Giriş Kayıt

Yirmi Dokuz Palmiye (2003)

Twentynine Palms
avatar
Fraghera (09 Mayıs 2012)
‘Twentynine Palms’ {29 Palmiye Ağacı – 2003} / Bruno DumontHerhangi bir yönetmenin elinde kepaze bir filme dönüşebilecekken, Bruno Dumont’un dokunuşlarıyla bambaşka bir film olan Twentynine palms, yönetmenin her karesinde varlığını hissettirdiği incelikli yönetim çalışması bir yana dursun, aykırı yönetmen imajını daha da pekiştirip , söyleyecek sözlerinin bitmediğini inatla vurgularcasına izleyicisini tekrardan diken üstünde tutmayı başarıyor.Bunu yaparken de bıçak sırtı anlatımını taviz vermeden sert bir üslupla aktarıp, cesur sahnelerin konuyu destekler nitelikte kullanımını avantaja çevirmesini çok iyi biliyor.

Sessizliğin hüküm sürüp, tehlikenin baş gösterdiği çorak bir yer olan“ Twentynine palms”, yol filmlerinin temel meselesi olan o olgunlaşma, kendini keşfetme çabasından belli normlarla ayrılarak David ve katia çifti için türlü tuzaklıklar arz ediyor. Monotonlaşan hayatların monotonlaşan bireyleri oldukları için ilişkileri için savaşamayan sorunlarını cinsellikle ört pas etmeye çalışan susturulmuş bu insanlar, hiç bir dert tasaları yokmuş gibi günlerini sadece sevişerek geçirirken zamanla ölümcül bir kısır döngüye tutulurlar ve çıkar yol olarak gösterdikleri şey ile sağlıksız bir ilişkinin sinyallerini ta en başından hissettirerek çokta önemli bir soruna değinmiş olurlar; yani iletişimsizliğe, yani en büyük savaşın kendi içimizde, bireyler arasında olduğuna…

Ruhsal açlıklarını bedensel haz ile gideremeyeceklerini farkedemeyen çift sadece birbirlerine karşı değil gelebilecek çevresel tehditlere de göz yumarak ne kadar hissizleşmiş olduklarını iyiden iyiye göstererek bitirici darbeyi de alırlar zira peşlerinden ayrılmayan bir jeep’in varlığı nihayetinde “nedensiz şiddet”i vurgularken david ve katia çiftinin cinsel hakimeyetine de son vererek karakterleri çıldırmanın eşiğine getirip ortada bırakır.

Uzun zamandır izlediğim en sarsıcı film olma özelliğini taşıyan “ 29 Palmiye Ağacı” hastalıklı, paranoyak ilişkileri acımasızca eleştiri oklarına tutarken varolamadan yok olup giden insanlar, insani değerler ve daha fazlası hakkında da filozofça öngörüde bulunuyor.

Nitekim son zamanlarda “bir şeyler” anlatma derdinde “ hiçbir şey” anlatamayan filmlerin varlığını düşününce Twentynine Palms’ın “çok şey” anlattığını söylemek şaşırtıcı olabilir…

Haneke’nin de dediği gibi; “Huzursuz seyirler dilerim”.

paris-texas



Türkçe Altyazı © 2007 - 2017