Giriş Kayıt
özel mesaj
spacer

Themis

 
Kayıt : 17 Aralık 2010
Son Giriş : Gizli
  • Kekec
    Kekec
  • Deeply
    Deeply
  • Glitch
    Glitch [S01EPaket]
  • The Letter Writer
    The Letter Writer
  • Criminal Activities
    Criminal Activities
  • Mustafa Kemal Atatürk
    Mustafa Kemal Atatürk
  • Jong-Suk Lee
    Jong-Suk Lee
  • Eve Doğru
    Eve Doğru
  • Stranger Things
    Stranger Things
  • Yaratık
    Yaratık
  • En Karanlık Saat
    En Karanlık Saat
  • Mucize
    Mucize
  • avatar
    Ecthelion
  • avatar
    pis metalci
  • avatar
    the_punisher
  • avatar
    R3hab
  • avatar
    nano
Son Yorumları
Darkest Hour (2017)
05 Şubat 2018
Yine Dunkirk konusu ve Almanlar yine yok filmde. Dunkirk'te yaşanılanların nasıl olduğunu yansıtmak yerine sadece duygusu yansıtılıyor ve onun üzerinden yürüyor film. Daha çok politik mevzular işlendiğinden ve bu politik kararların alınma aşamasındaki münazaralar konu edinildiğinden filmin konusundan sapması kaçınılmaz oluyor elbette.
Churchill'e can veren Gary Oldman kendisine yapılan ağır makyajdan ötürü tanınmaz hâle gelmiş. Gary Oldman değil de sanki makyaj oynuyordu filmi. Sinematografik açıdan filmi kotarmaya çalışmışlar ama yanlış bir tercih olmuş. Film boyunca Gary Oldman'ı aradım. O da filmi ne kadar kotarır tartışılır. Oyunculuk namına kimse yoktu filmde.
Film Başbakan Chamberlaine'nin istifasının görüşülmesiyle başlıyor. İstifa edince yerine kim gelecek sorunsalı baş gösterince muhalefetin kabul edeceği tek parlamenter olan huysuz, içici, takıntılı, esprili ve biraz da babacan olarak sergilenmiş Churchill Başbakan olarak seçiliyor. Churchill'in görevi ise Nazilerle barış görüşmesine oturmak ne uğruna ve bedeli ne olursa olsun İngilizlerin varlığını korumak ya da ülkeyi savaşa sürüklemek. Halkın da desteğiyle, onların görüşünü de alarak yapacağı bu seçimler doğrultusunda da parlamentoyu ikna etmek. Bu minvalde politik süreci konu ediniyor. Gel gelelim Churcill'in o kadar babacan ve nükteli bir insan olarak yansıtılması da biraz zorlama olmuş sanki. Diğer astığım astık kestiğim kestik siyasetçi hâlleri ve despotluğu hiçbir surette işlenmemiş. Güzellemeyle bezenmiş politik drama yapılmış. Tam bir klişe örneği ve heyecan namına zerre etki bırakmayan bir film olmuş.
Orfeu Negro (1959)
26 Kasım 2017
Brezilya ezgileriyle ve motifleriyle donatılmış capcanlı, rengarenk havasıyla insanda neş'e uyandıran bir film. Tüm oyuncuların siyahi olması ve amatör oyunculardan oluşması filme önyargıları çekecek nitelikte görünse de daha samimi bir oyunculuk ve gerçeklik katmış bana göre. Oyunculuktan bihaber insanların doğallığını kullanmak çoğu kez risk taşısa da sonucu hep olumlu oluyor. Beğenerek izlediğim, her şeyin tadında ve kararında işlendiği bu yapıma özel özgün bestelenmiş müzikler eşliğinde romantizm ve dram sunuluyor. Rengârenk bir meyve