Giriş Kayıt
Akahige / Red Beard (1965)
Yeni Konu Gönder   Cevap Gönder 1. sayfa (Toplam 1 sayfa) [Bu başlıkta 3 mesaj bulunuyor] « Önceki konuSonraki konu »
Yazar Mesaj
nano
Japon Sineması
Forum YönetmeniÇevirmen


Kayıt: 05.11.2009
İletiler: 1079
Şehir: İzmir


facebook Özel mesaj gönder
 Akahige / Red Beard (1965)

AKAHİGE (1965)
resim


Shugoro Yamamoto'nun "Akahige shinryô tan" romanından uyarlanan 1965 yapımı Akahige, Kurosawa'nın çektiği son siyah beyaz filmidir. Filmin neredeyse geneli yoksulların bakıldığı bir klinikte geçer. Genç doktor Noboru Yasumoto'nun bu klinikte başından geçenler yan öykülerle başarılı bir şekilde aktarılır.

Dr. Yasumoto(Yuzo Kayama) Nagazaki'de batılı tıp eğitimi görmüş, Shogun'un doktoru olmayı hayal eden kibirli ve asi biridir. Yoksul insanların zor şartlar altında bakıldığı halk kliniğine tayin edildiğini öğrendiğinde çılgına döner. Kliniği Kızıl Sakal lakaplı Dr. Niide ( Toshiro Mifune) yönetmektedir. Tokugawa döneminde geçen film, Yasumoto'nun Niide'nin himayesi altında eğiti­mini, üzüntüsünü, hastalık ve ölümle yüzleşmesini ve ah­laki açıdan gelişip, kendini mesleğine adamış bir hekime dönüşmesini anlatıyor. Film ayrıca Rokusuke, Sahachi, Otoyo, Chobo ve kilit altında tutulan deli bir kadının hikayesini de barındırıyor.

resim


Filmin ilk sahnesinde Yasumoto'yu kapıda karşılayan Dr. Tsugawa'dan kliniğe tayin edildiğini öğrenir. Şaşkınlık içindedir, Üstüne üstlük görevini ona devredecek olan Dr. Tsugawa kliniği gezdirirken bir yandan da kliniği kötüleyip durur. Ve Yasumoto'ya şöyle der:

"Burası berbattır. Hastalar gecekondu mahallelerinden, bitli ve pireli insanlardır. Hatta kötü de kokarlar. Burası gerçekten berbat. Burda bulunmak sana neden doktor olmak istediğini sorgulatır."

Yasumoto, "Çürük meyve gibi kokuyor." diye cevap verir.

Tsugawa da; "Bu sefaletin kokusu." der.

Akira Kurosawa film boyunca sefaleti ve yoksulluğu öylesine başarılı bir şekilde aktarmıştır ki, yoksul insanların çaresizliğini izleyene hissettirmeyi başarıyor.

resim


Klinikte kalmak istemeyen genç doktor, Kızıl Sakal'ı kızdırıp kendisini kovması için elinden geleni yapar. Kızıl Sakal'ın verdiği görevleri yerine getirmez, doktor üniformasını giymez, klinikte çalışanlarla birlikte yemek yemekten kaçınır. Yasumoto'nun tüm asiliklerine rağmen Kızıl Sakal ona karşı sabırlı ve iyi niyetle yaklaşır.

Kızıl Sakal Yasumoto'ya "İnsanlar yoksul­luğun siyasi bir sorun olduğunu söylerler ama siyaset yoksullar için asla bir şey yapmamıştır. Yoksulluktan kurtulmak için herhangi bir yasa çıkarıldı mı?" diye sorar ve sorunun bundan çok derin olduğunu ekler. "Hastalığın arkasında her zaman için büyük bir talihsizlik hikayesi vardır."der.

resim


Klinikteki hastalardan biri erkekleri baştan çıkarıp, saç tokasıyla öldüren deli bir kadındır. Çocukken defalarca tecavüze uğramıştır ama Kızıl Sakal onun doğuştan deli olduğunu söyler. Başka birçok insan da kötü deneyimler yaşamış ama onun gibi olmamıştır. Daha öncesinde kadının sağlık durumuyla ilgili bazı şeyler duyan genç doktor, deli kadını tedavi edebileceğini düşünmektedir. Yasumoto hücresinden kaçan deli kadınla karşılaşır, kadın tam onu öldürmek üzereyken Kızıl Sakal tarafından kurtarılır. Yasumoto'nun bu klinikte yaşadığı deneyimler sayesinde eğitimi ilerleyecektir, sadece ilerlemekle kalmayacak içindeki insancıl yönlerini ortaya çıkaracaktır. Ve filmdeki ilk hikaye olan deli kadınla yaşadığı bu olay onu derinden etkilemiştir..

