Giriş Kayıt

Cut (2011)

avatar
SonNefesim (24 Mart 2013)
  • 140/ 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
İran sinemasına yavaş yavaş giriş yapmaya başladığım geçtiğimiz sezonda, komşu ülkenin yönetmenlerinden oldukça başarılı filmler izledim. Her ne kadar kültür zenginliği içinde boğulan Pers medeniyetinden öğreneceğim daha çok şey olsa da, gün geçtikçe izlediğim İran filmleri beni art arda çarpmaya devam ediyor. Ve ne güzeldir ki, izlediğim hiçbir İran filmini vasat ya da altında bulmadım. İKSV sağ olsun, 31. İstanbul Film Festivali’nde izlediğim ve İranlı bir yönetmenden çıkmış ikinci yapım olan Cut, yönetmen ve film ekibinin de katılımıyla Atlas Sineması’nda gösterildi. Bu sene üçüncü kez İstanbul Film Festivali Uluslararası Yarışma bölümünde Altın Lale şansını arayan Amir Naderi, Japonya’da ve Japon oyuncularla çekmeyi tercih ettiği filminin gösterimi başlamadan önce bu neredeyse-başyapıtını Türk sinemasının uluslararası arenada en çok tanınan isimlerinden ve Naderi’nin de bizzat hayranı olduğu Yılmaz Güney’e adadı.

resim

Gerçek, saf, sadece eğlence amaçlı olmaktan uzak olan sinema hayranı ve bir sinemacı olan Shuji’nin abisinin mafyaya olan borcunu ödeme hikayesinin anlatıldığı Cut, aynı başkarakter Shuji’nin yedinci sanata duyduğu sevgi gibi sinema tarihine bir teşekkür, ona duyulan saygı niteliğinde. Meydanlarda insanları günümüzün sinemasından, gerçek sinemaya çekmekle uğraşan ve bunu desteklemek için kendi evinin terasında ustalara saygı kuşağı düzenleyen Shuji, bir gün çok sevdiği abisinin ölüm haberini alır. Abisinin mafyaya olan on iki milyon yenlik borcunun kendi üstüne kaldığını öğrenmesi üzerine mafya binasının tuvaletinde, borcunu ödemek için dayak yemeye başlar. Tam iki hafta boyunca aralıksız ve ölümüne dayak yiyen Shuji’nin tüm bunlara katlanabilmesinin ise tek bir sebebi vardır: Sinema aşkı.

Film, sinemanın tarihini değiştirmiş ve yeni akımların oluşmasına öncü olmuş yönetmen ve sinemacıların fotoğrafları ile kaplı bir duvar görüntüsü ile açılıyor. Daha sonra bu duvarın tek olmadığını ve Shuji’nin evinin her köşesinin bu fotoğraflarla kaplı olduğunu görüyoruz. Ardından elinde megafonla sokağa çıkan Shuji, insanları gerçek sinemaya davet ediyor. Alışveriş merkezlerinde açılan sinema zincirlerini protesto ediyor, sinemanın tek amacının eğlence olmadığını bas bas bağırıyor. Ama nedense onu dikkate alan insan sayısı çok az. Shuji’nin megafonla bağırdığını duyuyoruz ama görüntüde geniş bir yolda yürüyen, işine gücüne yetişmeye çalışan kalabalık bir insan topluluğu var. Yani kimse uğraşmıyor Shuji’nin derdiyle, uğraşmak istemiyor. Film boyunca devam edecek olan bu protesto ilk kez kesintiye uğradığında başkarakteri Akira Kurosawa’nın mezarı başında buluyoruz. Yönetmene saygı niteliğinde siyah beyaz çekilen (ve beni bir hayli mutlu eden) bu sahnede Shuji, büyük usta Kurosawa ile konuşuyor. “Emanetin ölüm döşeğinde!” diyor sinema tarihinin en büyük yönetmenlerinden birine ve ona şikayette bulunuyor.

