Giriş Kayıt
The Fixer / Kiev'deki Adam - 1968
Yeni Konu Gönder   Cevap Gönder 1. sayfa (Toplam 1 sayfa) [Bu başlıkta 3 mesaj bulunuyor] « Önceki konuSonraki konu »
Yazar Mesaj
serdardemirkiran kurdele
Klasik Sinema
Sinefil Grubu


Kayıt: 09.04.2017
İletiler: 113
Şehir: Ankara


Özel mesaj gönder
 The Fixer / Kiev'deki Adam - 1968

resim

Onu suçladılar…
Onu dövdüler…
Onu mahkum ettiler…
Ve ondan sonra…
Ondan her zamankinden daha çok korktular…


The Fixer
1968
The Fixer
Dram132 dk

Yönetmen: John Frankenheimer
Adalet tarihinde Beitiss davası adıyla bilinen tüyler ürperten gerçek bir olaydan esinlenerek yazılmış, çağdaş dünya edebiyatının en önemli eserlerinden biri olarak kabul edilen bu kitap 1970'lerin edebiyat dünyasında büyük yankılar uyandırmış ve yazan...
7.0 (894 Oy)


Hayatta,insanın en büyük korkularından biridir, haksız yere suçlanmak ve mahkum edilmek
Suçsuzluğunuzu kimselere kabul ettirememek… Ne yaparsanız yapın, ne söylerseniz söyleyin hakkınızdaki kararın daha baştan verildiğini hissetmeniz, çaresizliğiniz…
resim
Tarih bunun örnekleriyle doludur… Suçsuz yere hapislerde ömür geçirip,her türlü işkence ve zulme uğrayan, ölüp giden nice insan… Yıllar sonra tarih sizi “suçsuz” ilan etse ne farkeder… Yaşamdan daha güzel bir ödül var mı?..Geçmişte dedik, sahi yaşadığımız zaman dilimi ve yaşadığımız dünya adalet konusunda farklı mı sanki…
Hak ve adalet… Ne kadar yüce ve anlamlı kelimeler.. Adalet.. Kime göre adalet… Hayatta kimse yaradan kadar adil bir yargılama beklemiyor. Ama kanunların herkes için aynı şekilde işlemesini istemek zannımca en insancıl haktır. Bu dünyada adalet her kes için aynı uygulanıyor mu? Tipine, kıyafetine, parasına puluna, diline, dinine, inancına, rengine bakmadan herkes aynıdır, eşittir diyebiliyor muyuz?.. Maalesef söyleyemiyoruz …Bir insanın yaşamı hakkında karar alan hakimler,yargıçlar içlerinde en ufak bir şüphe dahi olmadan bir insanın yaşamını yok edecek kararı nasıl bu kadar rahat alabiliyorlar… Hayatta hiçbir şey net değilken… Her şey bu kadar berrak ve ortada mı? Bu sözlerim ve sitemim suçsuz yere mahkum edilenler içindir..Yoksa suçüstü yapılmış, insan hayatına kastetmiş kişiler asla kastedilmemektedir.
İnsanların birbirlerini sevmesiyle daha iyi bir dünya olacağı fikri sanırım sadece kitaplarda ve filmlerde kalıyor ve kalacak..
resim
TheFixer- Kiev’deki Adam” ya da gerçek adıyla “Tamirci” böyle bir haksızlığı anlatıyor.. Anlatılan yaşanmış bir olay, 1913 yılında Çarlık Rusya’sında Kiev’de yaşayan yahudi bir ayakkabıcı (pekçok şeyin tamiratını da yaptığından “tamirci”de denmekte) Mendel Beilis’in bir çocuğu öldürmekle suçlanması üzerine yaşadığı hapis hayatı ve mahkeme sürecidir. Bu dava romanın temelini oluşturmuştur.İsim romanda ve filmde Yakov Bok adını almaktadır.“Tamirci” sürekli suçsuz olduğunu söyler, delillerde onun söylediği şekildedir ama asıl suçunun yahudi olmak olduğunu çok kısa sürede anlayacaktır.

