Reklamı Kapat
Giriş Kayıt
özel mesaj
spacer

toygarfatih

 
Kayıt : 15 Haziran 2012
Son Yorumları
The Shawshank Redemption (1994)
15 Haziran 2012
Bu filmi seviyorum. Belki 10 defa seyretmişimdir. Ancak 1 numaraya koyacak kadar da sevdiğimi söyleyemem. Filmin konusu güzel, işlenişi güzel. Filmdeki psikolojik hava da çok güzel. Film güzel olmasına güzel ama filmde öylesine mantık ve çekim hataları var ki insanı rahatsız ediyor. Özellikle film bittiğinde;” A! Nasıl yani! Böyle olmuş olamaz!” dediğim birçok şey vardı.

[/spoil]Bir kere filmde her şey incecik bir pamuk ipliğine bağlı gibi duruyor. Bir arkadaşın belirttiği gibi bir mahkum 20 sene boyunca aynı hücrede kalır mı? Kalsa bile 20 sene boyunca bu binalara hiç mi tadilat, tamirat yapılmadı? Haftada bir, belki en az ayda bir güvenlik araması oluyordur. Duvardaki posterin arkasına bakmak kimsenin aklına gelmedi mi? Hadi onu geçtim, İncilin içindeki çekiç nasıl bulunamadı? Dufresne’in taştan satranç taşları yaptığını herkes biliyordu. Hatta taşlar pencerenin önünde duruyordu. Hiçbir gardiyan da “bu taşları nasıl yaptın, neyle yonttun göster bakayım” demedi mi? Dufresne’e kendilerine yardım ettiği için güveniyorlar diyelim, ama onun hücresi en köşedeki hücre. Yani tünel açıp kaçmak için en uygun hücre. Duvarlar hiç mi kontrol edilmedi yani? Sanki adama “Kaç abi sen!” demişler.
Dufresne duvarda koca bir tünel açıyor. Oradan çıkan toprak miktarı çok olmalı. Bu kadar toprağı cebine doldurup dışarıya çıkartmak için 20 seneden çok daha fazlası gerekir bence. Artı, hücresindeki onca toz toprağı, hiçbir ipucu bırakmadan nasıl temizleyebiliyor?
Ve herkesin takıldığı nokta: Kaçtığı gece tünelin ağzındaki posteri nasıl kapatabiliyor? Dışarıdan sıkıca kapatılmalı ki müdür taşı attığı zaman poster delinebilsin. Poster köşelerinden sıkıca tutturulmadan bırakılırsa –ki filmde öyle olması gerekiyor- taş atıldığında delinmez, esnerdi. Üstelik bu bir poster ve dışarıdan kaçak olarak getirilmiş, incecik saman kağıdından yapılmış olamaz.
Dufresne tünelden çıktıktan sonra lağım borusunu kırmak için eline koca bir taş alıyor. O taşı nereden buluyor? Daha dışarıya çıkmadı ki! Üstelik o taşla demirden veya çelikten yapılma kalın bir boruyu 4-5 vuruşta parçalıyor. Elinde balyoz olsa zor parçalar o boruyu.
Tam burada büyük bir çekim hatası da var. Havada şimşekler çakıyor, Dufresne taşı havaya kaldırıp bekliyor ki şimşeğin gürültüsü gelsin de boruya vurabilsin. Dikkat edin şimşeğin ışığı parlar parlamaz gök gürültüsü de anında geliyor. İlkokul çocukları bile bilir ki gök gürültüsü şimşeğin uzaklığına göre 3-4 saniye, hatta bazen 9-10 saniye daha geç gelir. Filmi yapanların ses hızından haberleri yoktur belki!
Ayrıca Dufresne, Morgan Freeman’a nereye gideceğini birebir tarif ediyor. Yıkık bir duvar, bir ağaç ve ağacın altında volkanik bir taş var diyor. Dediklerinin hepsi de doğru çıkıyor. 20 seneden fazla olmuş, ya duvar yıkılsaydı, ağaç kesilseydi, arazi tamamıyla değiştirilseydi. O zaman bizim Morgan Freeman yanmıştı. Kesin intihar ederdi. Bunlar çok büyük tesadüfler. Morgan Freeman’ın çıktıktan sonra intihar eden kütüphanecinin odasında kalması da büyük bir tesadüf. Morgan Freeman sonunda Meksika’ya gidip Dufresne’e kavuşuyor. Ancak Dufresne’in söylediği yerin ismini aklında tutabilmesi çok ilginç. Ben on kere seyrettim hâlâ o yerin ismini söyleyemem. Bilindik bir yer değil ki! Üstelik Dufresne bu ismi söylerken Freeman onun intihar edeceğini zannediyor. Niye aklında tutsun ki.
Baya uzun tuttum kusura bakmayın ama bu tarz hatalar beni filmden soğuttu. Diğer önemli filmlerde hiç mi hata yok? Tabi ki var ama filmin temelini sarsacak kadar değiller. Bir ortaçağ filminde yanlışlıkla uçak görülmüş, ya da fantastik bir filmde bir oyuncu dijital saat takmış… Bunlar o kadar rahatsız etmiyor insanı. Zaten dikkat etmeyince görülmüyorlar da! Ama bu yukarıda yazdığım ve şu anda aklıma gelmeyen hatalar filmin kalitesini düşürüyor. Bilen birileri için bu filmde de tarih hataları var. Çatıda çevir aç kapaklı bira içiyorlar. Ancak o tarihlerde henüz bu tarz kapaklı biralar üretilmemiş. Ayrıca filmin sonunda Dufresne 1969 model bir Pontiac kullanıyor. Oysa Dufresne’in kaçtığı sene 1966. Bir yerde okuduğum kadarıyla 65 model bulamadıkları için 69 model kullanmışlar. Ama sonuçta bunların çok büyük bir önemi yok.

Film gerçekten güzel. Herkese tavsiye ederim ama her listede 1 numaraya oturması da bana tuhaf geliyor. Eğer gerçekten daha mantıklı bir şekilde çekilseydi ve daha az çekim hatası olsaydı filme 9 hatta 9,5 verirdim. Ancak sadece 7 verebiliyorum.

Ve tekrar ediyorum çok iyi bir film, ama “ayakları kokuyor.”
Türkçe Altyazı © 2007 - 2016