Leonardo Di Caprio ise filmin defalarca işlenen düşünceleri anlatan yaz filmleri gibi olmadığını, orijinal bir yapım olduğunu söyledi ve ekledi: “Böyle filmlerin gelip de diğer filmlere, biraz da kumar oynayarak, meydan okuduğunu görmek güzel. Ayrıca bu film diğerlerinin seyirci potansiyelini de hafife almıyor, onlara meydan okuyor"
İyi ifade etmiş.Yaz filmleri hep aynı şeyleri işlediği için insanlar ısrarla bu filme yönelecektir.İlk Matrix filmi de yazın vizyona çıkmıştı.Abimle sinemadan çıktıktan sonra birbirimize bakmıştık şaşkınlıkla o zaman.Daha önce sinemalarda görülmemiş bir filmdi.Bu film için de aynı olacak sanırım.Çok farklı bir yapım izleyeceğimizi umuyorum.Tamamen orjinal.Kızların defalarca sinemaya gidip Titanic'i izlediği gibi artık gidip gelip izleriz.
Tarih: 20 Tem 2010 00:49
_________________ "-Eğer aşk sadece kelimelerle anlatılsaydı, dilsizler ne yapardı?"
Böyle bir film nasıl kurgulanır. Bu ancak Nolan gibi bir üstadın ellerinde cevap bulabilecek bir soru. Labirentin içinde kaybolmadan bu hikayenin sonuna ulaşmak mümkün değil gibi izleyici açısından. Yönetmenin bu işten nasıl çıktığını ise hiç bilemeyeceğim. Görsel efektlerin senaryoya hizmet edişinden, müziklerin yaratılan atmosferle uyumundan tutun üzerine övgüler dizilecek bir çok özelliği barındıran bir filmdi.
Alıntı:
Son yılların en orjınallikten yoksun yaz blockbuster sezonunun ortasında vizyona giren Başlangıç, sinema denen sanatın ne kadar sınırsız, ne kadar yaratıcı, ne kadar özgün, ne kadar evrensel, ne kadar hayret uyandırıcı, ne kadar fikir dolu, ne kadar eğlenceli...
Kusura bakmayın, sözlüğümde bu modern şaheseri tasvir edebilmem için kullanabileceğim kelimelerin ardı arkası kesilmiyor, o yüzden size sadece şu yorumda bulunursam sanırım yeterli olacaktır: Başlangıç, Christopher Nolan’ın heybetli kariyerinin şu ana kadarki en başarılı ve teknik ile anlatım bakımından en mükemmel filmi olmakla kalmıyor, bundan yıllar sonra halen hakkında tartışılacak muazzam bir düşünsel labirent yaratıyor.
Nolan, hikayesel labirentler yaratmaktan haz alan, senaryosunu ilerlettikçe karmaşıklaştıran, fakat bu yolda hiçbir zaman odağını kaybetmeyen bir usta kafa karıştırıcı. Nolan’ın prodüksiyon şirketi Syncopy’nin logosunun bir labirent olduğuna şaşmamak lazım.
Film hakkında en basitinden herhangi bir bilgi vermek bile salonlara henüz adım atmamış seyirciye haksızlık olacaktır. Çünkü eleştirmen Roger Ebert’in film hakkında yazdığı gibi “Önemli olan hikayenin ne olduğu değil, o noktaya nasıl geldiğimiz”. Size Başlangıç’ın başını, ortasını ve sonunu tasvir edebilirim. Fakat bu noktaların hiçbiri bütününün nasıl oluşturulduğuna dair size bir ipucu vermez.
Peki o zaman size ne söyleyebilirim film hakkında, hiç detaya girmemeye çalışarak? İlk olarak Başlangıç, görsel bir ziyafet olmakla kalmıyor, içerdiği rüya gerçekliğini yaratıcılığın sınırlarını zorlamasına rağmen fazla soyutluğa kaçmayarak tasvir ediyor. Güncel bilim-kurgu klasiği Gizemli Şehir ve 2001 gibi şaheserleri andıran bazı özel efekt sekansları, bu filmlerle yarışıyor ve yer yer çıtayı yükseltiyor.
