Giriş Kayıt
özel mesaj
spacer

muteta

 
Kayıt : 10 Ocak 2009
  • Kara Şövalye Yükseliyor
    Kara Şövalye Yükseliyor
  • Son Umut
    Son Umut
  • Bıçak Sırtı
    Bıçak Sırtı
  • Er Ryan'ı Kurtarmak
    Er Ryan'ı Kurtarmak
  • İnce Kırmızı Hat
    İnce Kırmızı Hat
  • True Detective
    True Detective
  • Hannibal
    Hannibal
  • Carnivàle
    Carnivàle
  • Fringe
    Fringe
  • Doktor House
    Doktor House
  • David Lynch
    David Lynch
  • Kate Winslet
    Kate Winslet
  • Bill Murray
    Bill Murray
  • Paul Giamatti
    Paul Giamatti
  • Harvey Keitel
    Harvey Keitel
  • Pink Floyd: Live at Pompeii
    Pink Floyd: Live at Pompeii
  • The Music of Chance
    The Music of Chance
Son Yorumları
The X Files (1993)
04 Mayıs 2017
The X-Files'ı 1996 yılında, TGRT kanalında ilk kez izlediğimde, 1. sezonun ilk 9-10 bölümünü kaçırdığımı farketmiş ve o ana kadar izlemediğim için inanılmaz pişmanlık duymuştum. Dizi, kanalda tam da istediğim gibi düblajsız bir şekilde veriliyordu ve tam da ilgi duyduğum ve okuyup araştırdığım fenomeni konu ediniyordu.
Üzerinden geçen 21 yılda, dizinin sezonlarını, 1998 ve 2008'de yapılmış iki filmi hatta seriyle bağlantılı olan "The Lone Gunman" dizisini defalarca döndürüp, bıkıp usanmadan seyrettim. Obsesif bir bağlılıkla (ki bu değişmedi) her sene tüm sezonları baştan sona izlediğimi söylesem pek yanlış olmaz; arada 2-3 sene boşluk bıraktım sanırım.
Dizi hakkında yapılan tüm yorumları ve seri hakkında tavsiye isteyen mesajları okudum. Gerçekten diziye olan bağlılığı yüksek olan arkadaşlar var ve yaptıkları yorumlarda çok olumlu ve kendileri için olduğu kadar dizinin hayranları için de anlamlı cümleler yazmışlar. Bazı önerilerin ise biraz özensiz olduğunu düşünüyorum. Sebebi ise, 10. sezonu geçen yıl yayınlanan diziye ilk kez başlamak isteyenlere, tüm sezonları izlemenin gerekli olmadığı yönünde yapılmış tavsiyeler. Bu kesinlikle doğru değil. Yaşadığımız çağın insanlara, hızlı tüketim ve özensiz bir sömürü anlayışı yerleştirdiğini biliyorum. Bu anlayış, insanları yüzeysel ve hafızasız bir kültürel zihniyeti dayatıyor. Genel manada bu anlayıştan çok hazetmiyorum.
The X-Files gibi bir seriyi yalnızca en son sezonunu izleyerek sevemezsiniz. Dizinin, ilk dokuz sezonunu kapsayan ve devamlılık arzeden asıl konusu var(dı). Paranormal anormallikleri konu edinen 45 dakikalık yan bölümler ve komedi sosu katılmış, kendilerini de zaman zaman tiye alabilen yan bölümler ise o sezonu tamamlayan parçalardır. 10. sezonda, komedinin biraz sululuğa kaçtığını ben de kabul ediyorum. Bunun en büyük sebebi ise, dizinin yaratıcılarından ve senaristlerinden biri olan Frank Spotnitz'in son sezonda kadroya dahil olmamasında yatıyor.
Sözün özü, Mulder ve Scully'in arasındaki güçlü bağı anlayabilmenin, aralarındaki görüş farlılıklarının yıllar içinde nasıl bir dönüşüm geçirdiğini görebilmenin, inandıkları prensiplerin ve inanmak istedikleri gerçeklerin onlardan götürdüklerini kavrayabilmenin en doğru yolu, ilk sezonun ilk bölümünden itibaren, onların henüz genç birer ajan oldukları hallerinden itibaren izlemektir.
River (2014)
03 Ekim 2016
Stellan Skarsgård'ın, dedektif River karakterini olağanüstü bir yorumla canlandırdığını söylemek isterim. Seyretmesi müthiş keyifli ki kendisi de oynarken bu işten keyif aldığını hissedebiliyorsun.

Belki konusu bakımından türevlerine rastlayabileceğin, karşına çok da yeni şeyler çıkarmayan bir senaryoya sahip ama polisiye yapımların geleneksel akışı üzerinden ilerleyen yapımda sorunlu karakteriyle boğuşmaya çalışırken sık sık şiddetli ikilimler yaşayan Dedektif River'ın, cinayete kurban gitmiş ortağının davasına bakarken, öfkesine hakim olmakta zorlanan ve ona duyduğu özlemin derinliği yüzünden birçok kez işi eline yüzüne bulaştırma tehlikesiyle karşı karşıya kalan psikolojik sorunları olan bir adamı ekranda göreceksin.

Romantizmi değişik bir yaklaşımla işlediğini de belirtmem gerekiyor ya da bana biraz farklı göründü, bilemiyorum!
Mephisto (1981)
27 Eylül 2013
"Mephisto" yu seyretmeden önce gerçekten büyük bir ilgi ve beklenti vardı film için kendi adıma, fakat filmin bu beklentiyi karşıladığını söyleyemeyeceğim.
her ne kadar senaryosu çok orjinalse de, ben kendi adıma yönetmenin özellikle oyuncu yönetiminde çuvallamış olduğunu düşünüyorum; Klaus Maria Brandauer bu filmde oldukça gösterişli, neredeyse tiyatrovari bir oyunculuk kıvamı tutturmuş ki bir süre sonra seyredeni filmin doğal akışından koparabiliyor. Halbuki onu Sydney Pollack'ın elinde "Out of Africa" da veya "The Russia House" filmindeki minimal ve ölçülü oyunu hatırlamak mümkün...
malesef Zsabo'nun filmin süresinin uzunluğunu kendi adına dezavantaja dönüştürdüğünü de gördüm, giderek hikayeyi mantıksal zorlamalara (baş karakterinin mesleki naifliğini vurgulamak için) ve inandırıcılıktan uzak bir öykü yapısına terkettiğini de düşünüyorum.
elbette kişisel beğenilerim ve seçiciliğim, asla "bu filmden uzak durun" ukalalığında bir münasebetsizlik olarak algılanmasın, ben kendi adıma aradığımı bu filmde bulamadım.
Dizi Altyazıları
American Gods (6,735) Fargo (6,442) Arrow (6,046) The Flash (5,178) The 100 (4,539) The Blacklist (3,875) 12 Monkeys (3,770) Better Call Saul (3,452) Supernatural (3,210) Game of Thrones (3,110)
Türkçe Altyazı © 2007 - 2017