Giriş Kayıt

Candy (2006)

avatar
Fraghera (01 Nisan 2013)
Uyuşturucu bağımlılığını anlatan filmlerin belki de en önemli özelliği insan psikolojisine yakından bakabiliyor olmasıdır. Türün en iyi örnekleri olan Trainspotting ve Requiem for a Dream herkes tarafından bilinen, sevilen ve oldukça başarılı kitap uyarlamalarıdır. Candy ise yine bir kitap uyarlaması ama maalesef onlar kadar bilinen ve sevilen bir uyarlama değil. Ama en az onlar kadar etkileyici…

Candy, Neil Armfield’ın ilk filmi olan Twelfth Night’dan tam 19 yıl sonra (Bu zaman zarfında televizyon dizileri yönetti.) senaryosunu kitabın yazarı Luke Davies ile birlikte yazdığı ve yönetmenliğini üstlendiği ikinci uzun metraj filmi. Unutmadan söyleyeyim yönetmen, Luke Davies’e ufak bir rol vermeyi de ihmal etmemiş. (Süt kutularını kamyona yükleyen adam.)


Neil Armfield‘in yönetmenliğinin artı bir yönü yok ne yazık ki. Aşırı sade ve sıradan tarzı gerçekten göze batıyor. Senaryoda bir sıkıntı yok fakat kitabı okursanız bazı şeylerin daha etkileyici anlatıldığını göreceksiniz. Yazının başında bu filmin en az Trainspotting ve Requiem for a Dream kadar etkileyici olduğunu söylemiştim bunda yönetmenden çok oyuncuların rolü daha fazla.


Filmin iki ana karakteri var. Dan (Heath Ledger) ve Candy (Abbie Cornish). Özellikle The Dark Knight filminde hayat verdiği Joker (Ölümünden sonra bu rolüne Oscar verilmiştir.) karakteri ile seyircilerin gönlünde taht kuran, trajik ölümü ile ise onları yasa boğan yetenekli oyuncu Heath Ledger bir eroinmanı canlandırırken de rolünün hakkını sonuna kadar veriyor. Abbie Cornish ise Candy karakterini ete-kemiğe büründürürken onun yerinde başka bir oyuncuyu düşünemedim.

Yan karakter olarak ise Dan ve Candy’ye baba şefkati gösteren, ihtiyaçları olduğunda para ve uyuşturucu sağlayan Casper (Geoffrey Rush) var. 4 Oscar adaylığı ve 1 Oscar ödülü sahibi Geoffrey Rush bu ufak rolüyle bize kendini hatırlatıyor sadece.


Candy ve Dan kendi cennetlerinde aşkın kanatları ile bulutlara uçuyor, kanatlarını kesen gerçeklerle yeryüzüne düşüyor ve hayallerinin üzerine kurdukları dünyaları yavaş yavaş çökmeye başlayınca kendilerini cehennemde buluyorlardı…

CENNET

Amatör bir ressam olan Candy ve kendince şiirler yazan Dan sıcak bir yaz günü tanışmışlardı. İlk görüşte âşık oldular. Günler birbiri ardına eriyip gidiyordu. Artık birbirlerinin vücutları dışında bazı şeyleri de keşfetmeye başlamışlardı. Candy’i Dan’in eroin kullandığını, Dan ise Candy’de biraz para olduğunu… Her meraklı insan gibi Candy’de eroini merak etti ve denemek istedi. İşte Candy’in eroin macerası böyle başlamıştı.

Onlar kendi cennetlerinde aşkın kanatları ile bulutlara uçuyorlardı. Hiçbir şey umurlarında değildi. Kendileri dışında hiç bir şey… Başlangıçta her şey çok güzeldi. İhtirasları her nefeste artıyordu. Her vuruş onları birbirine daha çok yakınlaştırıyordu. Birbirlerine bağımlıydılar. Aşk’tı bunun ismi. Ancak şimdi, aralarına biri daha katılmıştı: Eroin.

