Reklamı Kapat
Giriş Kayıt
özel mesaj
spacer

mu618

 
Kayıt : 24 Ağustos 2011
D.Günü : Ağustos 18, 1992 (24) Aslan
Şehir : Konya
Meslek : Öğrenci
  • Boş Ev
    Boş Ev
  • İçinde Yaşadığım Deri
    İçinde Yaşadığım
  • Stajyer
    Stajyer
  • Münih
    Münih
  • Kan Dökülecek
    Kan Dökülecek
  • House of Cards
    House of Cards
  • Ray Donovan
    Ray Donovan
  • Hello Ladies
    Hello Ladies
  • Breaking Bad
    Breaking Bad
  • Tatlı Hayat
    Tatlı Hayat
  • Jake Gyllenhaal
    Jake Gyllenhaal
  • Alfred Hitchcock
    Alfred Hitchcock
  • Jason Bateman
    Jason Bateman
  • Clint Eastwood
    Clint Eastwood
  • David Lynch
    David Lynch
  • Yapay Oyun
    Yapay Oyun
  • Batman v Superman: Adaletin Şafağı
    Batman v Superman: Adaletin Şafağı
  • Karınca Adam
    Karınca Adam
  • Yenilmezler: Ultron Çağı
    Yenilmezler: Ultron Çağı
  • Kara Düzen
    Kara Düzen
  • avatar
    cimcarmuş
  • avatar
    astraltrvlQ
  • default avatar
    legolas13
  • avatar
    fanatic_anchovy
  • avatar
    kendinebak
Son Yorumları
The Imitation Game (2014)
06 Ağustos 2016
Oscar'da en iyi uyarlama senaryoya layık görülmüş bu film aslında beraberinde bir çok tartışmayı da getirmişti. Çünkü Alan Turing'in hayatının hiç de filmde bahsedildiği gibi olmadığını söyleyenlerin sayısı bir hayli fazlaydı. Neticede bu bir şeyi değiştirmedi tabii. Film en iyi uyarlama senaryo Oscar'ı ve Benedict Cumberbatch'in harika oyunculuğu ile herkesin zihnine kazındı.

Aynı yılın bir diğer biyografi filmi The Theory of Everything de bir hayli beğenilmişti. Fakat ben iki filmi de izlediğimde daha çok beğendiğim film bu film oldu.

Filmde Alan Turing gibi bir dehanın hayatı anlatılıyor. Aslında hayatı demek yanlış olur hayatından bir bölüm anlatılıyor diyebiliriz. Tabii konu Alan Turing olunca ve dönemin İngiltere'sinin fazlasıyla despot kararları da söz konusu edilmeden durulamıyor. Ve nihayetinde film; bir dehanın -tahminlere göre- savaşın 2 yıl erken bitmesine haliyle 15 milyon insanın hayatını kurtarmasına neden olduğu ama kendi hayatını kurtaramadığı fikriyle izleyicilerin karşısına çıkıyor.

Film bir uyarlama, ama tabii her savaş filmi de neredeyse bir uyarlamadır ama kime sorsak savaş filmleri doğruyu söylemez, hep kendi tarafından bakar. Ki kısmen doğru bir önermedir bu. Yani anlatmak istediğim uyarlama da olsa senaryoya laf edilmeyecek diye bir şey yok. Mesela Alan Turing'in hormon tedavisi gördüğü zamanlar biraz es geçilmiş filmde. Eğer Alan Turing biyografisini izleyeceksek Alan Turing'in özel hayatını daha çok görmeliydik zannımca. Yoksa bir Enigma filmi de işimizi görürdü. İkinci olarak
Sürprizbozan: Göster
Bunlar senaryonun eksik tarafıydı. Fakat geriye kalan haliyle senaryo da gayet tatmin ediciydi. Parçaların hemen hemen hepsi yerine iyi oturtulmuştu.

Benedict Cumberbatch'e bu roller gerçekten çok yakışıyor. Ukalalık gerektiren her rolde (hemen hemen) Benedict Cumberbatch ismini yazabiliriz. Çünkü galiba hem tip olarak buna müsait hem de işte bazı oyuncular bazı rollerin hakkını çok iyi veriyor. Velev ki bir diğeri için bkz: Robert Downey Jr. Tabii bu iki oyuncunun da Sherlock Holmes rolünde oynamış olması aman ne tesadüftür(!). Alan Turing rolü için de Benedict Cumberbatch tahmin edildiği üzere eleştirilecek bir yan bırakmamış. Her zamanki gibi çok şey katarak oynamış rolünü. Fakat ne gariptir ki o kadar ünlü oyuncunun arasında Benedict Cumberbatch'ten sonra parlayan bir diğer yıldız Alan Turing'in küçüklüğünü oynayan Alex Lawther'dı. Gelecek yıllar için önemli bir yer ayırtmış kendine. Tebrik etmek gerek.

Filmin yönetmenliğini Morten Tyldum yapmış. Kendisi Hodejegerne gibi "first class" bir filmin de yönetmeniydi. Umuyorum çizgisini bozmadan devam eder. Ama ben senaryo ve yönetmenliğin birbirinden ayırmayan biriyim. Bu yüzden senaryo konusundaki eksikleri aynen yönetmene de ithaf ediyorum.