tabağı gibi. Yunan mitolojisindeki Orpheus'un ve Eurydice'nin efsanesini ve âşkını Brezilya havasında Bossa Nova eşliğinde aktarıyor. Ve açıklanmayan bir öğe kalıyor geriye. ''Ölüm'' karakteri. Sürekli ölümü yanı başında taşıyormuşçasına bir yüz ifadesine sahip olan çocuklardan birinin isim taktığı o adam; Ölüm. Aslında filmde Eurydice'nin eski âşığı olarak lanse edilen karakter. Filmde adamın yüzünü hiç göstermiyorlar. Kimdir necidir bu adam? Sanki, normalde mit olan Orpheus ve Eurydice efsanesi filmdeki Orfe ve Eurydice bedeninde birleşmiş ve mitoloji kapısı ile gerçeklik kapısı aynı anda işlenmiş gibi. Ya da o efsane gerçek dünyaya yansımış gibi. Efsaneye göre çok güzel lir çalan Orpheus, bir şair ve müzisyendir. Orman perisi olan Eurydice'ye âşık olur ve onunla evlenir lakin Eurydice'yi müziğinden dolayı çok boşlar, şarkıları ve kibri gözünü karısından uzaklaştırmasına, onu ihmal etmesine sebebiyet verir ki bunun neticesinde karısı yılan sokmasından ölür. Kahrından biçare olan Orpheus ölüler diyarına geçip karısını geri getirmeye karar verir. Bir şartla kendisine izin verilir asla karısına bakmayacaktır sadece sesiyle yetinmesi gerekecektir. Tabii Orpheus bununla yetinemeyip karısını görmek isteyince Tanrılar onu elinden tamamen alır. Filmde ise Orfe'nin lirinin yerini gitar, Eurydice'nin ölümüne yol açan yılanın yerini ise eski âşığı ve ''Ölüm'' lakabı takılmış adam alıyor. Yakışıklı, cazibeli ve müziğiyle-sesiyle herkesin peşinde koştuğu Orfe, beyazlar içinde melek gibi Eurydice'yi görünce âşık olur. Ve âşkına da karşılık bulur. Lakin Eurydice peşinde ölümüyle birlikte gelmiştir köyünden.
Filmin bana göre en güzel kısmına gelecek olursam; o da oyuncuların dans ettiği sahnelerde mimiklerini yakın plâna alan kamera tekniğiydi.
Müzikalden bile öteye geçebilecek nitelikteki dans sahneleri o kadar yoğun ki sanki Brezilyalılar yemeyip içmeyip dans ediyorlarmış gibi duruyor. Filmin başından sonuna kadar süregelen bu dans sahnelerinin aslında bir amacı var. Hiç bitmeyecekmiş gibi şenlik havasında geçip giden hayat gün geliyor uçurum gibi bir trajediye dönüşüyor. Sen o uçurumdan bakadururken başından beri susmayan müzikler susuyor ya da ta uzaklardan kısık bir hâlde duyuluyor. Orfe'nin gitarıyla ve ezgileriyle capcanlı doğurduğu güneş yerini soluk karamsar huzmelere bırakıyor. Karnavala eşlik eden filmdeki ışıklandırmaların yerini, daha mat ve koyu ışıklandırmalar alıyor. Dişleri ağızlarından fırlayacakmış gibi capcanlı gülen insanların yüzünde ya ürkek bir gülümseme kalıyor ya da bir çığlık. Mitolojiyi işleyen filmlerin avantajı da bu ya. Yoğun okumalara, işlemelere ve esnetmelere sahip olması. Daha da derinlere inilirse kim bilir neler çıkar.
Bu filmi de izledikten sonra benim açımdan Orfe karakterini en iyi işleyen yönetmen Orpheus Üçlemesi adı altındaki üç filmiyle hâlâ Jean Cocteau'dur.