Filmdeki ikinci hikaye Rokusuke'nin hikayesidir. Rokusuke karaciğer kanseridir ve altın vernik ustası ölmek üzeredir. Kızıl Sakal gelen acil bir hastaya bakmak için odadan çıkarken, Yasumoto'ya " Hiçbir şey bir adamın son anları kadar heybetli olamaz. Yakından izle." der. Son anlarını yaşayan yaşlı adam acı içinde, boğuk sesler çıkarmaktadır. Yasumoto dehşet içinde ölmek üzere olan adamı izlemeye başlar. Genç doktor korku ve çaresizlik içinde odanın bir köşesine siner.

Hemen ardından genç doktorun narkozsuz, ilkel koşullar altında yapılan bir ameliyata yardımcı olması istenir. İlk ameliyatına giren Yasumoto hastanın açık yarasına bakmaya dayanamaz ve Kızıl Sakal ona bakışlarını kaçırmamasını söyler. Kurosawa'nın insanın dayanılamaz olanla yüz­leşmeye dayanması gerektiği yönündeki isteğini dile getirir. Fakat genç doktor henüz bunu yapmaya hazır değildir ve bayılır.

resim


Daha sonra Dr. Mori ile Yasumoto arasında şu konuşmalar geçer:

-"Ben de ilk ameliyatımda bayılmıştım. Zamanla alışacaksın. O zaman etkilenmeyeceksin."

-"Hayır, bir adamın ölüşünü bile izleyemiyorum. Bir de heybetli diyor. Bana göre dehşet verici. Sen de Rokusuke'nin ölümünün heybetli olduğunu mu düşündün?"

- "Ölümün acı ve yalnızlığı beni de korkutuyor. Ama Dr. Niide farklı açıdan bakıyor. Bedenlerini muayene ettiği gibi kalplerine de bakıyor. Örneğin, onun sükunetinin arkasında büyük bir talihsizlik hissetti. Muhtemelen bu yüzden heybetli demiştir. Bir gün olaylara onun gibi bakabilmek istiyorum."

resim


Yasumoto'nun son anlarını gözlemlediği bir di­ğer hasta olan Sahachi de merkezin­de duygusal sefaletin yer aldığı bir diğer uzun hikayedir. Sahachi ölüm döşeğinde yaşadıklarını anlatır. Çok sevdiği karısıyla olan birlikteliğini ve deprem sonrasında kaybolan karısını nasıl çaresizce aradığını aktarır.

Sahachi yaşadığı acı deneyimler sonrasında kendini diğerleri ıçin çalışmaya adamıştır. Hasta olmasına karşın diğer hastalara yumurta ve balık almak için çok çalıştığından hastalığı kötüleşmiştir ve artık ölmek üzeredir. Klinikteki hastalar son derecede üzgündür. Onlar için Sahachi hep başkalarını düşünüp, asla kendini düşünmeyen bir azizdir. Sahachi, Yasumoto'ya ilham vermiştir. Genç doktor en sonunda, giymeyi reddediği doktor kıyafetini giyer.

resim


Filmdeki diğer bir hikaye Otoyo'nun hikayesidir. İlk hastası olarak verilen Otoyo genç doktorun hayata bakışını değiştirecektir. Bir genelevin sahibi tarafından vahşice dövülmüş ve hırpalanmış olan Otoyo insanlardan gördüğü kötü muamele yüzünden içine kapanmış, insanlarla iletişim kurmak istemeyen bir kızdır. Kızıl Sakal; "Anlamıyorum. Böyle bir çocuk neden bu kadar çok acı çekmek zorunda ki?" diye isyan eder. Genç doktor Otoyo'yu iyleştirmeye çalışırken bir anlamda kendisini de iyileştirecektir.

