Giriş Kayıt

Gerçek Yalan (2000)

Shilje sanghwang
avatar
massgorebation (12 Aralık 2011)
  • 160/ 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
Güney Kore sinemasında son dönemde adından sıkça bahsettiğimiz, kendi ülkesinde filmleri pek sevilmese de özellikle Avrupa'da yoğun ilgi gören Ki-duk Kim'in dördüncü uzun metraj filmi;" Real Fiction." Yönetmenin "Ag-o" ve "Wild Animals" ile başladığı ve Seom'la tavan yaptığı, rahatsız edici öğelerin ve grafik şiddet sahnelerinin baskın olduğu filmlerinden biri Real Fiction. Yönetmenin filmografisini iki kısma ayırırsak, bu filmde onun henüz sakinleşmeden önceki dönemine ait deneysel ve gerçekliği sorguladığı, aynı zamanda da farklı ve rahatsız edici bir anlatım yolunu benimsediği filmlerinden biri.
resim

Ki-duk Kim kendi sinematografik öğelerini katarak deneysel ve gerçekliğe farklı anlamlar yükleyen sinema diliyle bir tiyatro yönetseydi nasıl olurdu? Real Fiction'ın ilk yarım saatinde bu soruya cevap aramak mümkün. Meydanda dolaşan, uzun plan sekanslardan oluşan çekimler yapan bir kamera, bir ressam, telefonda sevgilisiyle konuşan bir kadın, bir grup serseri ve bu günlük akışı kameraya alan bir kadın...

resim

Ki-duk Kim filmindeki mekanı bir sokak tiyatrosu gibi tasarlıyor, günlük hayatın temposunu bozmadan, kesintisiz çekimleriyle yaşanan gerçekliğin bir kesitini izleyiciye sunuyor. Filmin ana karakteri ressam olan Na, klasik bir kaybeden insan görünümde. Toplum içinde sürekli itilip kakılmasına, aşağılanmasına rağmen sesini bir türlü çıkarmıyor. Onun kapalı bir tiyatro salonuna girmesiyle birlikte seyirci de onun bilinç altına bastırdığı ikinci kişiliğiyle tanışıyor. Fight Club'taki Tyler Durden karakterine benzer bir şekilde, bu karakterde bütün gerçekleri Na'nın yüzüne vurarak, onun aydınlanmasını, gerçeği görmesini ve kendisine kötü davrananlardan intikam almasını sağlıyor.

resim

Böylece son dönemdeki Güney Kore filmlerinin tanıdık ve popüler temalarından biri olan intikam, filmin ana merkezi haline geliyor. Na listesindeki kişilerden tek tek intikamını almaya başlarken, Ki-duk Kim sinemasında alışık olduğumuz patlamalar şeklinde kendini gösteren, şok edici sekanslarda birbiri ardına sıralanmaya başlıyor.

resim

Psikolojik şiddetin fiziksel şiddete dönüşümü sırasında karakterin sergilediği soğukkanlılık, amatör kamerayla kaydedilmiş izlenimi veren çekim açıları, ani yakın çekimler ve ürkütücü müzikler filmi bir anda "Parmak İzi" tarzındaki programlarda yaratılan gerçekliğe sürüklüyor.

resim

Ki-duk Kim'in filmlerinin ana temalarından biri gerçekliktir. Real Fiction'da, yönetmenin bu temasını en derinlemesine incelendiği filmi olarak kariyerindeki yerini alıyor.

Kötünün sürekli iyiye üstün geldiği, bireylerin sindirildiği bir ortamda toplumun yaşananlara tepkisiz kalması bireyleri de intikama ve uyanışa doğru sürüklemektedir. Hiçbir şey nedensiz değildir. Her etki karşılığında bir tepkiyi doğurur. Toplumun edilgen kaldığı bir ortamda da birey etkinliğini sürdürebilmek için insiyatifi ele alır.

Ki-duk Kim'in diğer filmlerinde olduğu gibi bu filmdeki Na karakteri de onun kendi geçmişinde yaşadığı deneyimlerden etkilenmiştir. Yönetmenin hayata tutunma çabaları sırasında yaşadığı başarısızlıkların, hayal kırıklıklarının, içinde yaşadığı topluma yabancılaşan bir bireyin bütün iç gerilimini Na karakterinde de görmek mümkün. Na film boyunca kendisinden hiç bahsedilmese de intikam aldığı kişilerle arasındaki meseleleri öğrendiğimizde onun hayata tutunma çabalarında nasıl başarısızlığa uğradığını anlarız. Çocukluğunda yediği dayaktan dolayı boynunda bir iz kalmıştır, okuldayken sevdiği kız en yakın arkadaşıyla evlenmiştir. Beraber olduğu kız ise, onu sürekli aldatmaktadır. Topluma uyum sağlama çabaları hep sekteye uğramış, büyük yaralar almış Na'nın içinde yaşadığı topluma yabancılaşmasına da böylece sahici bir art alan yaratılır. Seyirci de Na karakterinin bilinç/bilinçsizlik ve gerçek/fantezi arasındaki yolculuğuna ortak edilir. Seyirci bu noktadan sonra istese de artık edilgen bir obje değildir. Yönetmen ısrarla izleyicisini Na'nın dönüşümü üzerine düşünmeye ve olan bitene ortak olmaya çağırır. Na toplumun fark etmediği sıradan bir karakterden uçlara kaymış, Chan-wook Park filmlerinin karakterleri gibi bir ölüm makinesine dönüşmüştür. Ama karakterin bu uç noktaya doğru gidişi ve gerçekliğin kırıldığı noktalar nelerdir? Yönetmen izleyiciden bunları düşünmesini ister. Hiçbir tekrar çekimin yapılmadığı film, Ki-duk Kim sinemasının ilk dönemdeki sert ve çiğ halini görmek, onun gerçeklik anlayışıyla ilgili önemli ipuçları yakalamak, kurgu ve gerçeğin nerede başlayıp nerede bittiğini sorgulamak için iyi bir seçim.

Filmdeki bir diğer ilginç nokta ise, film akmaya devam ederken olan biteni kamerasıyla görüntüleyen bir bayanın sürekli kadrajın içinde yer alması. Bu bayanın kamerası da film içinde seyircinin (toplumun) gözü gibi. Bütün olan biteni yakından takip ediyor. Sürekli aksiyonun içinde, olayları geniş açıdan gözlemleyen bir pozisyonda. Olayın müdahili olmasa da olan bitene karşı da çıkmıyor. Filmin sonunda Ki-duk Kim, intikamında seyircinin bu edilgen konumuna da cezasını kesiyor. Bütün olan bitene izleyici kalan toplumda suçlu ve o da cezasını çekiyor.

resim



Dizi Altyazıları
Vikings (6,651) Supernatural (2,020) Titans (1,663) Outlander (1,464) The Big Bang Theory (1,287) Friends (1,000) The Flash (921) La Casa de Papel (845) Arrow (820) Black Mirror (681)
Türkçe Altyazı © 2007 - 2018