The Hunchback of Notre Dame (1939)
24 Kasım 2017
Charles Laughton'ın oyunculuğuyla girizgâh yapmak istiyorum öncelikle. Çünkü filmin başrolü değil sadece, filmi yaşayanı. Kendisini Witness For The Prosecution filmiyle tanımıştım. Mükemmel bir oyuncu bana göre lakin namı az bilinenlerden. Saklı kalmış aktörlerden diyelim daha doğrusu. Filmin işlenen konusu için ise tariz sanatı diyebilirim. Çirkinlik ve içsel dünyasının birbiriyle zıtsal uyumunu ele alması her ne kadar taşlama olarak nitelendirilemez gibi dursa da benim baktığım çerçeveden bir taşlamadır bu film. Çirkini kötü belleyenlere yönelik bir taşlama. ''Çirkinler kötü huyludur. Çirkinler suça meyillidir.'' söylemine bir başkaldırı, bir tenkittir. Merhamet ve sevgi gibi hoş duyguların kendilerinden ari tutulduğu çirkin diye yaftalanan insanların merhamet duygusu karşısında aslonan davranışı sergilemeleri ise anormal olarak görülmekte (filmde). Bir insanı ehlileştirenin ise sevgi ve merhamet olduğu göz ardı edilmekte. Her sahnesi ayrı ders, her görseli ayrı duyguyu simgeleyen filmde kahramanımız, ne acı karşısında ne de herhangi bir duygu karşısında gözyaşı döken biri. Çirkinliğini, yüzüne bakılamaz bir canavar olarak kabullenen biri. Çirkinliğin çevresel ve sosyolojik kabullenişinin verdiği elemin katlanılmaz acizliğini filmin finali yansıtıyor. Çünkü kendisini ''Âşk'' gibi dermansız bir derdin kollarında buluyor. Haricinde ırkçılığa da dem vuruluyor. Filmde kralın dediği çok basit bir cümle balyoz gibi iniyor kimilerinin üstüne. Çingene bir kızın güzelliğine dahi sırf çingene olduğu için güzel demek bile neredeyse suç teşkil edecek! Bunun üzerine kralın ''Güzelliğin ırkçılığı olmaz.'' söylemi tüm havayı ağırlaştırıyor. Tüm oyuncu ve sahnelenen karakterleriyle edebi bir film olmuş. Sıradan cümlelerin filmde sanatsal bir kare, bir teatral anlatım oluşturması pek hoştu. Siyah beyaz filmlerin en güzel yanı beden dilinin şairane bir şekilde konuşturulmasında birleşiyor. Kamera açılarından ise en sevdiğim sahne final sahnesi oldu. Quasimodo'nun oturduğu trabzanda kameranın onun üzerinden açı açı uzaklaşıp küçük bir nokta gibi görünmesini sağlaması Quasimodo'nun tapınakta Esmeralda'ya insanları tepeden gösterdiği sahneye atıf gibiydi.
Çeviri Duyuruları
The Letter Writer   %100 Tamamlandı
Criminal Activities   %100 Tamamlandı
Maud & Leo   %100 Tamamlandı
Gett: The Trial of Vivian   %100 Tamamlandı
Glitch (01x06)   %100 Tamamlandı
Sarangeun noraereul tago (01x15)   %100 Tamamlandı
Turbo Kid   %100 Tamamlandı
The Red Tent (01x02)   %100 Tamamlandı
Prep & Landing: Naugh   %100 Tamamlandı
The Secret River (01x02)   %100 Tamamlandı
Miraculum   %100 Tamamlandı
Manglehorn   %100 Tamamlandı
Madame Bovary   %100 Tamamlandı
Catching Milat (01x02)   %100 Tamamlandı
Tianming   %100 Tamamlandı
Styria   %100 Tamamlandı
Hangar 10   %100 Tamamlandı
Los insólitos peces gato   %100 Tamamlandı
I AM Hardwell Documentary   %100 Tamamlandı
The 7.39   %100 Tamamlandı
Apricot   %100 Tamamlandı
Bird People   %100 Tamamlandı
Grisen   %100 Tamamlandı
Sapovnela   %100 Tamamlandı
Margelle   %100 Tamamlandı
Parked   %100 Tamamlandı
Misfire   %100 Tamamlandı
Dark Summer   %100 Tamamlandı
Oshin   %100 Tamamlandı
Fen shou he yue   %100 Tamamlandı
I Love Sarah Jane   %100 Tamamlandı
For No Good Reason   %100 Tamamlandı
Furyo shonen   %100 Tamamlandı
Honour   %100 Tamamlandı
Sien nui yau wan   %100 Tamamlandı
Coal Miner's Daughter   %100 Tamamlandı
Prep & Landing   %100 Tamamlandı
Chun Kiu yi Chi Ming   %100 Tamamlandı
The Blue Umbrella   %100 Tamamlandı
Mayor   %100 Tamamlandı
Po po chiu kai yan   %100 Tamamlandı
Jukgeona hokeun nabbeugeo   %100 Tamamlandı
Gwangbokjeol teuksa   %100 Tamamlandı
Dizi Altyazıları
Westworld (5,428) The 100 (2,393) La casa de papel (2,330) Colony (1,616) 12 Monkeys (1,378) Vikings (1,148) Yellowstone (1,140) The Expanse (997) Supernatural (956) The Big Bang Theory (920)
Türkçe Altyazı © 2007 - 2018