Giriş Kayıt
özel mesaj
spacer

Themis

Onay Grubu Çevirmen
 
Kayıt : 17 Aralık 2010
Şehir : Utopia
Meslek : Justitia fiat, ruat coelum. Fiat justitia, pereat mundus.
İlgi alanları : Avustralya Sineması
Son Giriş : Gizli
  • The Letter Writer
    The Letter Writer
  • Criminal Activities
    Criminal Activities
  • Maud & Leo
    Maud & Leo
  • Gett: The Trial of Viviane Amsalem
    Gett: The Trial of Viviane Amsalem
  • Glitch
    Glitch [S01E06]
  • Serpico
    Serpico
  • Fil Adam
    Fil Adam
  • Beklenmeyen Şahit
    Beklenmeyen Şahit
  • Büyük Hesaplaşma
    Büyük Hesaplaşma
  • Bir Zamanlar Amerika'da
    Bir Zamanlar Amerika'da
  • Yunus Emre
    Yunus Emre
  • Breaking Bad
    Breaking Bad
  • Kara Ayna
    Kara Ayna
  • Sherlock
    Sherlock
  • Hagane no renkinjutsushi
    Hagane no renkinjutsushi
  • Mustafa Kemal Atatürk
    Mustafa Kemal Atatürk
  • Victor Sjöström
    Victor Sjöström
  • Eva Green
    Eva Green
  • Mads Mikkelsen
    Mads Mikkelsen
  • Henry Cavill
    Henry Cavill
  • The Hateful Eight
    The Hateful Eight
  • Cheot Kiseuman Ilgopbeonjjae
    Cheot Kiseuman Ilgopbeonjjae
  • Bay Hiçkimse
    Bay Hiçkimse
  • Serpico
    Serpico
  • Hayalet Araba
    Hayalet Araba
  • avatar
    Artemis1122
  • avatar
    nutellabrain
  • avatar
    ladyas
  • avatar
    Yağızhan Helvacı
  • default avatar
    kelile_dimne
Son Yorumları
The Hateful Eight (2015)
21 Ocak 2017
Öncelikle giriş sekansıyla başlamak istiyorum. 5 dk gibi uzun bir süreyle filme giriş yapılırken Ennio Morricone'un spagetti western havasına selam çakan o yavaştan zirveye doğru çıkan ve orada patlayan müzik şöleniyle taçlandırılıyor giriş sekansı. Karın bu kadar doğal ve gerçekçi, o soğuğu insanın iliklerine kadar hissettirildiği bir film izledim mi hatırlamıyorum. Ama bu filmde kar manzarasını bir hayli hissettim. Muhteşemdi. Filmin bölümlerden oluşması bana başka bir yönetmenin tarzını hatırlattı: Lars Von Trier. Lars Von Trier izleyenler zaten hemen onu anımsamıştır bu sahnelerde. Filmlerde kullanılan, sahnelerin bu şekilde bölümlere ayrılması tekniği hoşuma gidiyor. Çünkü sinema dışında filme teatral bir yaklaşım kazandırıyor. Bir perde kapanıyor diğer perde açılıyor. Buna nevi şahsına münhasır karakterlerin abartılı yüksek seslerini de katarsak teatral bir film olduğunu ileri sürmek yanlış olmaz.
Her ne kadar film beş bölümden oluşsa da bana göre içinde iki metod filmini yansıtıyor. Minnie'nin Tuhafiye Dükkânı dedikleri yere kadar süregelen kısım bir yol filmi; Minnie'nin Tuhafiye Dükkânı'nda geçen kısımlar ise tek mekân filmi. Karlı havada faytonda ilerlerken geçen alaycı ve zekice hazırlanmış diyalogların artısı yanında değişen bir şey daha var ki o da Daisy Domergue'nun tek mor gözle giriş yaptığı sahneden sonra Minnie'nin yerine kadar olan yolda yüzündeki deformenin giderek artması. Filmin Nefret Sekizlisi'nin tek kadın üyesi. Bu üyenin de sürekli bir ''şiddet'' ögesi olarak kullanılması ve filmin sonunda ona ilişkin sahnede kulübede asılı kar ayakkabılarının ona sanki bir melek edasıyla kanat oluşturması bir tesadüf olmasa gerek. Daisy'nin arkasında asılı duran o kar ayakkabılarının ona kanat oluşturacak şekilde denk gelmesi onun başına gelen olaydan daha fazla gözüme takıldı.