Kısa bir süre sonra Cennette olduklarını unutmuşlardı.

Para. Para. Para!

Artık tek düşündükleri şey bu idi. Para suyunu çektiğinde eskisi kadar rahat ve güçlü olmadıklarını gördüler. Gerçekler kanatlarını kestiğinde onlar çoktan tanıştıkları yere hızlıca düşmeye başlamışlardı bile…

YERYÜZÜ

Artık uyuşturucu alacak paraları yoktur. Candy’nin babaannesinden kalan yüzüğünü ve resim malzemelerini satmak için bir dükkân önünde dururlar. Candy isteksiz bir şekilde dükkâna girer ve kısa bir süre sonra geri döner. Adam sadece yüzüğe 25 dolar vermiştir, resim malzemelerini ise almamıştır. Bu durum karşısında Dan’in morali bozulur ve bir günü daha eroinsiz geçirecek olmanın telaşı yüzünden okunuyordur. Candy sinirlenir ve şimdi geliyorum diyerek tekrar dükkâna gider ve 50 dolar karşılığında adamla yatar. İşte artık Cennette olmadıklarını anlamışlardır. Bu aralarındaki sorunların başlamasına sebep olacak ilk olaydır…

Candy para bulmak için bedenini satıyordur. Dan ise buna duyarsız bir şekilde onun eve para ile gelmesini bekliyordur. Candy artık eskisinden saldırgan, hiçbir şeye tahammülü olmayan ve en ufak şeyde kavga çıkaran biri olmuştur. Aslında bütün öfkesi Dan ile ilgilidir. Hatta ona “Sen neden kendi vücudunu satmıyorsun?” diye sorabilecek kadar bu durumdan rahatsızdır artık. Dan ise bu durumu pek umursamıyordur.

Derken bir gün şans Dan’e güler ve ona para bulma fırsatı sunar. Parkta kapısı açık bir arabadan çaldığı cüzdan sayesinde eline bir sürü para geçer. Ve bu paralar ile mutlu bir şekilde Candy’nin yanına gittiğinde sürpriz haberle karşılaşır. Candy hamiledir…

Bunu hayatlarını değiştirmek için bir fırsat olarak görürler ama işkence gibi geçen günlerden sonra bebek ölü doğar.

Ve Cehennem kapılarını aralamış onları bekliyordur…

CEHENNEM

Şehirden uzaklaşıp bir kır kasabasında yaşamaya başlarlar ve Dan hayatlarını yoluna koymak için epey çaba sarf eder. Ama Candy çoktan ona karşı nefretle dolmuştur bile. Artık Dan’e tahammül edemeyen Candy ailesinin de geldiği bir akşam yemeğinde sinir krizi geçirir ve hastaneye kaldırılır.

Candy günlerini rehabilitasyon merkezinde tedavi ile geçirirken, Dan’de bir restorana bulaşıkçı olarak girmiştir. Aylar sonra bir gün restorana Candy gelir. Dan’in onu ilk tanıdığı zaman ki gibi görünüyordur. Tıpkı bir melek gibi.

Tüm geçmişi hatırlatacak bir öpücükten sonra Dan ağlamaya başlar. Candy onu teselli etmek için “Dan, artık yanında olacağım.” der ve buruk bir final gerçekleşir. Dan ağlamamak için kendini sıkarak artık beraber olamayacaklarını ona söylediğinde Candy gözleri dolarak restoranı terk eder. (Bu kısım kitapta böyle değil.)

Bir zamanlar Candy ve Dan yaşardı…
Filmden Replik

“Bırakabileceğin zaman bırakmak istemezsin,

bırakmak istediğin zamansa bırakamazsın.”

Casper (Uyuşturucu için söylüyor.)



Kitaptan Alıntı

“Geçmiş uzun zaman önce kütüphaneye

bırakılmış bir kitaptı benim için.”

Dan

Uğur TATAR



Türkçe Altyazı © 2007 - 2017