Başlangıç, benzeri on yılda görülen bir “entellektüel gişe filmi”. Bu gözlemdeki entellektüel kelimesi gözünüzü korkutmasın. Başlangıç, yılın belki de en eğlenceli ve nefes kesen aksiyonunu ekranlara getiriyor. Neden mi? Çünkü karakterlerin kaderini ve filmin desteklediği fikirleri umursuyoruz da ondan. Kim bilirdi ki ustaca elden geçirilmiş üç boyutlu karakterizasyonlar o milyonlarca dolarlık efektlerin seyircinin beyninde bir anlam oluşturmasını sağlasın? Başlangıç, yılın diğer gişe eğlenceliklerin iki katı kadar özel efekte sahip, fakat bu efektler hikayeye hizmet ediyor, hikaye efektlere değil.
Christopher Nolan’ın Başlangıç’ın senaryosunu yazması on yılını almış. Filmin rüya içinde rüyaya giren, bir sürü değişik gerçeklik, sembolizm ve teori arasında durmaksızın hoplayıp zıplamaktan haz alan hikayesi o kadar yoğun ve karmaşık ki, yazımı yüz elli sene sürmüş, bir sürü değişik kuşaktan bir sürü değişik senaryo yazarının elinden geçmiş, Barcelona’nın Sagrada Familia kilisesinin sinematik bir versiyonu olmadığına şaşmamak elde değil. Nolan’ın bu kadar detay dolu bir fikri “elle tutulur”u bırakın, bu kadar mükemmel bir senaryoya dönüştürebilmesi tek kelimeyle bir mucize.
Filmin oyuncu seçimi gayet yerinde. Leonardo DiCaprio, şiddetli suç duygularından yakınan, gittikçe gerçekliğin gerçekliği üzerine olan kontrolünü kaybeden Cobb rolünün iç karmaşasının hakkını veriyor. Kuşağımızın en yetenekli oyuncularından biri olduğunu düşündüğüm Joseph Gordon-Levitt, araştırmacı Arthur rolünde Leo ile atışmakla kalmıyor, son yılların en heyecan verici ve yaratıcı kavga sahnesini sunuyor. Daha önce İngilizce rollerine bir türlü ısınamadığım Oscar’lı Fransız aktris Marion Cotillard, Cobb’un esrarengiz ve haklı olarak öfke dolu eşi Mal rolü ile filmin duygusal yapısını oluşturuyor.
Haliyle Başlangıç hakkında uzun uzadıya tartışılabilecek bir sürü detay var. Filmin şimdiden ün kazanan son karesi bile saatlerce süren tartışmalara konu olacaktır. Her seyirci gibi benim de o son çekim başta olmak üzere film hakkında bir sürü teorim var. Fakat bu eleştiriyi burada bitirelim de, filmi henüz izlememiş seyirciye haksızlık olmasın. Başlangıç’ı izlemiş ve hakkında detayları ile tartışmak isteyen okuyucularımız oktayegekozak@hotmail.com adresine başvurabilir.
Oktay Ege Kozak - Beyazperde
Tarih: 30 Tem 2010 18:31
_________________ Yürüyerek Geçtim Güneş Sistemlerinin Arasından...
İlk defa aylardır bir filmi bekliyordum. Hatta tatilimi bile denk getirip İStanbul'da izleme imkanı buldum.
Keşke beklentilerimi o denli yüksek tutmasaydım.
Çok hoş bir film, efektler yerinde, müzikler etkileyici ama başyapıt olacak türden değil
Şahsi görüşüm kimse alınmasın. Ama sinemada izlemeye değer.
10/8 veriyorum.