Gelelim kamera detaylarına. Normal bir dijital kamera tekniği kullanılmamış. Farkedildiği gibi derinlik algısını çok netleştiren, uzaklaştırma yakınlaştırma pozlaması kullanılmış. Kulübedeki herkes kameranın içinde. Normalde ilgili sahnenin ön plân oyuncuları kamerada yer alırken arkadaki figüran rolüne düşen oyuncular kamera açısına sokulmaz genelde. Ama bu filmde öyle değil. En önemli iki oyuncunun atıştığı, seslerin yükseldiği sahnede bile diğer tüm oyuncular kamera açısının içindeydi. Bu da güzel bir detaydı elbette.
Tarantino filmlerinde kendine has bir tarz yakalamış yönetmenlerden olması hasebiyle her filminde ünlü bir karakter konu edinilir. Bu filminin ünlüsü ise Abraham Lincoln oldu. Filmin sonuna kadar o mektup olayının gerçekliğini ben de merak edip sorguladım doğrusu. Samuel Jackson da hiç fire vermiyor mimiklerinden. Mannix'in o gevrek kahkahası geldi yine aklıma. Ciddi ortamda insanın gel de suratıma geçir demesi kadar itici ve insanları alaya alan bir kahkahası vardı adamın.
Django filmi benim en sevdiğim filmi olmuştur Tarantino'nun ama bu film onun altında kalıyor şöyle ki tek mekana odaklandığı, diyalogların çokluğunun bir süre sonra sarmal bunalıma girdiği gerçekleri göz önünde tutulunca akılda kalıcı etkiye sahip ögesi kalmıyor filmin. Kanlı sahneleri meşhur evet ama Django'nun kanlı sahnelerini sevdiğim kadar bu filmdekilerini sevmedim çünkü o sahnelerle filmi kurtarmaya çalışarak etki bırakma yoluna gitmiş. Bu yüzden de kanlı sahneleri hep bir yere toplamış. Bir süre sonra bu tarz şeylerin aynı yerde tekrar etmesi filmi etkileyici olmaktan çıkartıyor. Aşırı diyaloglarını edepsiz muhabbetlerle birleştirince mizahi yönden etkili çıkış yapması yine bir Tarantino tarzı. Bu edepsizliği psikolojik bir baskı aracı olarak kullanması da izleyici tansiyonunu artırıyor. Başrolde yine bir siyahi kullanması ve bu siyahinin Samuel Jackson olması karakterler üzerindeki etkiyi güçlendiriyor. Rolünde bir hayli iyiydi. Kulübeye girdiği andaki dedektifçi izlenimleri-Bakınız; yerde gördüğü kırmızı şekerlemeye olan dikkatli bakışı- karakterler arasındaki alakasız ilişkiye anlam kazandırma çabalarını gösterse de kulübenin her yerine odaklanmaması başına sorun teşkil ediyor. Bomba oyunculardan ve akılda kalıcı diğer karakterlerden biri de tabii ki tek başına güç oluşturan kadın oyuncumuz Daisy Domergue, film boyunca hep bir merak ögesi olmuştur. Filmin polisiye dedektiflik yönüne psikolojik gerilim türünü de ekleyerek ''Katil Kim?'' tarzı bir sorgu odası oluşturuyor yönetmen. Filmdeki o havayı çok beğendim. Kulübede başlayan olayın neticesinde Marquis ve Mannix'in olay hakkındaki çıkarımları sırasında işte başlıyor ''Katil Kim?'' oyunu dedim. Sahnelerdeki zaman kavramlarına vurgu yaparak sahneleri başka açılardan geri sarıp ele alan yönetmen Tarantino'nun anlatıcı olması ve uzun uzun tiratlarla karakterleri tanıtması, şiir gibi şiddet ve kan sahneleri, tablo gibi görselleri ve özellikle kamera tekniğiyle western havasına başka bir hava katmış. Kadın oyuncu ve birkaç oyuncu dışındakiler filmde çoğu kez saksı görevi görmüş. Hatta komutanın bir ara hiç filme müdahil olmayacağından bile endişe duymuştum.
Sonuç olarak filmi keyifle izledim sıkılmadım da ama bir Tarantino filmi olarak akılda kalıcı sahneleri diğerlerine oranla daha azdı. O yüzden bendeki ederi bu kadar.
