Giriş Kayıt

Avatar (2009)

avatar
kurt_thewolf (15 Nisan 2013)
  • 180/ 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
resim

 Avatar (2009) Türkçe [31] İngilizce [14] Altyazı 
Afiş
Yönetmen:James Cameron
Vizyon Tarihi:18.12.2009
IMDB Puanı:7.8 (961,640 Oy)
Tür:Aksiyon, Macera, Fantastik
Süre:162 dk
Ülke:ABD ABD, İngiltere İngiltere
Dil:İngilizce, İspanyolca
Oyuncular:Sam Worthington, Zoe Saldana, Sigourney Weaver, Stephen Lang


İhanet mi, cesaret mi?

Bazı filmlerde sadakat olgusu çok ağır şekillerde işlenir. Ana-babaya sadakat, sevgiliye sadakat, sevdiklerine sadakat, işine sadakat gibi... Peki ya ırkına sadakat?! Bu son soruya cevaben filmlerinde ırka sadakati de işleyen yönetmen ve yapımcılar da var elbet. Geçmiş dönemlerden hatırımda kalan bir iki yapım gözümün önüne geldi gibi. Ama sadece ''geldi gibi''. Ötesi yok. Bu yokluğu yavaş yavaş dolduralım.

Avatar'da da konu olarak birçok filmde olduğu gibi insanlığın bir neden uğruna/bir nedeni bahane ederek yaptığı yıkımı konu edinmiş. Bu konu bana göre oldukça sıradanlaştı. Zaten hangi filmde bu yıkımdan bahsedilmiyor ki. Cinayetler, katliamlar, uyuşturucudan zehirlenmeler gibi değişik değişik yıkımlardan hep bahsedilir durur. Bir de ortaya psikopatın birini çıkarıp, tüm insanlığın suçunu ona yükleyiverirler. Bu nedenle Avatar hakkındaki yorumları, filmi izlemeden önce okumaktan kaçındım. Onca yıllık emeği bir-iki kötü yorum yüzünden kötü bir beklentiyle izlemeyeyim diye... Onca iyi yorum arasından bir tane kötüsünü bul ve o 3 saat zehir olsun. Daha önceleri başıma gelen her kötü olaydan dolayı bu korkum. Neyse bu sefer yorum okumadan bir filme gidebildim.


Karmaşıktan basite...
Denklemi sadeleştirmek!

Filmin ilk anları, konuyu da önceden tam okumadığım için, konunun ne olduğunu ve Jake'in ne yapmaya çalıştığını anlamaya çelışmakla, yani çok bilinmeyenli bir denklemi çözmeye çalışarak geçti. Birkaç laf kalbalığından sonra konu netleşmeye başladı.
Filmde, insanların Avatar programı denilen, Pandora gezegenindeki Na'vi klanınkine benzer bedenleri kullanması ana olgumuzu oluşturuyor. Bir bağ ile sana ait olmayan bir bedeni, kendi bedeninmiş gibi hissedip kullanmak... Buna benzer fikirler bazı filmlerde de kullanılmıştı. Bunlardan The Matrix aklıma gelen ilk yapım. Nedense sadece bu olgu benzerliği değil, insanların geliştirdiği savaş robotları da bana The Matrix'i anımsattı. Başka filmleri anımsatmasına karşın bu fikirlerin uygulanışı hoşuma gitti. İnsanoğlunun yok ediciliğini pekiştirmede epey yararlı bir hamle.

Önceleri, insanların Na'viler'e kendi geleneklerini öğretmeye çalıştıklarından bahsediliyor. Bu yönüyle insanın kendini üstün görme tarafını açığa çıkartmışlar. İşgal ettiğin yabancı bir gezegende kendi yaşantını kabul ettirmek bir nebzeye kadar başarılı olsada bu sadece Na'viler'in dil öğrenmesiyle kalmış durumda. Tabii bir de insanların yok ediciliği de var öğrendiklerinin arasında.

Konu olarak insanların, kontrol etmeyi başaramadıkları yerel halk olan Na'viler'i yutlarından sürüp, oradaki değerli bir madeni çıkarmak için gösterdikleri çaba anlatılıyor. Avatar programı da bunun bir parçası. Na'vi halkının arasına karışıp onlar hakkında bilgi toplamak için kullanılan, çoğunlukla iyi yönlü amaçlara hizmet etmek için, bir program. Yürüme engelli er Jake Sully gelene dek programın amacı bu yönde ilerlemekteydi demek daha doğru olur. Jake, ikizinin yerine programa dahil olan bir mağdur aslında. Ancak ''acemi şansı''ndan olsa gerek hiç beklenmedik şekilde Na'viler'e katılmaya hak kazanıp, bunu başardıktan sonra daha da mağdur olan bir İNSAN.


resim


Aşk?

Beklenmedik şekilde Na'viler'e katıldıktan sonra Na'vi halkının geleneklerini öğrenmeye başlayan Jake, zamanla klan reisinin kızı Neytiri'ye aşık olur. Çoğu filmde böyle sahnelere rastlamış olmak her insanın yaşadığı bir hayat kesitidir. Bana göre bu sahne bayağı olmasına karşın filmde bilerek kullanılmıştır. Çünkü Jake gerçekte bir insandır ve Avatar bedenine girebilmesi için insanların üssündeki ekipmanlara ihtiyacı vardır. Öte yandan insanlar da klanı katletmek amacındadır ve bu amaca karşı duran her türlü gücü saf dışı bırakmaya kararlıdırlar. Jake ve Avatar ekibi, pahasının ağırlığını bilerek zor bir seçim yapacaklardır.

Aşkın olayları tersine çevirişini izlemek, işkenceyle ölmek gibi geldi bana. Bu aşkı izledikçe sonunda ne olacağını daha da çok merak ediyorsunuz ve kendinizi insanlığa ihanet ederken buluveriyorsunuz. Yoksa aşk bizi de mi kandırıyor? Bırakın kandırsın. Zaten filmde amaçlanan da bu değil mi?!


resim


Peki ya 3D?

Filmin esaslarından biri de elbet 3D. Bunun için onca sene beklenmiş, uğruna ne meblağlar harcanmış?! İnsan bunları duyunca beklenti çıtasını ister istemez artırıyor tabii. Bana göre önemli olan o çıtayı filmi izlerken artırmamak. Eğer filmi, film olarak değil de bir 3D şöleni olarak izlerseniz bir yerden sonra alakanızı kaybedersiniz. 3 saatinizi heba atmiş olursunuz. Hem de boş yere. Tek yapmanız gereken 3D görselliğiyle filmi güzelleştirmeyi sağlamak. O da kendinizi kaptırınca kendiliğinden oluyor zaten. Kasmaya gerek yok.


Son...

Son olarak, Avatar onca senenin hakkını layığıyla veren bir yapım. İçindeki basit ve kompleks konuları başarıyla kurgulayıp, bunu bir de 3D görselliği ile birleştiren mükemmel bir film.



Türkçe Altyazı © 2007 - 2017