Giriş Kayıt

Sarayın Gözdesi (2018)

The Favourite
avatar
MatthewMc (28 Ocak 2019)
  • 180/ 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
17. Filmekimi Festivali Film İncelemesi 4: The Favourite

resim

Ta Filmekimi’nde izlediğim The Favourite hakkında bir iki kelam etmek istedim çünkü yılın en özgün, garip, komik, dramatik ve en iyi oyunculuklara, yönetmenliğe sahip olan filmi, üzerinde konuşulmayı hak ediyor. Yorgos Lanthimos, ilk başta The Lobster ile garipsediğim ama The Killing of a Sacred Deer ve Dogtooth’u izledikten sonra tarzına alışıp hayran kaldığım bir yönetmen. The Favourite, Lanthimos’un senaryosunu yazmadan yönettiği ilk film olsa da, her haliyle bir Lanthimos filmi. Ortaya çıkan sonuç ise sanki Barry Lyndon ile All About Eve birleşmiş de, olabilecek en deli işi filmi yapılmış gibi. Lanthimos, bu filmle kendisini aşmış.

Bu filmin performansları tek kelimeyle in-an-ıl-maz-dı! Normalde kelimeleri böyle hecelemem ama bu film kesinlikle istisnai bir durum. Her işine hayran kaldığım Olivia Colman; olabilecek en inişli çıkışlı ve öfkeli bir kişiliğe sahip olan karakteri karikatürize etmeden, olabilecek en gerçekçi ve en etkileyici şekilde canlandırmış, Kraliçe Anne’i adeta ete kemiğe büründürmüş. Hele bir de bunun yanında karakterinin derinlikli ve karmaşık yapısı... Hani dondurmalı pastanın üzerine konulan kiraz var ya? O işte. Ama yalnızca Colman’ın karakteri değil, Emma Stone ve Rachel Weisz’in canlandırdığı karakterler de derin ve karmaşık bir yapıya sahipti. Bu üç karakter bir aradayken davranışlarını gözlemlemek ve kişiliklerini anlamaya çalışmak, filmin en çarpıcı tarafıydı. Başrolde karmaşık kişiliklere sahip olan 3 kadının olduğu bir film ise zaten çok nadir çekiliyor, bu yüzden bu filmi ayrıca takdir edilesi.

Rachel Weisz’in performansı tek kelimeyle dört dörtlüktü, üzerinde saatlerce konuşulacak cinsten. Emma Stone ise filmde beni en çok şaşırtan kişiydi, bu filmde açık ara kariyerinin performansını sergilemiş. Özellikle de bir bölümden sonra ekranda kaybolup bambaşka bir kişiliğe bürünüyor (tam olarak içerisinde ateş bulunan bir yemek partisinde). Nicholas Hoult ve Joe Alwyn’in performansları da es geçilmeyecek türden.

resim

Sadece senaryosu tarafından bakacak olursak bile The Favourite tam bir deli işi. Deborah Davis ve Tony McNamara’nın senaryosu öyle zekice diyaloglar, kara mizah ve geniş bir atmosfer içeriyor ki, bu filmin çekilmiş olması ve bu kadar derli toplu olması resmen bir mucize. Kesinlikle bu yılın en iyi senaryolarından birisi.

Bu filmi izlemek için Kadıköy’den Nişantaşı’na gittiğimi ve yer bulamadığımdan bilet kuyruğunda 1 buçuk saat beklediğimi ve filmi en önün en köşesinde izlediğimi de göz önünde bulundurursam, çıkan sonuç kesinlikle beklediğime değdi. Ta Ekim'de izlemiş olmama rağmen bugün bile film aklımdan bir türlü çıkmıyor. The Favourite; kusursuz performansları, kusursuz yönetmenliği, ve kusursuz senaryosu ile hiç bitmesini istemediğim bir filmdi. Son zamanlarda hiç bu kadar sıra dışı bir atmosfere ve özgün bir stile sahip olan bir film görmemiştim. Çarpıcı finali ise çıkan sonucu daha da iyi bir hale getirmiş. Sakın kaçırmayın.

Puanım: 9/10



Türkçe Altyazı © 2007 - 2019