Mr. Nobody (2009)
14 Ocak 2017
Müzikleri kesinlikle çok hoş. Her şey 9 yaşındaki çocuğun yapmak zorunda olduğu seçimleri çerçevesinde gelişiyor aslında. Hiçbir şeyi seçmeden sonsuz olasılıkların hepsini yaşasak ne olurdu diyor. Bir lafın tüm hayatını değiştireceğini gördüğünde geri dönüp o hatalardan kendini arındırarak tekrar kurguluyor hayatını. Zihninde kurduğu bir tiyatrodan oluşuyor film. Seçim yapmadan tüm hayatları yaşıyor. Aylardır arayıp da bulamadığınız âşkınızı sırf ucuz diye almadığınız kot markasının üretildiği fabrikanın kapatılmasıyla işsiz kalan bir adamın evinde yumurta haşlamasıyla bacadan gökyüzüne ulaşan kaynamanın hava durumuna etki ederek yağdırdığı yağmurun elinizde sevdiğiniz kişinin telefon numarasının yazılı olduğu kağıda düşmesiyle numaranın yazılan mürekkeple akıp gitmesi neticesinde kaybettiğinizi düşünün? Adeta bir domino etkisi. 9 yaşındaki bir çocuğun hayalini kurduğu her şeyi onun tiyatro sahnesinde onunla birlikte izliyoruz. Anlatıcının çocuk olmasından da belli. En çok hoşuma giden kısımsa Nemo'nun daktiloyla kurguladığı tiyatro metni bir yandan yazılırken diğer yandan perdede gösteriliyorken daktilo teklediğinde sahnedeki oyun da tekliyor duruyor vesaire. Bu kısım çok hoştu. Ayrıca sahne geçişleri çok güzel yapılmış. Elisa ile biten hayat üsturupluca ve bozulmadan mekanla birlikte değişip hop Jean'le yaşadığı hayata atlıyor. Sinir olduğum kısımsa Elisa denen kızın o psikolojik karakter geçişleri. Ağlıyor musun gülüyor musun o surat ne hâllere girdi bacım öyle? Bir de çürümüş meyvelerle ölen sıçanın çürüme ve ölme sürecinin hızlıca ileri geri sarılarak gösterildiği kısımla zaman geri akarken yapılan geri çekimler de güzel detaydı. Çocuğun kurguladığı hayatla gerçek hayat arasındaki geçişler Truman Show filmini anımsattı bana. Yani o düzmece dekorları. Nemo yürürken asfalt zeminden tahta döşemede yürüme sesi çıkıyor falan. Onun haricinde Kelebek Etkisi, Benjamin Button filmlerini de anımsıyoruz. En belirgin atıfsa Luke Rhinehart'ın hayatını rastlantısal olarak yaşadığı Zar Adam kitabına olanıydı. Bunda da paraya evet hayır yazarak hayatını rastlantılar doğrultusunda yaşıyor. Hangi nedenle olursa olsun kaçırdığımız fırsatları tekrar dönüp alternatif hayatımızı yaşasaydık ne olurdu? Ya da geleceği görüp kendimizi kötülüklerden arındırırsak mutlu bir hayat yaşar mıyız sorularıyla bizi baş başa bırakıyor filmde. Son olarak Nemo adı da Latince'de ''Hiç Kimse'' demekmiş. Her şeyi bağlantılı seçmiş yönetmen.
Serpico (1973)
05 Ocak 2017
Giriş sekansı bir dakikadan uzun süren siren sesiyle başlıyor. Sanki herkeste bir telaş ama korkuya yönelik telaştan çok derin bir nefes alıp rahatlama telaşı. Çünkü sirenler Serpico denen ''baş belası'' için çalıyor. Filmin girişi aynen böyle. Sonu başına yamanmış, sonrasında filmin hikâyesine girilen filmlerden. Filmin konusu 1970'lerin başında yozlaşmış New York Polis Teşkilatı'nda görevli dürüst bir polisin gerçek hikâyesinin anlatıldığı biyografik bir film. Peter Maas'ın aynı adlı romanından uyarlanma. Yönetmen koltuğunda Sidney Lumet varsa ortaya sağlam bir eser çıkması kaçınılmaz oluyor. Tabii yine bir eleştiri filmi olması da kaçınılmaz oluyor. Oyuncu seçimi başta mükemmel bir kere. Ayrıca film boyunca filmin ruhunun düşmesine müsaade etmeyen Mikis Theodorakis'in müzikleri de insanı hüzünlü ve karamsar bir havaya sokarak filmde tutuyor.
