Giriş Kayıt

Paterson (2016)

avatar
trafalgar (07 Haziran 2017)
  • 180/ 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
Bir çoğumuzun süregiden bir rutini var. Sabah kalkması gereken bir zaman, ihtiyaçlarımızı karşılamamız için çalışmamız gereken iş, ailemize karşı sorumluluklarımız, hafta sonları belki bir parka gidip yürüyüş yapmak, pazar kahvaltıları… Bazen bu sıradanlıktan kurtulmak için değil de sıradanlığa ruha dokunan bir şeyler eklemeye çalışıyoruz. Film izliyoruz, kitap okuyoruz, müzik dinliyoruz, spora gidiyoruz hatta ara sıra tüketmekten üretime geçmeyi bile düşünüyoruz. Bu düşünceler bazen elle tutulur bir şeylere dönüşüyor, çoğu zaman yarım kalıyor…

Otobüs şoförümüz Paterson’da şiir yazıyor. Şimdi gelin bu sıradan kahramanımızın sıradan yaşamına bir göz atıp onu biraz daha iyi tanıyalım.

resim


Saat sabah altı civarı uyanıyor, New Jersey eyaletinin Paterson şehrinde belediye şoförü olduğu işine gidiyor. Yolda gördüklerine selam veriyor, iş arkadaşlarının aile sorunlarını dinliyor, otobüsü hareket ettirmeden önce defterine bir şeyler karalıyor. Sonra Paterson şehrinin sakinlerinin konuşmaları eşliğinde, onların söylediklerine kulak kabartarak şehirde dolaşıyor. Her akşam yamulan posta kutusunu düzeltiyor . Karısıyla sohbet edip, köpeğini dolaşmaya çıkarıyor, hep aynı bara gidip bir şeyler içiyor… Kariyer hırsından uzak, memuriyetinden mutlu bir yaşam sürüyor.

Bir çocukken üç boyut olduğunu öğrenirsin.
Yükseklik, genişlik, derinlik,
Ayakkabı kutusu gibi
Sonra dördüncü bir boyut olduğunu işitirsin, zaman
Sonra bazıları da der ki, beşinci, altıncı ve yedinci boyutta olabilir.
İşten çıktım
barda bira içtim
Ve bardağıma bakarken kendimi iyi hissettim.
Film'den


Filmdeki monotonluğu Paterson’un karısı Laura’nın siyah beyaz renklere olan takıntıları ve Paterson’un sokaklarda dolaşırken kıyısından değip geçtiği insanların hayatları bozuyor. Bir gün yine işten dönerken bir ufak kız çocuğuyla tanışıyor. Küçük bir şair, ikisi de kafiyesiz şiiri daha çok seviyor. Kız giderken ikisi arasında şöyle bir diyalog geçiyor.

Kız- Emily Dickinson ‘ı sever misin?
P-En sevdiğim Şairlerdendir.
Kız-Harika, Emilly Dickinson’dan hoşlanan bir otobüs şoförü

Küçük şairin bir ikizi vardır. Laura’da filmin başında rüyasında ikiz çocukları olduğunu görmüştür. Hayattayken sadece dokuz şiiri basılmış, nerdeyse şehrinden hiç çıkmamış, kafiyesiz yazan Emily Dickinson’ın hem şiirleriyle hem hayatıyla Paterson arasında ufak da olsa benzerlikler var.

Bir sözcük ölür, söylendiğinde,
Denir-
Ben derim ki dünyaya o gün
Gelir
Emily Dickinson


Bu filmde büyük bir dram, gerilim, macera yok onun yerine yaşantının akışına kendini bırakan, çok sevdiği şairin (William Carlos Williams) şiirleriyle hayatta kendine bir pencere açan, sıradan bir işçinin hikayesi var kendi adıma bu hikayeyi sevdim.



Türkçe Altyazı © 2007 - 2024