Alıntı:
Menahem Mendel Beilis (1874 – 1934) Rus bir yahudi idi. Dini yönü güçlü değildi, 1911 de Kiev’de Zaitsev tuğla fabrikasında polis olarak görev yapan beş çocuk babasıydı. 12 Mart 1911 de 13 yaşındaki Andrei Yushcinsky adlı çocuk okula giderken kayboldu. Sekiz gün sonra bedeni tuğla fabrikasının yakınındaki bir mağarada bulundu.Cinayetin yahudilerin ayinlerindeki adetleri benzetmesi üzerine 21 Temmuz 1911 de tutuklandı. İki yıldan fazla bir süre yargılanmayı bekledi. Beilis davası 25 Eylül-28 Ekim 1913 tarihleri arasında Kiev’de gerçekleşti. Karar beraat oldu. Beraat kararı sonrası Beilis çok ünlü biri oldu ve kahraman ilan edildi.


Amerikalı yahudi yazar Bernard Malamud (1914-1986) Mendel Beilis’in 1913 te Çarlık Rusya’sında yaşadığı yahudi düşmanlığını (antisemitizm) 1966 da yazdığı “the Fixer” adlı romanında uyarlayarak anlattı. Roman büyük bir beğeni toplayıp 1967 de Pulitzer roman ödülünü kazandı, 1968 de de John Frankenheimer yönetiminde sinemaya uyarlandı.
Film de roman kadar beğeni toplayıp, Alan Bates, En iyi Erkek Oyuncu dalında Oscar adayı oldu. Film, Golden Globe’da da dört adaylık (En iyi film, En iyi aktör/Alan Bates, En iyi yrd. Aktör/Hugh Griffith ve En iyi senaryo/DaltonTrumbo) aldı.
resim
Yirminci yüzyılın başları Rusya… Yahudilerin ülkede yayılmasını istemeyen Çar II. Nikola onları uygun gördüğü alanlarda yaşamlarını sürmeye zorlamaktadır. Üzerlerindeki baskı her geçen gün artmaktadır. Geçimini sağlamak için ayakkabıcılığın yanında her tür tamirat işi yapmakta olan Yakov Bok (A. Bates) yoksul bir Yahudidir. Çocuklarının olmaması üzerine karısının da onu terk ederek başka biriyle kaçmış olduğunu öğreniriz. Fırsat buldukça kitap okumasından, okumayı sevdiğini, bulabildiği birkaç kitabı (yahudi düşünür ve yazar Spinoza’yı okumaktadır, sonradan bu bile kendisi için suçlama sebebi olacaktır) yanından ayırmamasından anlıyoruz. Para kazanma umuduyla,yahudi kimliğini gizleyerek, büyük şehre, Kiev’e gizlice gider. Kiev’de çarın askerlerinin yahudiler üstüne saldırısı esnasında tanıştığı bir yahudi ailesinin yanında kalmaya başlar. Bir gece eve dönerken, sarhoşluktan karların içinde kendini kaybedip yatan bir adam görür, yardım eder. Sonradan adının Lebedev (H. Griffith) olduğunu öğrendiği adam yahudi karşıtı örgüt üyesidir. Evine götürüp kızı Zinaida’ya (E. Hartman) teslim eder. Lebedev hayatını kurtarması sebebiyle kendini borçlu hissedip, Yakov’a kendisinin tuğla fabrikasında işlere bakmasını, hesaplarını tutmasını ister. Kızı da Yakov’dan hoşlanmaktadır, hemde onu odasına alacak kadar, ama Yakov ona yüz vermez, odayı terk eder. Yakov fabrikada ürünlerin bir kısmını çalıp, parasını alanları farkedip uyarır. Bu çalışanlar, başlarına gelip işlerini bozan Yakov’dan hiç hoşlanmazlar.. Kendisinden kurtulmak için bir açığını ararlar. O bekledikleri fırsat çok kısa bir sürede gerçekleşecektir.
resim
Yakov, mezarlık civarında çocukların taşla başından yaraladığı yaşlı bir yahudiye denk gelir, yarasına bakmak için gizlice odasına götürüp adamı tedavi eder. Bu olayın hemen ardından fabrika yakınlarındaki bir mağarada defalarca bıçaklanarak öldürülmüş bir çocuk cesedi bulunur, herkes anında çocuğun Yahudilerin “kan iftirası”(*) nedeniyle kurban edildiğini söyler,Yakov suçlanır ve ardından hemen tutuklanır. Bu sırada Lebedev’in kızı da kendisine tecavüz ettiği iddasıyla Yakov’u suçlar. Yakov, suçlamaların hiçbirini kabul etmez. Zinaida’nın iftira ettiğini söyleyerek suçlamasını geri çekmesi, ölen çocuğun mağarada değil evde öldürüldüğünün ortaya çıkması gibi kendisinin tutuklanmasına sebep olan olaylar ortadan kalkmasına rağmen, hapisten ve hücresinden bir türlü kurtulamaz. Kendisine sadece Bibikov (D. Bogarde) inanmakta ve Yakov’u kurtarmak için mücadele vermektedir, ancak durumun çaresizliğini de ilk önce o anlar.