Filmde Serpico yozlaşmış polis teşkilatının rüşvet olayına her ne kadar karışmak istemeyip bu mesleği böyle bir lekeden arı hâle getirmek için çabalasa da dikkatlerini çektiği meclis komisyonu sayesinde rüşvetçi kesimler aleyhine tanıklık yapınca hayatını riske atmış oluyor. Filmin tanıtım sloganı da zaten şu şekilde imiş: ''İş arkadaşlarının birçoğuna göre o yaşayan en tehlikeli insandı, yani dürüst bir polisti. ''
Al Pacino'nun girdiği kılıklar hippi havasından tutun da taktığı takılara kadar -özellikle o balıklı yüzüğü- çok dikkat çekiciydi. Filmdeki ayrıntılara ve dekorlara dikkat etmeden geçemiyorum.
Asıl filmle ilgili ayrıntıya gelecek olursak: Normalde Frank Serpico ile yapılan röportajda Serpico'nun vurulduğu zamanda hiçbir meslektaşının onu kaldırıp hastaneye götürme zahmetinde bulunmadığını ve uyuşturucu tacirlerinin mekanı hâlini almış o apartmanda saatlerce yerde yığılı kaldığı söyleniyor. Mantıklı olan da buydu onlara göre. Çünkü Serpico işlerine çomak soktuğu polis teşkilatının komplosuna maruz kalıyor ve bilinçli olarak o mekana gönderiliyor. Neticede istenmeyen adam kendisi. Serpico ölmek üzereyken yaşlı bir İspanyol göçmeni tarafından hastaneye ulaştırılıyor ve burada ilk müdahalesi bir Türk hekimi tarafından yapılıyor. Söz konusu Türk hekimi ise Nejat Uygur'un ABD'de yaşayan beyin cerrahı ağabeyi Dr. Zeki Uygur. Bu hayati durumdan sağlam çıkan Serpico kendisine verilen üstün hizmet rozetini reddederek istifa edip İsviçre'ye yerleşiyor. Giderken de havaalından medyaya şu sözleri diyor: '' Bu ülkede artık kendimi güvende hissetmiyorum.''
Dürüst bir polisin son ana kadar polis teşkilatını düzelteceğine olan inancı doğrultusundaki korkusuzca mücadelesine tanık oluyorsunuz. Ve diyor ki: ''Polis yozlaşırsa, bütün toplum yozlaşır.''
Çeviri Duyuruları
The Letter Writer   %100 Tamamlandı
Criminal Activities   %100 Tamamlandı
Maud & Leo   %100 Tamamlandı
Gett: The Trial of Vivian   %100 Tamamlandı
Glitch (01x06)   %100 Tamamlandı
Sarangeun noraereul tago (01x15)   %100 Tamamlandı
Turbo Kid   %100 Tamamlandı
The Red Tent (01x02)   %100 Tamamlandı
Prep & Landing: Naugh   %100 Tamamlandı
The Secret River (01x02)   %100 Tamamlandı
Miraculum   %100 Tamamlandı
Manglehorn   %100 Tamamlandı
Madame Bovary   %100 Tamamlandı
Catching Milat (01x02)   %100 Tamamlandı
Tianming   %100 Tamamlandı
Styria   %100 Tamamlandı
Hangar 10   %100 Tamamlandı
Los insólitos peces gato   %100 Tamamlandı
I AM Hardwell Documentary   %100 Tamamlandı
The 7.39   %100 Tamamlandı
Apricot   %100 Tamamlandı
Bird People   %100 Tamamlandı
Grisen   %100 Tamamlandı
Sapovnela   %100 Tamamlandı
Margelle   %100 Tamamlandı
Parked   %100 Tamamlandı
Misfire   %100 Tamamlandı
Dark Summer   %100 Tamamlandı
Oshin   %100 Tamamlandı
Fen shou he yue   %100 Tamamlandı
I Love Sarah Jane   %100 Tamamlandı
For No Good Reason   %100 Tamamlandı
Furyo shonen   %100 Tamamlandı
Honour   %100 Tamamlandı
Sien nui yau wan   %100 Tamamlandı
Coal Miner's Daughter   %100 Tamamlandı
Prep & Landing   %100 Tamamlandı
Chun Kiu yi Chi Ming   %100 Tamamlandı
The Blue Umbrella   %100 Tamamlandı
Mayor   %100 Tamamlandı
Po po chiu kai yan   %100 Tamamlandı
Jukgeona hokeun nabbeugeo   %100 Tamamlandı
Gwangbokjeol teuksa   %100 Tamamlandı
Türkçe Altyazı © 2007 - 2017