Reklamı Kapat
Giriş Kayıt
özel mesaj
spacer

BibulousBastard

 
Kayıt : 03 Temmuz 2012
D.Günü : Ağustos 21, 1989 (27) Aslan
Şehir : İstanbul
Meslek : Öğrenci
İlgi alanları : Sinema-Edebiyat-Felsefe-Sosyoloji-Politika
  • Genç Sherlock
    Genç Sherlock
  • Kutsal Dağ
    Kutsal Dağ
  • Seconds
    Seconds
  • Alphaville, Lemmy Caution'un Garip Serüveni
    Alphaville, Lemmy Caution'un
  • Hadaka no shima
    Hadaka no shima
  • Alejandro Jodorowsky
    Alejandro Jodorowsky
  • Hayao Miyazaki
    Hayao Miyazaki
  • Masaki Kobayashi
    Masaki Kobayashi
  • Andrei Tarkovsky
    Andrei Tarkovsky
  • Tatsuya Nakadai
    Tatsuya Nakadai
  • Tarayıcılar
    Tarayıcılar
  • Gözcü
    Gözcü
  • İnatçılar
    İnatçılar
  • 9,90 YTL
    9,90 YTL
  • The Vatican Tapes
    The Vatican Tapes
  • default avatar
    irosima
  • avatar
    desiderius
  • avatar
    Serkan Aydemir
  • avatar
    elisera
  • avatar
    astraltrvlQ
Son Yorumları
Punishment Park (1971)
16 Nisan 2014
Otoritenin totaliterleşmeye yatkınlığı ve bu yatkınlığın yarattığı veya yaratabileceği sorunlara eğilen kurgu-belgesel(mockumentary) kaliteli bir film Punishment Park.

Oyuncuların gerçek aktivist, pasifist, komünist, anarşist, feminist ve polislerden seçilmiş olması, kurgu-belgeselin gerçekçi bir yapıya bürünmesini ve etkisini arttırmasını sağlamış. "Sanıklarla" yargılayanların arasında geçen konuşmalar oldukça doyurucu.

İyi seyirler.
The Counselor (2013)
13 Şubat 2014
İyi ol(a)mayan ancak abartıldığı kadar da kötü olmayan, zannımca efsanevi bir film yapmak adına iyi olabilecek bir filmin görece heba edildiği, felsefi alt yapısının maalesef diyalogları kuranların zannettiği kadar derinlikli olmadığı, pek çok gereksiz sekansla adeta filmin devamlılığının kasıtlı olarak sekteye uğratıldığı, karikatürvari derinlikten yoksun karakterlerin olduğu bir yapım The Counselor.

Peki neden abartıldığı kadar kötü değil? Javier Bardem, Bruno Ganz, Penelope Cruz, Michael Fassbender, Brad Pitt var kadrosunda. Egemen ile egemen olmayanın konumuna ve bu konumun neyden kaynaklandığına dair ipuçları var senaryosunda. Bir uyuşturucu kaçakçılığı filmi olmasına rağmen artık Hollywood'un kalıplaşmış çete-mafya filmlerinden ayrıksı bir şeyler ortaya koyma gayreti göze çarpıyor filmde. Bu çabayı görmek dahi beni filmi izlerken heyecanlandırmaya yetiyor.

İyi bir film değil The Counselor, ancak çok kötü-berbat bir film de değil.

İyi seyirler.
Brazil (1985)
06 Ocak 2014
Yıllardır neden izlemeyi ertelediğimi bilmediğim bir Terry Gilliam filmi. İzlemeyi ertelediğim için pişman olmadım açıkçası, zira, bu süreçte hem sinema zevkim, hem de hayat görüşüm oldukça olgunlaştı. Bu olgunlukla izlenen Brazil'in beğenilmeme ihtimali yok denecek kadar az.

George Orwell'in 1984'ünden, Fritz Lang'ın Metropolis'ine; Charles Chaplin'in Modern Times'ından, Orson Welles'in Citizen Kane'ine pek çok kaliteli eserin gerek muhtevasını gerek yöntemlerini hatırlatan Brazil; kapitalizme, ve dolayısıyla kapitalizmin egemen sınıfı burjuvaziye, faşizme-nazizme, Sovyetler bürokrasisine, aile kurumuna çok ciddi eleştirilerde bulunur. Mevcut denenmiş sistemleri eleştiren Terry Gilliam, mevcut sisteme karşı çıkarak silahlı eylemleri benimsemiş grupları da tasvip etmediğini gösterir. Bireyin tamamen ortadan kalkıp toplumsal bir hücreye dönüştüğü ortamda kurtuluşun Narodnik eylemlerde olabileceğini savlayan film, sonu itibariyle bu kurtuluşun da ancak zahiri bir kurtuluş olabileceğini, bir nevi Narodnik bir kaçışın da kâr etmeyeceğini söylemekten de geri durmaz. Terry Gilliam bize modern çağın denediği düzenlerden uzaklaşarak alternatif bir yaşamın nasıl var olabileceğine dair ipuçları verir, ancak bu yaşamın ne olduğunu, nasıl ulaşılabileceğini anlatmaz. O, eleştirisini yapar, düzenin tekerine-çarkına çomağını sokar ve filmini bitirir.

Filmin tüm sekanslarında arka planda var olan dekorlara dikkat etmek gerektiğini de söylemek gerekir. Arka planda var olan tüm duvar yazılamaları, afişler, broşürler ince düşünülmüş detaylardır. En ufak rollere sahip oyunculardan dahi çok büyük replikler çıkmış, sağlam oyunculuklar sergilenmiştir. Robert De Niro'nun canlandırdığı karaktere ayrı bir parantez açmak gerekse de, tüm oyuncuların muazzam karakterleri canlandırarak muazzam işler çıkardıklarını söylemek çok yanlış olmaz.

Tüm bunların yanı sıra filmin müziği de oldukça etkileyicidir. Dört duvarın arasında filmi izlerken dahi sizi alır, uçurur.

Uzun lafın kısası; sinemadan anlayan her dostun izlemesi gereken, oldukça sağlam bir filmdir Brazil.

İyi seyirler.
Türkçe Altyazı © 2007 - 2016