Reklamı Kapat
Giriş Kayıt
özel mesaj
spacer

Pre Ariant

Eski Yönetici
 
Kayıt : 17 Ekim 2008
Şehir : Borealis
Sitesi : http://www.turkcealtyazi.org
Msn : [email protected]
Son Giriş : Gizli
  • Gerizekalılar
    Gerizekalılar
  • Şehir Işıkları
    Şehir Işıkları
  • M - Bir Şehir Katilini Arıyor
    M - Bir Şehir Katilini
  • Arabistanlı Lawrence
    Arabistanlı Lawrence
  • Gizli Teşkilat
    Gizli Teşkilat
  • İkiz Tepeler
    İkiz Tepeler
  • The Wire
    The Wire
  • Savaş Yıldızı Galactica
    Savaş Yıldızı Galactica
  • Alexander Skarsgård
    Alexander Skarsgård
  • Sergio Leone
    Sergio Leone
  • Lukas Moodysson
    Lukas Moodysson
  • Darren Aronofsky
    Darren Aronofsky
  • Guillermo del Toro
    Guillermo del Toro
  • Elm Sokağında Kabus
    Elm Sokağında Kabus
  • Elling
    Elling
  • Maç Sayısı
    Maç Sayısı
  • Alacakaranlık Samurayı
    Alacakaranlık Samurayı
  • Bir Konuşabilse
    Bir Konuşabilse
Son Yorumları
Knjiga rekorda Sutke (2005)
14 Temmuz 2011
Shutka, balkanların ortasında. Çingenelerin başkenti.
Deliler, Çingeneler ve Çocuklar... Dünyada hiç bir derdi, tasası, beklentisi olmadan öylesine yaşayan varlıklar.

Bir şehir düşünün ki herkes bir 'konu'da şampiyon olsun. Dünya onların ve şampiyonluklarının etrafında dönsün. Öyle değil miyiz zaten, herkes hayatında en az bir kere şampiyon olmuştur da. Yoksa şu an bu satırları sizin yerinize bir başkası okurdu. yakaladım
Film daha doğrusu bu antropolojik belgesel komedi bittikten sonra ağzım hâlâ açık gülüyordum. Ve aklıma hemen Kusturica'nın filmlerinin ne kadar gerçek olduğu geldi. Gerçekten de o filmlerdeki tiplemelerin birebir kopyaları var bu belgeselde. Kendisi de Shutka'lı olan yönetmen Aleksandar Manic her gün gördüğü insanları çekmiş sadece. Çingeneler başlı başına komik bir millet olunca belgeseline güldürü unsuru katmak için uğraşmasına bile gerek kalmamış.
Prendimi l'anima (2002)
14 Temmuz 2011
Biyografik filmlerin en bariz albenisi; bahsi geçen, topluma mâl olmuş mühim kişilerin hayatlarının 'sıradan' insanlar tarafından ilgi çekici bulunuyor oluşudur. Böyle filmlerin yönetmen için en büyük riski ise izleyicinin bu ilgisini bütün film boyunca ayakta tutamamaktır. Nitekim bu filmde biraz böyle olmuş.

Sabina Spielrein Jung ve Freud'un izini sürmüş bir psikanalisttir. Filmin başlarında, filmin Sabina'ın Jung ile yaşadığı aşk üzerine devam edeceğini düşünürken gidişat Sabina'nın Rusya'ya geri dönmesi, psikanalizi anaokullarına uygulamasına(Beyaz Kreş) ve Stalin'e eleştirilere doğru kayıyor. Ve yönetmenin en büyük hatası filmi iki zamanda götürmesi. Sabina'nın günümüzdeki akrabalarından bir kadının onun izinden gitmesi ve günümüzden 1900'lerin başına geçişleri Sabina'nın günlüğü üzerinden yapması başarılı olmamış.
Kes (1969)
18 Ocak 2011
Yaşayan en büyük İngiliz Sinemacı Ken Loach'un şu ana kadar en beğendiğim filmi diyebilirim. Kaderinde abisi gibi kömür madeninde çalışmak olan Billy Casper, o dönemdeki bütün İngiliz çocukların yaşadığı çıkışsızlığı temsil ediyor. Eğitim sisteminin katı, totaliter ve disipliner olması ister istemez onun bu kaderiyle yüzleşmesini kaçınılmaz hale getiriyor. Ve Ken Loach yine İngiliz Eğitim sistemini eleştirmekten geri kalmıyor. Sadist müdür ve futbol delisi Beden Eğitimi öğretmeninin oynadığı sahneler eleştirel çekilmiş olsa da yer yer güldürebiliyor insanı. Aslında Billy bir konuya odaklandığında gayet başarılı olabilecek bir çocuktur. Kes adını verdiği bir kerkenezi eğitmesinden bunu çok rahat gözlemleyebiliyoruz. Ve böyle bir çocuğun eğitim sistemine dahil olamadan alt tabakanın kaderini kabullenmesinin burukluğunu film boyunca hissetmek mümkün.

Bazen sizi çocukluğunuza götürecek, bazen gülümsetecek, hatta bazen de güldürecek ama çoğu zaman da sizi kara kara düşünmeye itecek bir film izlemek isterseniz, tavsiyem olsun.
Türkçe Altyazı © 2007 - 2016