resim
Yakov hakkında bir iddianamenin hazırlanmasını, suçunun ne olduğunun kendisine söylenmesini istemektedir. Ancak iddianame hazırlanmadığı gibi, gördüğü işkence ve eziyet artmaktadır. Direncini kırmak için önce ayakkabılarını alırlar ayaklarından, taş zeminde yaralanan ayakları yüzünden yere basamamakta dizleri üzerinde emeklemektedir, ayağa kalkmaya zorlarlar, tırnaklarını sökerler, dışkısını başından aşağı boca ederler… Yakov direnir… “Suçsuzum” der…
resim
Yakov, yahudi doğduğunu, yahudi adetlerini bilmediğini, hiçbir yahudi toplantısına katılmadığını, ibadethanelerine gitmediğini, siyasi görüşünün olmadığını defalarca söyler ama bu boşuna bir çabadır. Ondan sadece itiraf ve olayın kabullenmesi istenmektedir… Çar Nikola’nın adalete değil, halkın tepkisini yahudilerin üzerine çekmek için bir yahudiye ve onun kendi ağzından çıkacak itirafına ihtiyacı vardır. Yakov’un hayatı kimsenin umurunda değildir. Yakov, tüm bunlara rağmen suçsuz olduğunu sürekli tekrarlar…
Ülkede yaşanan bu olay tüm dünyanın tepkisini çekmiştir. Olayın bir an önce bitirilmesini ve Yakov’un serbest bırakılmasını isteyen kınama ve yaptırımlarla Çar Nikola iyice köşeye sıkışmıştır, bir çıkış yolu aramaktadır, üst düzey bir bürokratını Yakov’a gönderir. Bürokrat “Çar Hanedanının 300.yılı şerefine affedildin, serbestsin” der. Yakov, bunu kabul etmez, suçsuz olduğunu yineler. Affı kabul etmesi halinde, suçu da kabul etmiş olacağını söyler. Çarı ve Rus hükümetini suçlar, konuşmasını Spinoza’nın “Savaşmadan özgürlük kazanılmaz”, “Bizi yok edemeyecekler” sözleriyle tamamlar. Yaşadığı işkence ve zulüm sonrası hiçbir şeyden korkusu yoktur artık. Bürokrat sinirli bir şekilde geri döner. Yakov’a karşı eziyetler devam etmektedir, artık hücresinde hayaller görmektedir. Gerçekle, geçmişte yaşananlar birbirine karışmaktadır.
Bu hayal süreci esnasında, hücresinde Çar Nikola’yı görür, kendisi asker kılığındadır. Çar’a “soyun” der. “Arama yapacağım”.. kendisine yapıldığı gibi.. Çar “ne arayacaksın?” dediğinde, Yakov’un sözü “Merhamet” olur…
Eziyet ve işkenceler sürse de, artık ok yaydan çıkmış, baskılar sonucu Rusya iyice köşeye sıkışmıştır. Yakov’un özgürlüğe ulaşma süreci, istenmese de artık iyice yaklaşmıştır.
resim
“Haksızlık haksızlıktır”… Haksızlığın savunulması, müdafaa edilmesi mümkün değildir. Güç ellerinde olduğu halde adaletli davranmayıp zulmedenlerden hesabı mutlak sorulmalıdır. Adalet varsa böyle olmalıdır. Çünkü haksızlığa sessiz kalmak ve zulmedenden yana durmak daha büyük bir adaletsizlik ve günahtır. İnsanların içinden merhamet duygusu asla kaybolmamalıdır.
Filmde, Yakov’un gardiyanı bile ona uygulanan aşağılama ve işkenceye dayanamayarak, askerlerin kendisini itip kakmalarına, kurşunlamalarına hayatı pahasına düşünmeden “yapmayın, durun” diyor.
Adaletsizliğe karşı çıkan sesin çok daha güçlü çıkması gerekmekte, ancak o zaman adaleti kendilerine oyuncak edenler, adalet yoluna girmek zorunda kalabilirler.
resim
Filmin dikkat çeken replikleri arasında;