Son hikaye Küçük Sıçan lakaplı Chobo'nun hikayesi, bence filmdeki en yürek burkan hikaye. Kliniğin kilerinden yemek çalmaya başlayan sekiz yaşlarındaki Chobo hırsızlık yaparak çok yoksul olan kalabalık ailesinin geçimini sağlamaya çalışmaktadır. Bu Küçük Sıçan'la Otoyo arasın­da güzel bir dostluk oluşur. Filmde beni en etkileyen hikayede Chobo'nun hikayesi oldu. Özellikle klinikte çalışan kadınların Otoyo ile birlikte kuyuya bağırdıkları sahne filmin en dramatik sahnesiydi bence.

resim


Chobo rolünü üstlenen çocuk oyuncu Yoshitaka Zushi, Kurosawa'nın beş yıl sonra çevirdiği "Dodesukaden" filminde tramvaydaki çocuk rolünü de üstlenmiştir.

Kızıl Sakal'ın yapım aşaması yaklaşık iki yıl sürmüş ve Kurosawa insanların görmek zo­runda kalacağı kadar ihtişamlı bir şey yapmak istediği için, üzerinde en çok çalıştığı film ol­duğunu belirtmişti. Altın Küre adaylığının yanısıra 10 ödüle sahip olan film, ayrıca yönetmenin Toshiro Mifune ile birlikte çalıştığı son filmidir. Mifune'ye olan hayranlığımın bu filmle daha da arttığını itiraf etmeliyim.

Kliniğin kapısında başlayan film yine kliniğin kapısında son bulur. Stajını tamamlayan Yasumoto'nun filmin sonunda verdiği kararla ilgili Kurosawa, "İzleyicilerin de aynı yeğleme­yi yapmalarını isterdim. Çok daha fazla Yasumo­to'muz olsaydı, Japonya düşünsel açıdan yoksul ve çıkarcı bir ülke olmaktan kurtulabilirdi." demiş.

Kurosawa yine ışık kullanımı ve çekim teknikleriyle farkını ortaya koyuyor. Siyah beyaz filmlerin kendine has bir güzelliği olduğunu düşünen biri olarak, gölgelerin siyah beyaz filme artı bir güzellik kattığını söylemeliyim. Zaman zaman tiyatro izliyormuşum hissine kapıldım. Benim için Akahige, oyuncuların başarılı performansları ve etkileyici görselliğiyle 3 saatlik bir sinema şöleni..

resim


Alıntı:
" Kurosawa Kızıl Sakal'ın bir dönem filmi olmasına karşın çağdaş Japonya'ya dair görüşlerini dile getirdiğine işaret etmişti: "Kızıl Sakal'da betimlediğim berbat gerçekli­ğin tam da günümüz Japonya'sının gerçekli­ği olduğunu düşünüyorum. İnsanın gördüğü şeyle, görünüşteki refahla derinlerde yatan gerçeklik arasındaki tezat, uyuşmazlık nasıl açıklanabilir? Elbette eğer sadece son bir­ kaç yıldaki ekonomik büyümeye bakarsanız, halkın yaşadığı bütün sefaleti göz ardı ya da hasıraltı edersiniz. Halk artık siyaset ya da yö­netime inanmıyor. Ekonomik büyüme kalıcı olmayacak. Mevcut refah sefalete dayanmak­tadır ve çökecektir." Kaynak: Stephen Prince-Savaşçının Kamerası (Akira Kurosawa Sineması)


