Giriş Kayıt

Alis Harikalar Diyarında: Aynanın İçinden (2016) incelemesi


Alice Through the Looking Glass

Alis Harikalar Diyarında: Aynanın İçinden (2016)

Alice Through the Looking Glass
default avatar
Yorumbaz (14 Haziran 2016)
  • 80/ 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
İlk filmini ortalamanın biraz üzerinde bulduğum Alis Harikalar Diyarında, gişede 1 milyar dolar hasılat yapınca, bir devam filmi gelmesi kaçınılmazdı. Aslında böyle gişe yapan bir film için 6 yıl sonra bir devam filminin gelmesi, geç olmuş aslında. Gerçi filmin sorunu da burada baş gösteriyor. Film ekibinin 6 yıl boyunca iyi bir senaryo ortaya çıkartmak için uğraştığını düşünebilirsiniz. Sonuç hiç de öyle değil maalesef. Alis Harikalar Diyarında 2'ye hiçbir beklentim olmadan gittim ve beklentilerimin altında kaldı.

Filmin konusu şöyle: "Harikalar diyarı hakkındaki hikayesine kimse inanmayan Alis, bir gemi kaptanı olmuştur ve görevini 5 yıl sonra tamamlamıştır. Evine geri geldiği zaman kelebek Absolem'in onu yeniden harikalar diyarına çağırdığını görür. Çünkü Şapkacı'nın bir sorunu vardır. Alis, Şapkacı'nın sorununu çözmek için zamanda yolculuk yapacaktır."

resim

Alis Harikalar Diyarında 2'nin kötü yanlarına değinmeden önce bu filmin, orijinal filmden daha iyi yaptığı kısımlar var, onlara değinmek istiyorum öncelikle. Mia Wasikowska'dan başlayalım. Mia'nın ilk filmdeki oyunculuğu biraz donuk olsa da bu filmde onun performansına bayıldım. Büyük bir gelişme gösterdiğini rahatlıkla söyleyebilirim.

Sacha Baron Cohen'i de bu filmde oldukça iyi buldum. Sacha, Zaman rolünde iyi bir iş çıkartmış. Bunların dışında zaman yolculuğu olayı oldukça ilgi çekiciydi, değişik bir şeyler yapmaya çalışmışlar.

Peki film nerede yanlış yaptı? Aslında her yerinde. Bu filmdeki oyunculuklar iyi değildi açıkçası. Helena Bohnam Carter'ın karakterinin sürekli bağırması, Anne Hathaway'in karakterinin sürekli kollarının havada olması (gerçekten de öyle), hatta Johnny Depp'in karakterinin de o kadar özel bir tarafı olmaması. Depp'in karakteri ilk filmde ilgi çekiciydi ama bu filmde özel bir yanı yoktu.

Ama en büyük sıkıntı senaryoda. Alis'in harikalar diyarına geçişini oldukça basit yapmışlar, ilk filmde belirli bir süreç vardı mesela. Ayrıca Şapkacı'nın sorunu da oldukça saçma. Geçmişte ölen ailesini hatırlayıp kendisini depresyona sokmuş. Bu olayı geçmişte nasıl atlattıysa, şimdi de öyle atlatması gerekmiyor mu Şapkacı'nın? Sırf bu yüzden Alis, Zaman'ın elinden zaman makinasını alıyor ve bütün harikalar diyarının yok olabileceği bir maceraya girişiyor. Alis'i bu filmde kötü adam gibi göstermişler. Zaman ise sadece işini yapan birisi.

resim

Bu arada, zamanda yolculuk olayının sadece konsepti ilginç, kendisi değil. Çünkü zamanda yolculuk kısmı sadece harikalar diyarının içerisinde geçiyor ve de gereksiz bir sürü bilgi öğreniyoruz. Kötü ile iyi kraliçe arasındaki kavga nasıl başladı, Şapkacı küçükken nasıldı vesaire. Film bunlarla süresini geçirmeye çalışıyor ve maalesef başarılı olamıyor. Çünkü bu filmdeki karakterler ilgi çekici olmadığından haliyle, geçmişleri de ilgi çekicilikten çok uzakta kalıyor.

Özellikle de filmin sorunu finalinde. Olabilecek en klişe şekilde bitmiş. Hatta bu filmi Money Monster'dan hemen sonra izlediğim için şöyle bir tespit yaptım: Money Monster ile Alis Harikalar Diyarında 2'nin sonunda aynı cümle geçiyor. "Duymak istediğim tek kelime buydu" kısmı. Herhalde bu olay yapımcıların gözünden kaçmış olsa gerek.

Üstelik, bir de bütün bu ilgi çekmeyen senaryoya güzel mesajlar katmaya da çalışmışlar. Filmdeki mesajları güzel bulsam da, hikayenin işlenişi yüzünden mesajlar filmi kurtaramıyor.

Kısacası, Alis'in devam filmi bazı şeyleri doğru yapmış olsa da genel anlamda ortaya zayıf bir sonuç çıkmış. Eğer küçük çocuğunuzla birlikte ailecek izleyecek bir film arıyorsanız, bu filmi izleyebilirsiniz. Ama geri kalan kısıma bu filmi pek fazla önermiyorum. Kötü bir filmden ziyade, zayıf bir film olmuş.



Türkçe Altyazı © 2007 - 2017