Giriş Kayıt
Memento (Akıl Defteri-2000)
Yeni Konu Gönder   Cevap Gönder 1. sayfa (Toplam 1 sayfa) [Bu başlıkta 2 mesaj bulunuyor] « Önceki konuSonraki konu »
Yazar Mesaj
steinbeck



Kayıt: 03.05.2012
İletiler: 94



Özel mesaj gönder
 Memento (Akıl Defteri-2000)

Bazı filmlerin en başında, jenerikten önce, bir yazardan veya düşünürden bir alıntı yapılır.
Memento açılışına tam da Tanpınar'ın şu şiiri konabilirdi:


ne içindeyim zamanın
ne de büsbütün dışında
yekpare geniş bir anın
parçalanmaz akışında.

MEMENTO (Amerika Birleşik Devletleri, 2000)
Yönetmen: Christopher Nolan
Oyuncular: Guy Pearce , Carrie-Anne Moss , Joe Pantoliano , Stephen Tobolowsky , Harriet Sansom Harris , Callum Keith Rennie , Jorja Fox
Senaryo: Christopher Nolan, Jonathan Nolan'ın hikayesine dayanıyor
Görüntü Yönetmeni: Wally Pfister
Müzik: David Julyan
Süre: 1:53
ABD Yayın Tarihi: 2001-03-16
MPAA Değerlendirme: "R" (Şiddet, Küfür, Uyuşturucu)
Tarz: Thriller

Filmin kahramanı Leonard Shelby (Guy Pearce). Eski bir sigorta müfettişi. Para derdi yok. Motellerde kalıyor. Tek bir amacı var: Karısına tecavüz eden ve öldüren kişiyi bulup yok etmek. Ancak, Leonard'ın amnezi durumu var, yani geçmişi hatırlayamıyor, her olayı sadece 15 dakika hatırında tutabiliyor. Film çarkıfelek gibi dönüyor.

Oysa bilindiği gibi insan, zamanlı, sonlu, tarihi ve şuurlu bir varlıktır. Hafıza ve şuur ancak insanda olan hayati bir özelliktir. Zaman ve mekanla ilişki kuramayıp, ot gibi kalmak istemeyen Leonard, kendine sürekli yalan olacak bir amacı vücuduna kazıyacaktır: "John G.' karına tecavüz etti ve öldürdü" , "onu bul ve öldür."

Normal bir insani zihin işlemesi olmadığından, hafızasını yola koymak için vücuduna dövmeler yaptırır, şipşak (polaroid) bir fotoğraf makinesiyle zamanın fotoğraflarını çeker ve fotoğrafların arkasına notlar alır.

Leonard'a eşlik eden iki karakter Teddy (Joe Pantoliano) ve Natalie (C. Ann Moss)'dir. Bunlar kötü karakterler olup, Leonardo'yu hafızasızlığından yararlanarak kötü işlerde kullanırlar. Ancak Leonardo, yani Lenny de bölük pörçük olsa bile bazı şeyleri hatırlıyor ki, bu da, acaba Lenny rol mu yapıyor sorusunu sorduruyor. Film siyah beyaz ve renkli çekilmiş, siyah beyaz sahneler düz anlatımlı, renkli sahneler sondan başadır. Leonardo, sigorta müfettişiyken tanıdığı Sammy'nin hikayesini değiştirerek kendine uyarlar. Aslında karısını hafızasızlığından dolayı üstüste insülin iğnesi yaparak öldürmüş, tımarhaneye kapatılmış, bir şekilde ordan kaçmıştır. Ne var ki yönetmen bunların ayrıntısını bize göstermez. Hastaneden kaçan Leonard motelde uyanıp, dövme ve polaroidlerden, notlardan bir eylem planı yapacaktır. Onu küçümseyen, "seni ucube" diyen sözde polis Teddy ise, son kurbanı olacaktır.