Beynim allak bullak. Bir insan evladı bu kadar dahiyane bir senaryoyu nasıl yazar, bu kadar enfes şekilde nasıl filme alır akıl sır ermiyor. Inception üzerine sayfalarca yazı yazabilirim ama önce filmi iyice sindirmem gerek. Kusursuzdan da öte akıl sınırlarını zorlayacak bir sanat eseri, dünyanın 8. harikası... Ne desem boş!
Tarih: 31 Tem 2010 00:55
_________________
Gülersen dünya seninle güler, ağlarsan yalnız ağlarsın..
Senaryo üzerinde çok çalıştığı belli.İlk bölümde bu evrenin kurallarını betimliyor, ikinci bölümde iç içe geçen karmaşık bir rüya sarmalının ortasına bırakıyor izleyiciyi.Zihinsel açıdan izleyici yoran bir yapım, özellikle ikinci yarısıyla.Çoğu yerde gerçeklikten koptuğunuz anlarda, zihninizde neyin gerçek olduğuna dair bahse bile tutuşabilirsiniz kendinizle.Görsel ve zihinsel anlamda oldukça emek harcanmış bir film olmasına rağmen belirli bir sadeliği de içinde barındırıyor.Abartılı ve sırıtan bir görsel patlama yok.Matrix film ile aynı evreni paylaşan bir yapısı olmasına rağmen ondan çok ileride bir film demek yanlış olur bence.Herşeyine rağmen bir başyapıt olarak düşünemiyorum bu filmi.
Filmin bazı yerleri gereğinden fazla uzatılmış.Yine de 148 dakikalık süresine rağmen rüya içinde rüya evrenine yolculuk ettikçe odak noktasını kaybetmiyor film.Çok kolay uzaklaşabileceğiniz başlangıç noktasından Nolan'ın üstün yaratım gücü sayesinde kopmuyorsunuz.Nolan'ın acı süprizi ise bizi içinden çıkılmaz bir sorular labirentinde bırakması.Üst üste binmiş zihinsel katmanlar arasında yorucu bir yolculuk izleyici bekliyor.Toteminiz olmadan izlemeyin derim
Oyunculuklara da değinirsem her biri harika iş çıkartmışlar.Hepsi yerli yerinde ve çok iyi.
Christopher Nolan gerçekten farklı bir yönetmen, tüm sade görüntüsüne rağmen uçuk bir fikirler dünyası olduğunu düşünüyorum.Böyle komplike bir öyküyü oluştururken Nolan'ın 10 yıl boyunca çektiği acıyı hayal etmek bile olası değil.Çoğu kişi için Inception en iyi filmi olarak anılacak belki ama bu filmden sonra bile Memento benim için Nolan'ın en iyi filmi olarak yerini koruyacak. 8/10
Tarih: 31 Tem 2010 01:14
_________________ "-Eğer aşk sadece kelimelerle anlatılsaydı, dilsizler ne yapardı?"
Ömrümde ilk kez bir filmi sinemada ardışık iki seansta izledim bugün .
Aylardır bekliyordum bu filmi ve beklentimi fazlasıyla karşıladı . Nasıl bir insan beynidir bu filmi kurgulayan , çoğu sahnede ağzım açık kaldı . Filmin sonunda ' işte sinema bu ' dedim , yüzümde bir gülümseme ayrılıyordum ki yine gişede buldum kendimi , bir kez daha izledim .
Nolan'ın bu başyapıtını izleyin , izlettirin .
10.
Arkadaşlar kesinlikle paradan kaçmayın en iyi görüntü ve sesi veren sinemada izleyin. yada sabredip dvd sini bekleyin. Kesinlikle harika bir film. Kurgu insanı hayrete düşürüyor, efekler ise buda olurmu dedirtecek kadar harika ve heyecen verici...
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki iletilere cevap veremezsiniz Bu forumdaki iletilerinizi değiştiremezsiniz Bu forumdaki iletilerinizi silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız