Giriş Kayıt
Sinemamızın Doğum Günü Yanlış Kutlanıyor
Yeni Konu Gönder   Cevap Gönder 1. sayfa (Toplam 1 sayfa) [1 Mesaj] « Önceki konuSonraki konu »
Yazar Mesaj
ismetc
Korku Sineması
Görsel Yükleyici


Kayıt: 15.09.2009
İletiler: 1152
Şehir: Ortaca / Muğla / Türkiye / Dünya
Yaş: 39 Aslan


Özel mesaj gönder
 Sinemamızın Doğum Günü Yanlış Kutlanıyor

resim


Bugüne dek ilk Türk filmi olarak 14 Kasım 1914'te çekildiği iddia edilen Fuat Uzkınay'ın "Ayastefanos'taki Rus Abidesinin Yıkılışı" filmi kabul edilmiştir. Türk sinemasının doğum gününe ilişkin kutlamalar da, bu film ve tarih esas olarak yapılmaktadır. Oysaki bu filmin çekilip çekilmediği bile bilinmemektedir. Çekildiğini varsaysak bile, ne yazık ki bu filme ilişkin hiçbir somut belge elimizde bulunmamaktadır. Ya da diğer bir ifadeyle bu filmle ilgili hiçbir belge günümüze dek ulaşmamıştır.

Bu filmin ilk Türk filmi olduğu iddiasını ise ilk kez Nurullah Tilgen ortaya atmış ve bundan sonra yazılan tüm Türk sinema tarihlerinde de bu iddia ilk kaynaklara inilme gereksinimi duyulup sorgulanmadan ya da somut bir belgeye dayandırılmadan, bundan sonra yapılan tüm çalışmalarda da aynen yinelenmiştir.

"Ayastefanos'taki Rus Abidesi'nin Yıkılışı" filminin çekildiğini, daha sonra ise çeşitli nedenlerle bu filmin ortadan yok olduğunu varsaysak bile, yine de ilk Türk filmi olma özelliğini taşımamaktadır. Çünkü; bu filmden önce çekilmiş -en az- beş filmden söz edilmektedir. Gerçi bu beş filmden yalnızca biri günümüze dek gelmiş, biri yalnızca iddia düzeyinde kalmış, diğerlerinin hakkında ise yeterli belgeye sahip olunamamıştır. Ama tüm bunlara karşın; 1914'ten önce de Türkiye'de Türkler tarafından film çekildiği kesinlik kazanmıştır.

İlk film 1901'de çekildi

14 Kasım 1914'ten önce çekildiği bilinen ya da iddia edilen filmlerden ilki 27 Ocak 1901'de Sultanahmet'teki Alman Çeşmesi'nin açılması nedeniyle çekilmiştir.

Prusya Kralı ve Alman İmparatoru II. Wilhelm'in 1898'de Türkiye'ye yaptığı ikinci ziyaretin anısına ithaf edilen bu çeşme için ilk çalışmalar 1899'un yazında başlamış ve çevre düzenlemesi yapıldıktan sonra II. Abdülhamid'in 25. cülus yıldönümü olan 1 Eylül 1900'de açılması düşünülmüş, ancak bir dizi aksaklıktan ötürü imparator Wilhelm'in doğum günü olan 27 Ocak 1901'de büyük bir törenle açılmıştır.

Söylenti düzeyini aşmayan kimi iddialara göre; Alman Çeşmesi'nin açılışı Osmanlı ordusuna mensup bir subay tarafından (kimileri iki kişi olarak söz ediyor) filme çekilmiştir. Çeşmenin açılışı ile ilgili tüm fotoğraflar ve bilgiler araştırıldığı halde, bu iddiayı doğrulayacak herhangi bir bulguya rastlanmamıştır. Yalnızca Alman Arkeoloji Enstitüsü'nde bu çeşmenin açılışıyla ilgili fotoğraflarda, bu tarihi anı tespit eden birkaç fotoğrafçının resmine rastlanmış, ama kamera ve benzeri aletlere rastlanmamıştır. 1900'ün başında Türk editörler tarafından, yine bu çeşmenin açılışına ilişkin basılan kartpostalarda da benzer durumla karşılaşılmıştır. Bu filmi izlediklerini iddia edenler ise, herhalde, yine bir olasılık olarak, Almanların çektiği belgeseli kastetmektedirler. Çünkü II. Wilhelm'in Türkiye'yi ziyaretleri Almanlar tarafından filme alınmış, bu filmlerin ise büyük bir kısmı belgesel kanallarda gösterilmiştir. Ama bir farkla; II. Wilhelm'in Türkiye'yi ziyaret ettiği filmlerin büyük bir kısmı, II. Abdülhamit dönemine (31 Ağustos 1876- 27 Nisan 1909) ait değil, aksine Sultan V. Mehmet Reşat dönemine (27 Nisan 1909-3 Temmuz 1918) aittir. Ayrıca II. Wilhelm'in Türkiye'yi ziyaret ettiği tarihler de iyi bilinmektedir. Ama; 1901'e ait bir filme rastlamak mümkün olmamıştır.

Selim Sırrı Tarcan'ın rehberliğinde

İlk Türk filmi olmaya aday çalışmalardan biri de 28 Temmuz 1905'te gerçekleştirilmiştir.

Yıldız Camii'nin ikinci selamlığının mekân olduğu filmin kimin tarafından çekildiği ise bilinmemektedir. Yalnızca bu filmde, Selim Sırrı Tarcan'ın rehberlik yaptığı bilinmektedir ki, bu da filmin bir Türk tarafından çekilip çekilmediği kuşkusunu beraberinde getirmektedir. Eğer bir Türk bu filmi çekmiş olsaydı rehbere niçin gereksinim duyulurdu? Bu filmi; Türkçeyi bilmeyen azınlıktan birinin çekmesi ise (Rum, Ermeni, Musevi ya da levanten) çok düşük bir olasılık olarak görülmektedir.

13 Ekim 1908'de Sultahahmet Meydanı'nda Bulgar-Avusturya'yı protesto mitingi de filme alınmıştır. Dönemin gazetelerinden İkdam bu olayın filme alınışına ilişkin haberde "...Yabancı muhabirler bu olayı sinamatografla fotoğraflamıştır" ifadesini kullanmıştır. Haberden de anlaşıldığı gibi bu film yabancı kameramanlar tarafından çekilmiştir. Onun için ilk Türk filmleri arasında saymak mümkün değildir.

Sultan Reşat'ın Selanik'e gidiş filmi (1911)

1914'ten önce çekilen bir film ise 5-26 Haziran 1911'de Makedonyalı sinema ve fotoğraf sanatçıları Yanaki ve Milton Kardeşler tarafından gerçekleştirilmiştir. V. Mehmet yani Sultan Reşat'ın Manastır ve Selanik ziyaretlerini içeren bu film, halen Makedonya Film Arşivi'nde bulunmaktadır. Ayrıca 1990 ve 1995 tarihlerinde İstanbul'da düzenlenen Makedonya Film Haftaları'nda da gösterilmiştir. Diğer filmlerle ilgili somut belgeler ortada olmasına karşın, bu filmle en ince ayrıntılarına dek (ne zaman, nerede, nasıl çekildiğine ilişkin) tüm belgeler elimizde bulunmaktadır.

1914'ten önce çekilen dördüncü film ise, Hamidiye Kruvazörü'ne ait filmdir. 1959 yılında Cumhuriyet gazetesinde Cemalettin Saraçoğlu ile Şakir Tunççapa arasında yapılan bir konuşmada bu filmden söz edilmekte, hatta bu filmin İzmir sinemalarında gösterdiği iddia edilmektedir. Bu filmin varlığına ilişkin bir diğer belge de, 17 Ağustos 1913 tarihinde yayımlanan bir gazete haberidir. Haberde; İstanbul'da Moda'da bir ekibin film çekmek için kruvazöre bindiği yazılmaktadır. Fakat, bu filmin kimin ya da kimler tarafından çekildiği ne yazık ki bilinmemektedir.

Vahram Balakçıyan ve bir başka 'ilk film' savı

Bu filmlerden başka Nurullah Tilgen'in Sanat Dünyası dergisinin 153. sayısında (1.9.1961) Benliyan operetinin oyuncularından Vahram Balakçıyan'la yaptığı söyleşide bir ilk filmden daha söz edilmektedir. Benliyan bu söyleşisinde bir ilk filmden daha söz eder:

"1912 yılında buraya (Türkiye) bir İngiliz firması gelerek Benliyan Heyeti ile bir anlaşma yaptı ve Benliya'nın bütün kadrosu ile iki film çevirdi. Filmler, Benliyan Opereti'nin piyeslerinden olup kameramandan başka bu filmde vazifeliler hep Türk'tü. Filmin burada çekimi bittikten sonra İngiltere'ye götürdüler ve orada gösterdiler.

Maalesef film ülkemize gelmediği için göremedik. Ama filmleri çok beğenen İngilizler Benliyan Heyeti'ni Londra'ya davet ettiler ve Leblebici Horhor operetini 45 dakikaya sığdırarak müzikholde Pithuri olarak temsil ettik."

