Giriş Kayıt

Paris'te Gece Yarısı (2011)

Midnight in Paris
default avatar
aktakka (08 Nisan 2012)
Hayatımdaki geçmişe özlem bu zamanlar gittikçe artıyor. Çocukluğum sürekli aklımda, bilye oynamak, taso toplamak, izlediğim çizgi filmler vb. Yaşıtlarımla her hangi bir şeyden konuşurken dahi birden sohbeti çocukluğuma bağlıyorum. Geçmiş ne kadar kötü olursa olsun her zaman aklımızda kalıcı. Geçmişi unutmak mümkün olmuyor, en kötü yaşananlar bile bir zaman sonra gülerek anlatılabiliyor.

Geçmişimi fazlaca arzuladığım ve tekrardan yaşama isteğim, Midnight in Paris filmiyle birlikte tekrardan daha da fazla arttı. Filmin başlangıç sahneleriyle birlikte birden Paris sokaklarında yürümeye başlıyorsunuz. Bir gün boyunca Paris restaurantlarında yemek yiyoruz, cafelerinde kahvemizi yudumluyoruz. Akşama doğru yağmur başlıyor ve evimize belki otelimize yetişmek için yürüyoruz. Ama acele etmiyoruz çünkü “ Paris’e yağmur çok yakışıyor “

Paris de dolaşırken birden zaman kavramını düşünüyoruz. Her bir film karesinde zamana yoğunlaşıyoruz. Bazen hızlıca otobüse yetişiyoruz yolda gördüğümüz dostumuzla kısa bir sohbet ediyoruz belki zaman bazen hızlanıyor bazen durağanlaşıyor. Sadece bir günde geçen zamanımızı bize düşündüren ve müthiş bir görsellikle anlatan üç dakika. İronik değil mi?

Gil ve Inez sonbaharda evlenecek iki nişanlı genç. Genç çift tatil için Paris’e giderler. Gil bir senarist ve ilk roman denemesini bitirmek üzere. Nişanlısı ile gezerken Paris’in büyüsüne takılıyor ve artık Paris onun için bir tutku oluyor. Gil yaşadığı dönemden hiç tat almayan ve geçmişe imrenen bir adamdır.

Gil- Inez ilişkisi çok güzel anlatılmış. Mükemmel bir aşk yaşamıyorlar, tamamen mantık ilişkisi. Gil’in asla emin olmadığı ilişkisi ve baskı ile ilişkisine kendini veremeyen, belki de vermek istemeyip beraber olduğu adamı iyi tanıyıp buna rağmen hayatının merkezindeki bu adamdan sürekli çok fazlasını isteyen Inez. Her ikisi de dünyaya farklı gözlerden bakıyor.

Yazamadığı kitabın sayfalarına boğulmuş Gil bir gece Paris sokaklarında geçmişi ararken çan sesiyle birlikte (külkedisi misali) kendisini “Golden Age” de bulur. Yaptığı yolculukla öyle bir çevreye giriyor ki ‘Yok artık o da mı?’ dedirtiyor insana. Salvodar Dali, Ernest Hemingvay, Picasso, Scott Fiztgerald, Zelda Fiztgerald, Luis Bunuel ve daha niceleri…. Bütün bu kitaplarını okuduğumuz, resimleri üzerine düşündüğümüz sanatçıların tepkileri, tipleri, aralarında ki ilişkileri en gerçekçi şekilde anlatılmış. Sanat haricinde onların bütün insancıl yönleri en sade biçimde bizden birileriymiş gibi Gil’in gözünden aktarılmış.

1920 Paris’in de ayakları yerden çekilmiş ve Picosso’nun metresine aşık olabilecek kadar kendini o döneme ait hissetmiş Gil, girdiği rüyadan uyanmasının sebebi Andira’nın altın çağı ile kendisininkinin aynı olmamasının görmesi. Birlikte bindikleri bir fayton ile 19. yy Fransa’sına gittiklerinde Andriana kendi altın çağını bulmuş 1920 ye geri dönmemiştir. Gil ve bizlerde insanın geçmişe ait merakının sonunun gelmeyeceğini anladık. Gil günümüze dönerek kendisinden farklı yaşam tarzı olan nişanlısından ayrılarak, Fransa’ya yerleşmeye karar vermiş ve şimdi Gil’in kapısını yeni bir aşk çalmıştır.

‘Yağmurda yürümek güzeldir’

Mustafa AKTAKKA http://izlemeacisi.blogspot.com/



Midnight in Paris
Dizi Altyazıları
Supernatural (3,834) This Is Us (2,595) Star Trek: Discovery (2,320) Gotham (1,785) The Flash (1,456) American Gods (1,337) Vikings (1,333) The OA (1,083) The Blacklist (975) Arrow (812)
Türkçe Altyazı © 2007 - 2019