resim


Alıntı:
Filmde, çok uyumlu bir biçimde iç içe geçen iki tema bu­lunmaktadır: fiziki ve ahlaki sefalete karşı savaşım (bura­da, Sarhoş Melek'te olduğundan çok daha fazla birbirin­den ayrılamaz bir biçimde tanımlanmıştır) ve yaşamı yön­lendirme (bu kez üç tane "çömez" vardır: Yasumoto, Oto­yo ve Chobo) Yasumoto'nun ve öğrencisi Otoyo'nun çif­te başkalaşmaları, inandırıcılıklarından hiçbir şey yitirmi­yor; nitekim bu, filmin en esin dolu bölümüdür. Buna karşın, doktor Kızıl Sakal'ın portresi zihinlerde bazı soru işa­retleri bırakmaktadır: buradaki yorumuyla Mifune, Sar­hoş Melek'teki doktor Sanada'dan çok, adalet dağıtan sa­muray Sanjuro'nun insancıl kişiliğine yaklaşmaktadır. Kı­zıl Sakal'da, Sana da gibi hastalıklara ve onlara neden olan koşullara yani sefalete ve cehalete karşı amansız bir savaş açmıştır (üstelik daha genç ve daha enerjiktir). Onun bireyci davranışı önceden kararlaştırılmış bir tavır değil, kaçınılmaz bir gerekliliktir. Yönetmen, acı bir sesle, "hiç bir politikacı hiçbir zaman sefaleti ve cehaleti ortadan kal­dıracak bir yasa önermemiştir" diyor. Politikacıların uzağında kalmayı yeğledikleri sorunları göğüslemeye kararlı olan doktor Kızıl Sakal, amaçlarını gerçekleştirebilmek için kullanabileceği tüm araçları zorlamaktadır. Kliniğin ge­reksindiği akçalı kaynaklan sağlayabilmek için varsıl tüc­carların kapılarını çalar, verebilecek durumdaki müşterilerinden fazla para sızdırmanın yollarını bulur (aşın beslen­meden yakınan "kötü zengin"e yaptığı ziyaret çok başarılı biçimde filme alınmıştır: doktor tam bir sahtekarlıkla müş­terisinin olağanüstü zengin yemek listesindeki tüm lezzetli yiyecekleri yasaklar, bu arada yastıkların üzerine uzanmış olan zavallı adam umutsuz ve yalvaran bakışlarla onu süz­mektedir). Ama beri yandan Kızıl Sakal, yeri geldiğinde zor kullanmaktan da çekinmeyecektir: Otoyo'yu genelev patro­nunun fuhuş zindanından kurtarmak için karate teknik­lerini tüm incelikleriyle sergiler ve tüm pezevenkleri ustalıkla haklar.

İzleyicilerin coşku duymalarına yol açan bu tür dav­ranışlar, kişiliğinin en yeni ve gizemli bileşimi olan iyi bir dinleyici olma özelliğinin geri planda kalmasına yol aç­mıştır. Aç üç çocuk annesi olan genç kadının hıçkırıklarla boğularak uzun uzadıya anlattıklarını dinlerken Kızıl Sa­kal tam bir yetersiz psikanalist gibi hareketsiz, katılımsız ve dikkatle kalakalır. "Tipi böyle yönlendirmek istememiş­tim" diye yakındı yönetmen, "Ama ne yazık ki Mifune bir türlü laf anlamak istemedi. O, kendi kafasındaki tipi can­landırmakta ısrar etti; bu da zaafları ve korkuları tanıma­yan, ve ne yazık ki bu nedenle de insancıllıktan uzak bir kahramandı. Onun kahramanca, kaya gibi katı ve ödün vermez yorumu, çizmesini istediğim kişiliği saptırdı. Bir Japon atasözü; Adam olabilmek için yaşamın tüm yengilerinin ve bozgunlarının deneyiminden geçmek gerekir."

"Bence Kızıl Sakal, aydınlığın ve karanlığın bileşiminden oluşan, ortalama bir insan olmalıydı; inandırıcı olabilmek için bazı hatalar da yapmalıydı. Ama Mifune beni dinlemek istemedi. Ben de bundan böyle onunla bir daha birlikte ça­lışmamaya karar verdim. Bir oyuncu kendi öz kişiliğini oy­namaya başladı mı, bence artık her şey bitmiştir." Böy­lece yönetmen ile en ünlü oyuncusu arasındaki bağlar, baş­ladıklarından tam on yedi film sonra bütünüyle kopmuş oldu. Mifune'nin anlatımını bilemeyiz ama, Yasumoto'yu, Otoyo'yu, Chobo'yu, mutfaklarda uğraşan kadınları, yani her yanlarından insancıllık fışkıran bu tiplemeleri gördük­ten sonra, öykünün en uzlaşılmaz ve anlaşılmaz kişisinin başroldeki kahramanı olmasına hayıflanmamak elde de­ğil.

