Giriş Kayıt
Racer and the Jailbird / Le Fidéle - Filmekimi 2017 9. Film İncelemesi
Yeni Konu Gönder   Cevap Gönder 1. sayfa (Toplam 1 sayfa) [Bu başlıkta 2 mesaj bulunuyor] « Önceki konuSonraki konu »
Yazar Mesaj
MatthewMc kurdele
Amerikan Sineması
Sinefil Grubu


Kayıt: 03.05.2017
İletiler: 198



Özel mesaj gönder
 Racer and the Jailbird / Le Fidéle - Filmekimi 2017 9. Film İncelemesi

Filmekimi Festivali 2017 Film İncelemesi 9: Racer And The Jailbird (Sadakat)

resim

"Karanlık bir geçmişe sahip olan Gigi ile başarılı bir yarışçı olan Bibi'nin arasındaki trajik aşk hikayesine odaklanan Le Fidéle, kısaca bu ikilinin ilişkilerinde yollarına çıkan engelleri ve bunlara rağmen birlikte kalmaya çalışmalarını anlatıyor."

Le Fidéle, içeriğinin genişliğiyle güçlü oyuncu kadrosu yüzünden ilgi duyduğum ve Filmekimi'nde göz atmak istediğim filmlerden birisiydi. Filme karşı büyük bir beklentim yoktu ama ortaya nasıl bir sonucun çıkacağını da merak ediyordum. Fakat sinema salonundan büyük bir hayal kırıklığı ile ayrıldım. Le Fidéle, içerisindeki iyi şeylere rağmen açık ara bu yılki Filmekimi'nde izlediğim en kötü filmdi.

Bu film 3 bölümden oluşuyor: "Gigi", "Bibi" ve "Çiçek Olmasın". Her ne kadar hikayenin perspektifinin değişmediği için filmin bölümlere ayrılmasının biraz saçma olduğunu düşünsem de, ilk 30 dakika boyunca hikayeye oldukça ilgiliydim. Her ne kadar ortalara doğru filmden biraz kopsam da, "Bibi" bölümü oldukça sürükleyiciydi. Bu yüzden filmin idare eder olduğunu düşünüyorum... "Çiçek Olmasın" bölümüne kadar.

Uzun zamandır bir filmde bu kadar etkili bir düşüş görmemiştim. Film sadece "Gigi" ve "Bibi" bölümlerinden oluşsaydı ortaya çıkan sonuç gayet de yeterli olurdu, hatta izlenebilir bile olabilirdi. Fakat filmin son bölümü o kadar sıkıcı, öyle tahmin edilebilir ve gereksizdi ki, bir Yeşilçam filmi izliyor gibiydim. Bu bölümde film bir türlü bitmek bilmedi, yüzlerce sona sahipti ve seyirciye duygu sömürüsü yapmak için elinden gelen her şeyi yapıyordu. Bu bölümde artık filmin bitmesini dört gözle bekler oldum.

Başroldeki iki oyuncu Matthias Schoenaerts ve Adèle Exarchopoulos, burada gerçekten de ellerinden gelenin en iyisini yapmaya çalışmışlar. Bu oyuncuların çekimler sırasında iyi vakit geçirdiklerini ve karakterlerine kendilerini adadıklarını rahatça görebiliyorsunuz. Böyle başarılı oyunculardan böyle bir iş beklenirdi zaten.

Senaryo da olabilecek en idare eder türdendi. Eğer son 40 dakika filmden çıkarılsaydı, ortada rahatça izlenebilir, yaratıcı fikirlere sahip, ilgi çekici bir romantik/suç türünde bir film çıkabilirdi. Ama son 40 dakikada yaşan hızlı geçiştirilmiş saçma olaylar, bütün filmi gerçekten de aşağıya çekmiş. Bir süreden sonra yanımda oturan çift; "Bu ne saçmalık yahu, bitse de gitsek." diye söylenmeye başladı mesela. Aynı şey bana da oldu, aşırı klişe yüklenmesi yüzünden sinemada fenalık geçirdim.