resim

Oldukça etkileyici olan bu sahnenin ardından, kendi terasında gösterimini yaptığı Buster Keaton’ın kısa filmini biz seyirciler de bir süreliğine izliyoruz. Bundan sonra sinemaya saygı geçidine kısa bir süreliğine ara veriyor ve filmin omurgasını oluşturan olaya başlıyoruz. Shuji, söz konusu borcu ödemek için özellikle abisinin öldürüldüğü tuvaleti seçiyor. Buna sebep olarak da orada acıyı hissetmediğini söylüyor. Dayak yedikçe para kazanan Shuji’ye mekanın barmeni Yoko yardım ediyor. Daha sonra Shuji’yi bir diğer büyük Japon yönetmen olan Kenji Mizoguchi’nin kabri başında görüyoruz. Replikler olmasa da Shuji’nin bakışlarından, o yönetmenlere ne kadar ihtiyaç duyulduğunu anlıyoruz. Üçüncü ve son gördüğümüz kabir ise Tokyo Story ile efsaneleşen yönetmen ve senarist Yasujiro Ozu oluyor. Shuji’nin dayak yerken ağzından çıkan kelimeler ise yalnızca film isimleri, yönetmenler ve terasında söz konusu filmi ne zaman oynattığından ibaret. Bunlardan güç alıyor karakter.

resim

Shuji’nin makarada dönen ve yere yansıttığı filmle adeta seviştiği sahneler ise Amir Naderi’ye film boyunca duyduğumuz sempatinin sadece bir sebebi oluyor. Böyle böyle on üç gün geçiyor ve son güne büyük miktarda borcu kalan Shuji, yüz yumruk yiyerek final-shot yapacağını ilan ediyor. 100 yumruk eşittir 100 film. Muhtemelen filmin en merak uyandırıcı ve en muhteşem sekansı başlıyor böylece. Yönetmen Amir Naderi ömrü boyunca izlediği filmler arasında onu en çok etkileyen ve en çok beğendiği, saygı duyduğu 100 filmi, seyirciye bu şekilde göstermeyi seçiyor ve büyük bir takdiri de hak ediyor. Shuji karakteri her yumruk yediğinde ekrana Naderi’nin listesine eklediği bir filmin ismi, yönetmeni ve çıkış yılı yansıyor. Böylece 100’den geriye doğru saymaya başlıyoruz. Sinema tarihine yön vermiş, dünyanın dört bir köşesinden farklı yönetmenlerin farklı filmlerinin sıralandığı listeyi tam olarak buraya yazmak isterdim ama ne internette bulabildim ne de Cut’ı seyrederken o kadar hızlı not alabildim. Yılmaz Güney’in Yol filmini de listesine almış olan Amir Naderi’nin listesinin zirvesinde pek çok sinefilin de favorisi bulunuyor: Citizen Kane. Büyük bir merakla, “Şimdi kimin ismi çıkacak acaba?” diye sorarak 100’den geriye saydığımız listenin sonunda ise Citizen Kane’in o çok ünlü sahnesini bize bir kez daha izlettiriyor Naderi: “Rosebud!” diyor Kane –son bir kez.

resim

Tabiri caizse sinema sanatının içine ettiniz mesajını veren Cut, muhteşem senaryosu bir yana oyunculukları, tekniği ve görselliği ile bir filmin sahip olması gereken tüm üst düzey özelliklere sahip. Hollywood’un “sinemaya saygı duruşu” diye onurlandırdığı The Artist gibi filmlerin yanında adı bile geçemeyecek, o tür filmlerin çok çok üstünde bir yapım. Ve bir kez daha dünyanın en büyük sinema endüstrisinin nasıl ikiyüzlü olabildiğini gösterircesine iyi, daha iyi, en iyi. Festivalde uluslar arası yarışma bölümünde şimdiye kadar izlediğim filmler arasında ise hiç şüphesiz zirvedeki yapım Cut. Aynı zamanda hem aksiyon severlere, hem dramın dibine hasretlere, hem de suç filmi için yanıp tutuşanlara; ama en önemlisi yedinci sanatın hakkını arayanlara Amir Naderi’nin büyük bir hediyesi. Ben filmi fazlasıyla beğendim, sinema sever bünyelerin de beğeneceğine adım gibi eminim.

Sürprizbozan: Göster



Türkçe Altyazı © 2007 - 2017