Söyleşide filmin kameramanının bir İngiliz olduğunun altı çiziliyor; fakat yönetmenin olup olmadığından ise hiç söz edilmiyor. Bu söyleşinin dışında da, bu filmle ilgili elimizde ne yazık ki bir başka belge-bilgi bulunmamaktadır.

Aynı söyleşide ilk mevzulu (konulu) Türk filmi olduğu iddia edilen Himmet Ağa'nın izdivacı ile ilgili ilginç bir anekdot yer alıyor:

"Himmet Ağa'nın İzdivacı Weniberg (doğrusu Sigmund Weinberg olacak) adlı bir fotoğrafçının atölyesinin arkasındaki boşluk ve bahçesinde çekildi. Ben de bu film çevrilirken oradaydım. Uzun boylu bir kameraman vardı. Rejisörü yine Reşat Rıdvan beydi. Weniberg'in kendi hesabına çevirttiği bu filmin, kameramanının kendine özgü bir film çekme tarzı vardı. Film çekilirken iki makine kullanırdı. Bu makinenin birinde ham film vardır, diğeri boştur. Ama bunu yalnız kendisi bilir. Artistler oynamaya başlarlar ve her iki makine de faaliyete geçer. Kameraman münasip gördüğü sahneleri dolu makine ile artistlere belli etmeden çekerdi."

1914'ten önce çekilen filmlerin bir kısmı bir somut belgelerle kanıtlamayan birer iddiadan ibarettir (Alman Çeşmesi). Ayrıca bunlardan ikisi yabancılar tarafından çekilmiştir (Benliyan'ın söz ettiği ve Selim Sırrı Tarcan'ın rehberlik yaptığı Yıldız selamlığının ikinci avlusunda çekilen film). Birisiyle ilgili gerekli belgeler vardır ama, film ortada yoktur (Hamidiye Kruvazörü).

Geriye ise tüm belgeleriyle günümüze dek ulaşan tek bir film kalmaktadır ki, o da Manaki kardeşlerin çektiği V. Mehmet, yani Sultan Reşat'ın Selanik ve Manastır ziyaretine ilişkin olanıdır. Ama bu filmin de ilk Türk filmi olmasını engelleyen bazı sakıncaları vardır.

Manakiler imzalarının yanına 'Türkiye' yazıyordu

Manaki kardeşlerin kökeni çeşitli tartışmalara neden olmaktadır. Kimileri, Rum olduklarını iddia ederlerken, bir diğerleri ise Makedonyalı olduğunu ileri sürmektedir. Manaki kardeşlerin kökenine ilişkin tartışmaların sonuncusu 1995'de Cannes Film Festivali'nde bir kez daha yaşamış, Makedonyalı sinemacılar bir bildiri yayınlayarak Theo Angelopoulos'u "Le Regard d'Ulysse" filmindeki tutumundan ötürü eleştirmişlerdir. Angelopoulos jüri büyük ödülü kazanan bu fiminde Balkanlar'ın ilk sinemacıları olarak tanıttığı Manaki kardeşleri dolaylı da olsa bir Rum sinemacı olarak gösterince, Makedonyalı sinemacıların imza kampanyasına hedef olmuş, bu kişilerin milliyetini saptırmakla suçlanmıştır. Manaki kardeşlerin üzerine yapılan bu tartışmalar bir yana, onlar aynı zamanda Osmanlı tebaası olarak, ilk Türk sinemacısı sayılabilir mi? Manaki kardeşler 1905'ten beri Osmanlı tebaası olarak, Osmanlı topraklarında ya da sınırları içinde ilk film çeken kişiler olmuşlardır.

Manaki kardeşler sinemacı olmanın yanında aynı zamanda Balkanlar'ın ilk fotoğrafçıları arasında da yer alırlar. Manakiler çektikleri her fotoğrafın altına imzalarının yanı sıra, ayrıca, ülke adı olarak (Türkiye) yazmışlardır. Manakilerin çektikleri filmler arasında Sultan Reşat'ın Bitola (Manastır) ziyaretinin yanı sıra 2. Meşrutiyet kutlamalarına ait birçok belgesel nitelikli filmde bulunmaktadır. Bu filmlerin büyük çoğunluğu zamanımıza kadar gelmiş olup Makedonya Film Arşivi'nde muhafaza edilmektedir.

Burçak Evren

Aydınlık

İletiTarih: 23 Kasım 2013 21:24
 Kullanıcı bilgilerini göster Bu kullanıcının gönderdiğini mesajları gösterme Alıntıyla Cevap Gönder Başa dön   
İletileri göster:   
Yeni Konu Gönder   Cevap Gönder 1. sayfa (Toplam 1 sayfa) [1 Mesaj] « Önceki konuSonraki konu »
Forum Seçin:  

Türkçe Altyazı © 2007 - 2017