- “Senin hayatının değeri yoksa, benimkinin de yok demektir.
Yasalar seni korumuyorsa, gün gelecek beni de korumayacak demektir”
. Bibikov

- Siyaset zenginler içindir..

- Eğer yaşamak istiyorsan kabul et. Yoksa, sana Tanrıdan başka kimse yardım edemez.

- Ben bir insanım…

- Savaşmadan özgürlük kazanılmaz.
yer alıyor.

(
Alıntı:
*)Kan iftirası veya kan suçlaması, dini azınlıkların (çoğunlukla Yahudiler) çocukların kanlarını dini ayinlerde ve bayramlarda kullandıkları yönündeki iftira ve suçlamalardır. Kan iftirası -kuyu zehirlemek ve ekmek pisletmek iddialarıyla birlikte- Avrupa'da Yahudilere karşı yapılan zülümlere neden olmuştur.

resim
Film romana son derece sadık kalınarak çekilmiş ancak yine de romanını okumanızı özellikle tavsiye ederim. Pulitzer ödülü kazanmış Bernard Malamud’un romanı soluksuz okunacak düzeyde.
Tarihte yaşanmış olayın, bir insanlık ayıbının çok çarpıcı bir şekilde resmedilmiş hali olan film de son derece sağlam yapılmış, iyi oynanmış ve yönetilmiş… Sinemaya gönül vermiş tüm sinemaseverlerin es geçmemesi gereken yapımlardan.

İletiTarih: 09 Ocak 2018 21:29
 Kullanıcı bilgilerini göster Bu kullanıcının gönderdiğini mesajları gösterme Alıntıyla Cevap Gönder Başa dön   
kurt_thewolf



Kayıt: 08.01.2008
İletiler: 9495
Şehir: Ankara
Yaş: 31 Oğlak


facebook twitter E-Posta gönder Özel mesaj gönder
Eline sağlık, Serdar ağabey. Saygılar

İletiTarih: 10 Ocak 2018 01:51
 Kullanıcı bilgilerini göster Bu kullanıcının gönderdiğini mesajları gösterme Alıntıyla Cevap Gönder Başa dön   
meetehun



Kayıt: 03.11.2017
İletiler: 8



Özel mesaj gönder
Mükemmel açıklama yazısı olmuş. Ellerinz dert görmesin.

İletiTarih: 28 Şubat 2018 19:56
 Kullanıcı bilgilerini göster Bu kullanıcının gönderdiğini mesajları gösterme Alıntıyla Cevap Gönder Başa dön   
İletileri göster:   
Yeni Konu Gönder   Cevap Gönder 1. sayfa (Toplam 1 sayfa) [Bu başlıkta 3 mesaj bulunuyor] « Önceki konuSonraki konu »
Forum Seçin:  

Türkçe Altyazı © 2007 - 2018