Makineler ne kadar gelişse de önemli olan insanın gelişmesi mottosuyla hareket eden bu filmi hem Alan Turing'i tanımak hem de ön yargılarınızı kırmak adına izleyebilirsiniz. Sırf bu sebeplerle bile izleseniz film kötü bir film olmadığı için zevk alacaksınızdır.

Naçizane puanım 7.7
Ant-Man (2015)
24 Temmuz 2016
Marvel'in biraz Guardians of the Galaxy tarzı filmi. Yani biraz daha eğlenceye yönelik bir film olmuş. Tabii Guardians of the Galaxy'e kalite olarak yaklaşamamış orası ayrı.

Filme baktığımız zaman ayakları üstünde durabilen bir film görüyoruz. Olay örgüsü, tema açılımları yerinde. Yani giriş-gelişme-son kavramlarını tam anlamıyla yansıtabilmişler. Bu haliyle film güzel. Ama izleyenleri tatmin edemiyor. Nedeni ise kötü kahramanın hiç "cool" olmaması. Bu mesele aslında film eleştirilerinde çok okumadığım ama bu tür filmler için şahsım adına çok önem verdiğim bir olgudur. Aslında kısa bir analiz yapılsa bu tür filmlerde "kötü"nün iyiden bile (filmi kaliteleştirmek-yüceltmek açısından) önemli olduğu kanısına da varılabilir. Bunu Nolan'ın Batman serisinde çok rahat görebiliyoruz. Tabii bu noktada Marvel çizgi romanlarının da payı büyük. DC, Marvel'e göre "kötü" olgusunu okura daha felsefik ve akılda yer edecek şekilde sunan bir dünya. Marvel'de ise "kötü"ler daha çok "iyi"lerin iyiliğini pekiştirmek adına kullanılıyor. Bu da onları genel geçer bir "kötü" yapıyor. Ama çizgi romanda gördüğümüzü sinemada bu şekilde izlemek de pek hoş değil. Yani yönetmenin harika dokunuşları (tabii yapılırsa harika olur) ile birlikte "cool" bir kötü, izleyicinin alt egosunda hayranlık uyandırabilecek bir kötü yaratılabilir. Mesela; Iron Man 2'deki Ivan Vanko karakteri filmin kalitesizliği içinde parıldayan bir cevherdi. Genel kanaat Ivan Vanko'nun hayatının az gösterildiği, izleyicinin Ivan Vanko'yu çok daha merak ettikleri yönünde idi. Burada tabii ki Mickey Rourke'un hakkını teslim etmek gerekir çünkü iyi bir kötü karakter muazzam bir oyunculuk gerektirir. Ama yönetmenin harika dokunuşları ile de Ivan Vanko'nun gizemli ve cool havasının verildiğini de unutmamak lazım. Kısaca ve benimde kanaatimce bu filmden tam olarak tatmin olunmamasının sebebi kötünün cool bir kötü olmaktan çok vasat bir çirkef tanımlamasına daha çok uymasından kaynaklanıyor.

Filmin en iyi tarafı sağlam ve sakin senaryosu ile beraber eğlence amaçlı bir film olması. Bunun haricinde Michael Pena'nın özellikle çok güzel diyalog komedilerini de söylemeden geçemem.
Sürprizbozan: Göster


Paul Rudd, kariyeri genelde alt-segment filmlerde geçen bir aktördü. Bu filmde de olumlu olumsuz göze batan bir tarafını görmedim. Olması gerektiği gibi oynamış. Filmin bana göre yıldızı Michael Pena idi. Rolüne çok uymuş. Ve onun da rolünün hakkını hatta istenilenden de fazlasını verdiğini söyleyebilirim. Ama yine de cast seçimini çok beğenemedim. Özellikle Evangeline Lilly'yi çok demode buldum, rolüne de yakışmadığını söyleyebilirim. Wasp karakterini de ondan izleyeceğimiz için üzgünüm açıkçası. Tabii harika bir oyunculuk da sergileyebilir ama bunun için bana göre fazlasıyla çalışması lazım.

Filmin çekim teknikleri çok iyi. Özellikle Ant-Man olunan zamanlar hiç bitmesin istiyor insan. Dünyayı o halde görmek çok farklı bir deneyimdi.

Filmde gördüğüm kadarıyla baya bir mantık hatası mevcut. Kuantum fiziğine merakım var ve filmin bu kuantum fiziği konusunda ağır saçmaladığını söyleyebilirim. Ama yazıldığı yıllarda kuantum fiziği hakkında bilinenler çok az olduğu için pek bir şey diyemiyorum. Ne varsa onu getirmişler karşımıza, bu konuda zaman harcamamışlar ki bu da benim için bir eksidir. Neden böyle filmler başyapıt olma parolası ile yola çıkmaz bilmiyorum ama üzerinde biraz daha uğraşılsa çok daha güzel şeyler izleyebileceğiz.