Mifune bu "ayıplı başeser"in asıl sorumlusu olsa bile, yönetmenin de bazı hataları olduğunu söylemeliyiz. Alt­mış yaşının eşiğine gelmiş olan Kurosawa, "izleyicilerin bakmak ve dikkatle görmek zorunda kalacakları kadar mü­kemmel ve olağanüstü bir film" yapmayı tasarlıyordu. Oy­sa başeserler hiç bir zaman bu tür tasarımların ürünü ola­mazlar. Gerçi Kızıl Sakal'da gerçekten de her şey mükemmeldir: dönemin dekorları, en ince ayrıntılarına dek titiz­likle çalışılarak hazırlanmış, görüntüler ise neredeyse kılı kırk yararcasına bir titizlik ve özenle gerçekleştirilmişti. Aynı gözlemleri son kerte görkemli müzik yorumu için de söyleyebiliriz: Haydn'dan (94. senfoni) ve Beethoven'dan (9. senfoni) esinlenerek hazırlanmıştı. Filmin hayli uzun olduğunu gözönünde bulunduran Kurosawa, iki "zaman" arasında müzikli bir ara geçiş koymayı da öngörmüştü. Böylesine çılgınca bir çalışma düzeniyle geçen iki buçuk yıllık sürenin sonunda yönetmenin "tüm enerjisinin boşal­ması" (kendi sözleridir) nedeniyle uzunca bir hastahane dinlenmesine mecbur kalışında pekte şaşırtıcı bir şey yok­tur. Acaba bu görkemli mükemmellikler gösterisi neden iz­leyicide heyecandan çok, hayranlık uyandırmaktadır? Yö­netmen, tüm sanat eserlerinin yapımında rastlantıların oynadığı önemli rolü unutmuş gibi gorunuyor. Üzerlerinde çok daha az çalışılmış, daha az tumturaklı, ama çok daha canlı olan yapıtlarındaki sadeliği, yergiyi ve ateşliliği ara­yıp hayıflanmamak elde değil.*Kaynak:Aldo Tassone - Akira Kurosawa


resim


Bence filmin güzel bir özeti:
Alıntı:
Yeni mezun bir doktorun, haberi olmadan atandığı bir hastanede, asıl hastanın kendisi olduğunun farkında olmadan, ruhunu tedavi eden Kızıl Sakal (Kyojo Niide) ile yaşadıklarının hikayesi.Kaynak:ekşisözlük

İletiTarih: 29 Eylül 2017 23:48
 Kullanıcı bilgilerini göster Bu kullanıcının gönderdiğini mesajları gösterme Alıntıyla Cevap Gönder Başa dön   
meetehun



Kayıt: 03.11.2017
İletiler: 4



Özel mesaj gönder
Re: Akahige / Red Beard (1965)

Slm

Toshiro Minufe olunca benim için akan sular durur. Çok güzel bir açıklama metni yayınlamışsınız. Genelde benim huyum içeriği tamamen değil biraz yüzeysel okurum ki, konuyu tamam öğrenmemiş oluyum ve filmin büyüsünü bozmamış oluyum.

İletiTarih: 09 Kasım 2017 21:25
 Kullanıcı bilgilerini göster Bu kullanıcının gönderdiğini mesajları gösterme Alıntıyla Cevap Gönder Başa dön   
leopar1972
Sinefil Grubu


Kayıt: 15.11.2008
İletiler: 85



Özel mesaj gönder
Ellerinize sağlık, inceleme yazınız iyi olmuş.

İletiTarih: 12 Kasım 2017 18:23
 Kullanıcı bilgilerini göster Bu kullanıcının gönderdiğini mesajları gösterme Alıntıyla Cevap Gönder Başa dön   
İletileri göster:   
Yeni Konu Gönder   Cevap Gönder 1. sayfa (Toplam 1 sayfa) [Bu başlıkta 3 mesaj bulunuyor] « Önceki konuSonraki konu »
Forum Seçin:  

Türkçe Altyazı © 2007 - 2017