Her ne kadar filmi yetersiz yapan şey son 40 dakika için yazılmış senaryo olsa da, bütün filmin bu kadar ortalama olmasının tek bir nedeni var, o da yönetmenlik. Yönetmen Michaël R. Roskam önceden The Drop ve Bullhead gibi başarılı filmler yapmış birisi. Fakat bu filmde ne yaşandı bilmiyorum. Film boyunca yönetmen başka bir filmde, oyuncular başka bir filmin içinde gibiydi.

Roskam bu filmi çok güzel bir şekilde çekmiş olsa da, oyuncular arasında olan bağlantı kopukluğu rahatça görülebiliyor. Aslında bu sorun neredeyse filmin tamamına hakim. Mesela Schoenaerts'ın karakterinin bulunduğu bir soygun sahnesini ele alalım. Tamamen tek çekimde çekilmiş olan 2 dakikalık bu sahne gerçekten de büyük bir titizlikle hazırlanmış, filmi izlerken fark edeceksiniz. Fakat sorun şu ki, bu sahneyi izlerken ortada bir tehlikenin olduğunu düşünmedim. Sadece bütün kareografilerin kusursuz bir şekilde işlendiğini ve yönetmenin de sadece bunu çektiğini gördüm, yani bu olayın içindeymişim gibi hissetmedim. Yönetmenin oyuncularla ve olaylarla olan kopukluğu, aynı zamanda seyircide de bir kopukluk yaşatıyor. Bu film gerçekten de ilgi çekici olabilirdi ama film sırasında olan hiçbir şeyi umursamadım. Karakterleri, durumları, sonuçları... Her şeye yabancı gibiydim.

Kısacası Le Fidéle'in ilginç bir konusu, bazı yaratıcı sahneleri, güçlü oyunculukları ve güzel bir sinematografisi var. Fakat o kadar ruhsuz bir şekilde yönetilmiş ki, film boyunca yaşanan şeyleri umursamak istemenize rağmen umursayamıyorsunuz. Bütün bunlara rağmen sonuç ortalama olabilirdi ama son 40 dakika, Le Fidéle'i benim için son zamanların izlemesi en zor olan filmlerden birisi yaptı. Filme gerçekten de büyük bir emek verildiği için sonuca rezalet diyemem fakat yine de büyük bir vakit kaybı olduğunu söylemeliyim. İçerisinde bulunan yetenekleri düşünürsek, çok daha iyisi yapılabilirdi.
Puanım: 3.5/10

İletiTarih: 11 Ekim 2017 18:49
 Kullanıcı bilgilerini göster Bu kullanıcının gönderdiğini mesajları gösterme Alıntıyla Cevap Gönder Başa dön   
kuzeydebiryer
Avrupa Sineması
Yönetici GrubuGenel Editör


Kayıt: 23.08.2008
İletiler: 10339
Şehir: Düş Toprakları
Yaş: 39 Koç


Özel mesaj gönder
Filmin finalinin izleyicinin gözünde bu kadar düşüş yaşaması bir filmin başına gelebilecek en kötü durumlardan birisi. Bu durum beklentinin yarattığı hayal kırıklığının da önüne geçebiliyor.

Alıntı:
Le Fidéle, içerisindeki iyi şeylere rağmen açık ara bu yılki Filmekimi'nde izlediğim en kötü filmdi.


Finalin ya da son bölümün yarattığı sonuç ile karşı karşıya kaldığın çok belli.

İnceleme için ellerine, kalemine sağlık.

İletiTarih: 11 Ekim 2017 19:35
 Kullanıcı bilgilerini göster Bu kullanıcının gönderdiğini mesajları gösterme Alıntıyla Cevap Gönder Başa dön   
İletileri göster:   
Yeni Konu Gönder   Cevap Gönder 1. sayfa (Toplam 1 sayfa) [Bu başlıkta 2 mesaj bulunuyor] « Önceki konuSonraki konu »
Forum Seçin:  

Türkçe Altyazı © 2007 - 2017