aslen Belçikalı olan oyuncu Matthias Schoenaerts vardı ki, Putin'e oğlu veya kardeşi kadar benzediğini farketmemeniz imkansız. Gülücük

Jeremy Irons ve Charlotte Rampling gibi deneyimli oyuncular da "küçük küçük" oynayarak ve asla rol çalmayarak büyüklüklerini kanıtlıyorlar. Buna belki çoğunluk itiraz edecektir ama "Jennifer Lawrence’ın seksi görünümü" diye birşey yok. Kendisi aslında çocuksu görünümüne rağmen, zor sayılabilecek bir rolün hakkından fazlasıyla gelip her kalıba girebileceğini kanıtlamış. Bir kardeşimiz kendisini mazbut bellediği için filmi eşiyle birlikte izleme gafletine düştüğünden dem vuruyor. Yapmayın... Filmi eşinizle birlikte izlememeniz için hiç bir neden yok ama çocuklar konusu farklı tabii ki. Çocuklarınızın önünde hangi filmin "oynadığına" ekstra dikkat etmek sizin işiniz zaten. Bu arada "Joel Edgerton’ın karizması" diye birşey de yok. Kendisi çipil gözlü birşey ama, zaten adamın karizmatik falan olmaması gerekiyor. Filmi izleyen birinin bunun nedenini çok iyi biliyor olması gerekir. Filmin sürprizi de, kısa ama başarılı kompozisyonu ile "Weeds"den tanıdığımız Mary-Louise Parker idi. Anlayacağınız üzere kadro oldukça "kalabalık".

Film bir casusluk filmi, ve böyle bir filmde olması gerektiği kadar cinsellik, şiddet ve şaşırtmacalar var, ama kötü haberler de var tabii ki. Filmin senaryonun gereksiz uzunluğundan da kaynaklanan bir kurgu sorunu olduğu ortada. MatthewMc kardeşimizin yorumunda belirttiği "gereksiz yan karakterler" konusuna da katılmamak elde değil. Bir süre sonra film gerçekten ağır ilerlemeye başlıyor, ama geneline baktığınızda sıkıcı olduğunu söylemek büyük haksızlık olur. Amerikalılar / Ruslar meselesi de bir eleştiri gerektirmiyor, her iki milleti de az çok tanımış biri olarak bunu söylüyorum, zaten hiçbirinin sütten çıkmış ak kaşık olduğu da öne sürülmüyor...

Genel atmosferi, "old school" diyebileceğimiz olay örgüsü, James Newton Howard'ın müziği ve daha pek çok özelliği ile iyi, ve güzel bir film. Sadece tekrar etmek gerekirse, çocuklara göre değil...
Türkçe Altyazı © 2007 - 2022