Birçok yerde film için sözlükteki tüm övücü kelimeler bitirilmiş: etkileyici, klasik, şahane, şaheser, kült, arşivlik, muhteşem, başyapıt, süper, aşmış, mükemmel, vs. Fazla abartmamak lazım. Bu, filmin kahramanının hafızasız olmasından ve ters kurgudan kaynaklanıyor olabilir. Çekimler, tekniklerde bir kusur yok, oyunculukta abartı yok. Müzikler yerli yerinde.
Bazı sahneler gereksizdi: Bar sahnesi, escort sahnesi, motel resepsiyonistinin kazıklaması vs.

İsimler kafiyeli olarak yer almış: Lenny, Sammy, Teddy, Jimmy. Bazen karıştırılabiliyor. Bazı yerlerde zaman ve zaman şuuru olmayan Leonard'ın sadece dövme ve polaroidle eyleme geçmesi mantıksız olabilir zihin ve dil felsefesi açısından. Çünkü kendisi sonsuz şimdiye mahkum, kronolojisi yok. Filmin başlarında motel odasında çekmeceyi karıştırırken İncil'in gösterilmesi de sanki buna işaret ediyor, Çünkü İncil de kronolojik değil.

Bazı yerlerde cafcaflı cümleler ediyor: "Seni unuttuğumu hatırlayamıyorum" gibi. intikam alsa da hatırlamıyor zaten, sürekli yeni intikam alması lazım. Aslında film Leonard'ın intikamcılığının uyuşturucu mafyası ile polis mafyası olayına indirgenerek anlatılması filmi kaba bir thriller filmi yapıyor, ne var ki, orjinal kurguyla oynanarak seyirci Leonard'ı kendi gözünden izleyince, üstelik geriye doğru, film bir anda yıldızlaşıyor.

Zaman kavramı ve şuuru olmayan biri hayvan gibi olur. Zaten Leonard da farklı değil. Yiyor, içiyor, Jaguar arabasına atlıyor, escort çağırıyor, silah taşıyor, vicdani bir endişesi yok. Düşünüyorsam varım veya varım ki düşünüyorum gibi bir temeli yok, olsaydı zaten, intihar etmesi gerekirdi. Ama burada postmodern bir anlatım olduğundan, Leonard bu hiçlik hayatına devam edecek, yeni John G.'ler arayacaktır.

Filmin sonundaki mesaj bana Sysiphos efsanesini hatırlattı: Sysifos bir kayayı durmaksızın bir dağın tepesine yuvarlayıp çıkarır. Her seferinde kaya tepeden aşağı yuvarlanır, Sysifos tekrar çıkarır, tekrar yuvarlanır.. Umutsuz ve faydasız bir çabayla hep aynı şeyi tekrarlar. Film David Bowie'nin "Something in the air" şarkısı çalarken biter.

Çok fazla felsefi tahlillere, bulmaca çözmeye gerek yok, izleyin ve geçin. Haberlere göre bu film bu sene yeniden çevrilecekmiş.

İletiTarih: 22 Şubat 2018 01:02
 Kullanıcı bilgilerini göster Bu kullanıcının gönderdiğini mesajları gösterme Alıntıyla Cevap Gönder Başa dön   
serdardemirkiran kurdele
Klasik Sinema
Sinefil Grubu


Kayıt: 09.04.2017
İletiler: 113
Şehir: Ankara


Özel mesaj gönder
Detaylı bir inceleme olmuş. Film hakkındaki tespitleriniz yerinde.İncelemenizi beğeniyle okudum, elinize sağlık.

İletiTarih: 24 Şubat 2018 00:42
 Kullanıcı bilgilerini göster Bu kullanıcının gönderdiğini mesajları gösterme Alıntıyla Cevap Gönder Başa dön   
İletileri göster:   
Yeni Konu Gönder   Cevap Gönder 1. sayfa (Toplam 1 sayfa) [Bu başlıkta 2 mesaj bulunuyor] « Önceki konuSonraki konu »
Forum Seçin:  

Türkçe Altyazı © 2007 - 2018