Reklamı Kapat
Giriş Kayıt
özel mesaj
spacer

BitterMoon

Emektar
 
Kayıt : 11 Eylül 2008
  • Milh Hadha al-Bahr
    Milh Hadha al-Bahr
  • Polisse
    Polisse
  • Des vents contraires
    Des vents contraires
  • Une vie meilleure
    Une vie meilleure
  • Oslo, 31. august
    Oslo, 31. august
  • Hakkâri'de Bir Mevsim
    Hakkâri'de Bir Mevsim
  •  Ben ve Sen
    Ben ve Sen
  • Sen Dünyaya Gelmeden
    Sen Dünyaya Gelmeden
  • Onur Savaşı
    Onur Savaşı
  • Evde
    Evde
Son Yorumları
The Killing of a Chinese Bookie (1976)
16 Aralık 2011
Filmin iki farklı versiyonu hakkında biraz bilgi vermek istedim.
Film, 135 dk.’lık orijinal haliyle 1976 yılında gösterime ilk çıktığında büyük bir başarısızlığa uğrayarak bir haftada geri çekilmiş.
İki yıl sonra 1978’de Cassavetes filmi 108 dk.’ya indirerek yeni baştan kurgulamış. (Bu versiyon ilk filmde olmayan birçok farklı sahne de içeriyor.) Ancak film bu haliyle de gişede başarısızlığa uğramış. Film her haliyle Cassavetes hayranlarınca bile karmaşık ve anlaşılmaz bulunmuş. Ağır eleştirilere maruz kalmış. Oysa bugün saf ve duru anlatımın bir örneği olarak başyapıt değerlendirmesi görüyor.
Benim filmi merak eden sinefil arkadaşlara naçizane tavsiyem her iki versiyonu da izlemeleri.
Böylece olayların seyri çok daha net anlaşılıyor. Bir şekilde iki film birbirini tamamlıyor.
Na putu (2010)
04 Mart 2011
36 yaşındaki Boşnak kadın yönetmen Jasmila Zbanic (ilk filmi Grbavica) bu ikinci filminde; zamanla birbirine yabancılaşan bir çiftin öyküsünü anlatıyor. Filminin politik bir film olmadığını özellikle vurguluyor. Bir röportajından çevirerek, yönetmenin filmle ilgili görüşlerini paylaşmak istedim:
“ Birbirini çok seven iki insan var ve bunlardan biri gittikçe radikalleşiyor. Hangi yöne doğru olduğu önemli değil. Eğer filmi 80’li yıllarda çekmiş olsaydım belki Amar’ı radikal bir komüniste dönüştürürdüm. Benim bu filmde ilgilendiğim zamanla bir insanın içinde meydana gelen değişimler. İslam burada daha çok bir metafor.”
Dünya görüşlerindeki farklılıklar nedeniyle birbirine yabancılaşma ülkemizde de güncel bir sorun olduğu için öykü bana çok yakın, çok tanıdık, çok gerçek geldi. Kahramanların isimlerini Amar ve Luna yerine Ömer ve Ayla yapsak sanki bizden birileri gibiydiler. Ayrıca Boşnaklarla aramızdaki dil benzerliklerini, ortak kullandığımız sözcükleri fark etmek çok keyifliydi.
Filmi genel olarak çok başarılı buldum. Söylemek istediklerini son derece yalın, mesaj verme kaygısı gütmeden anlatıyordu. Görüntüler muhteşemdi.
Özellikle başroldeki kadın oyuncu Zrinka Cvitesic’in abartısız, samimi oyunculuğuna hayran kaldım. Müzikler de nefisti.
Saturday Night and Sunday Morning (1960)
22 Aralık 2010
1950’lerin sonunda İngiltere’de ortaya çıkan “Özgür Sinema/Free Cinema” akımının en başarılı örneklerinden biri sayılan “Saturday Night and Sunday Morning” Arthur Seaton (Albert Finney)’ın özelinde, fabrika dumanlarıyla kararmış Nottingham kentindeki işçi ailelerinin yaşamına tanıklık etmemizi sağlıyor.
Arthur bir montaj fabrikasında çalışan, ailesiyle yaşayan, uçarı, sorumsuz, yaşadığı hayata öfkeli bir genç. Gelecek daha güzel günlerin hayalini kurarken bir yandan da hafta sonları publarda körkütük sarhoş oluyor, arkadaşının karısıyla yatıyor, komşu kadına havalı tüfekle ateş ediyor, aşık oluyor…
Türkçe Altyazı © 2007 - 2016