İzlenilebilir bir yapım olmuş. Eğlence amaçlı bir film. Ama çok fazla bir şey beklememek de lazım. Bir Guardians of the Galaxy kesinlikle değil.

Naçizane puanım 7.0
Avengers: Age of Ultron (2015)
24 Temmuz 2016
Marvel disiplinsizliğinin yeni bir örneği daha. Ben bu Marvel'i çözemedim, amaçlarını anlayamadım. Ellerinde The Avengers, Captain America: The Winter Soldier gibi örnekler varken halen gereksiz bir sürü işe girip filmi harap etmek nedendir, niye yapılır?

Filmlerin belli standart kalitede (burada kalite lafını kullandım, kastettiğim şey şu; bu kadar para harcanan film kalitesiz olur mu dememek lazım, kaliteden kastım kamera kalitesi ya da efekt kalitesi değil.) olmamasının sebebini yeni şeyler denemeye çalışmalarına bağlıyorum. Benim teorim bu. Yoksa The Avengers'ın algoritmasını kullanarak aynı kalitede bir film yapabilirlerdi. Burada Hawkeye'nin özel yaşantısını gözümüze sokmasının mesela, açıklamasını böyle buldum ben. Hani iş şuna varmış gibi biraz: "Biz bir hayli para kazandık, görünen o ki kral da biziz. O zaman filmlerimizde değişik şeyler deneyebiliriz, ve üzerinizde (izleyicinin) deneyerek gelecek filmler için bir plan yapabiliriz." Galiba Marvel'in geldiği en son nokta bu. Bilmiyorum ama amiyane tabirle tonlarca para kazandılar ve artık kafalarına göre yeni şeyler deneyerek ilerideki filmlerinin algoritmasını hazırlıyorlar gibi. Senaryonun üstünde aylarca çalışmaktan daha çok tercih ettikleri bir iş sanki onlar için. Çünkü filmlerin yapılacağı tarihi (5 yıllık periyot) açıkladılar ve filmleri o zamana yetiştirmek zorundalar. Çünkü yapılmış ve yapılması olası bir çok reklam antlaşmaları falan vardır. E bunlar da daha çok para demek. Bu yüzden de vakitlerini senaryoya uğraşmak yerine efektlere, film çekimine vb. teknik olaylara harcamak istiyorlar sanki. Tabii bu sadece benim teorim. Dediğim gibi bu filmde uzun bir süre Hawkeye gibi ilgi çekmeyen bir karaktere bolca vakit ayırmanın mantığını böyle buldum ben. Diğer bir aklıma gelen neden de oraya yazacak bir şey bulmamış olmalarıdır ki bu da olası.

Her neyse filme gelecek olursak.

Film bir kere belli başlı bir aksiyon filmi. Baya baya tatmin edici bir aksiyon var filmde. Bilmiyorum belki filmi kötü yapan sebeplerden biri de budur çünkü ilk Avengers filminde de fazla aksiyon vardı ama orada filme dair sıfatların harika bir harmanlanması da vardı. Bu film ise neredeyse salt aksiyon. Ve çoğu film sıfatı alt düzeyde yani oluşmamış. Mesela The Avengers'taki o ince espriler (komedi sıfatı) ya da Iron Man'in filmin son sahnesindeki hali (cliffhanger-gerilim sıfatı) gibi sıfatları filmin temasına yazılacak kadar göremedik. Bu da haliye filmden beklentilerle çok ters yöndeydi çünkü bize böyle vaadetmediler.

Yönetmeni eleştirmem ne kadar doğru bilmiyorum çünkü dediğim gibi bu Marvel'in bir işi gibi daha çok. Sanıyorum ki Joss Whedon'a kalsa harika diyalog komedileri ile harmanlanmış bir süper kahraman filmi izleyecektik. Ama Joss Whedon sadece sembol olarak orada gibiydi. Hani Marvel onun adını yazarak ilk film kadar harika olacak imajını verdi ve seyirciyi sinemaya koşturmayı amaçlamış gibiydi.

Oyunculukları eleştirmek çok abes olur. Yani hangisini hangisinden ayırt edip iyi - kötü yorum yapılabilir bilmiyorum ama hepsi de gayet iyilerdi, formlarındaydılar. Zaten o kadar isim yapmış oyuncunun içinde bir oyuncunun kötü oynaması gibi bir durum da olmaz galiba. Çünkü oradaki herkes birbirinden daha iyi oynamak için çabalayacaktır.

Senaryoya yeterince eleştiride bulunduğumu düşünüyorum. Tek kelime ile kötüydü. Çok durağandı da diyebilirim. Epic finale odaklanmak adına ağırdan almışlar. Yine örnek vereceğim ama Joss Whedon epic finale gidene kadar bir an durdurmamıştı filmi.

Diğer yönleriyle kamera kullanımı ve efektlerde herhangi bir aksi durumla karşılaşmadım. Hepsine de belli ki fazlaca vakit ayrılmış.

Demem o ki yine kötü bir Marvel filmi izledik, izlettiler. Umarım ileriki filmler çok daha güzel olacaktır.

Naçizane puanım 7.1
Türkçe Altyazı © 2007 - 2016