Giriş Kayıt

Truman Şov (1998)

The Truman Show
avatar
HüzünlÜ (17 Aralık 2013)
  • 160/ 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
Filmin ana karakteri Truman, doğumundan beri (ortalama 11.000 gün), yaklaşık 5.000 kamera ile dünyanın tüm ülkelerinde, canlı yayında 24 saat kesintisiz ve reklamsız olarak izlenmekte ve izletilmektedir. Reyting rekorları kıran Truman Show adlı program sayısız reklam almakta ve herkes Truman'ı tanımaktadır. Truman hariç adada yaşayanların tamamı, günlük olarak rollerini alan ve belirli başlangıç yerleri olan 3.000 kişilik bir oyuncu ekibidir.

resim

Filmsel anlatı Truman Show’daki bireylerin; yönetmen, Truman, Meryl, Marlon, tanıtılması ile başlamakta, Truman’ın ayna karşısında kendi kendine oyun oynaması ile devam etmektedir. Buradaki ayna, kişinin yansımasını gördüğü ve zihninde yeniden ürettiği bir metofor olarak kullanılmakta, böylece Truman’ın ben kavramına ulaşması ile açıklanmaktadır. Truman, ayna karşısındaki yansımasına ve o yansımayı izleyen yönetmene; “Başaramayacağım, bensiz devam etmek zorundasın. İmkansız bayım” demekte, filmsel anlatının başında bu kurmaca oyunda artık yer almayacağını söylemektedir. Diğer yandan kendisine söylediği; “Bu dağın tepesine çıkacaksın bacakların tutmuyor olsa bile. (…) Zafer bizi bekliyor” cümleleri ise Truman’ın bu konuda ne denli azimli olduğunun altını çizmektedir.

Truman Burbank, filmsel anlatının ana karakteri olarak saptanmaktadır. Filmsel öykünün karakterinin isminin Truman seçilmesinin nedeni; filmsel anlatıdaki gerçek/kurmaca ikileminden kaynaklanmaktadır. Truman’ın yaşadığı Seaheaven adlı deniz kasabasındaki herkes, her sabah gazetesini aldığı büfede çalışan adam, en yakın arkadaşı, karısı, annesi, babası bu televizyon programında oyuncu olarak bulunmaktadırlar ve rolleri her sabah senaryo halinde ellerine gelmektedir. Bu dünyada tek gerçek olan kişi ise Truman’dır. Bu nedenle ana karakterin adının Truman yani True Man olarak seçildiği görülmektedir. Ancak her ne kadar bu dünyadaki tek gerçek Truman olsa da, o bu show’un yalnızca bir nesnesi durumunda bulunmaktadır. Filmsel öyküde Truman’ın arayışı, sahte gerçeklikten kurtularak, özgür bir dünyada gerçek olmaktır. Bu isim onun gerçek olma hayalinin olacağına da gönderme yapmaktadır.

Truman, her sabah olduğu gibi işine gitmek üzere arabasına binerken, gökyüzünden düşen bir spot lamba onun aklını karıştırmaktadır. Aynı günün gecesi sahilde otururken yağmur tek bir noktadan üzerine yağmakta, Truman, eve gitmek için kalktığında yağmurun her yere yağmadığı fark etmektedir. Ertesi gün denizde öldüğünü sandığı babası, evsiz biri gibi karşısına çıkmakta, ancak babasına ulaşmasına engel olunmaktadır. Bir sonraki gün Truman arabasında radyo dinlerken frekansların karışması sonucu radyodaki sesin kendisini izlediğini duymaktadır. Olağandışı yaptığı her hareketi çevresindeki bireyleri şaşırtmakta, böyle durumlarda bireyler nasıl davranacaklarını bilememektedirler. Truman, bilmediği bir şeylerin olduğunu fark ederek, hayatını, çevresini, yaşamını sorgulamaya başlamaktadır.

Truman’ın hayatını sorgulaması, farklı gerçekler bulma umuduyla Seaheaven’dan uzaklaşma denemeleri, her seferinde çeşitli nedenlerle engellenmeye çalışılmaktadır. Örneğin Truman Fiji Adalarını merak edip, sevdiği kadına ulaşmak istediğinde, patronu onu limana yakın bir adaya iş için göndermek istemekte, böylece ona deniz korkusu hatırlatılmaktadır. Karısı, ipotek, arabanın kredi borcu ve çocuk üçlemesi ile Truman’ı baskı altında tutmaktadır. Truman yaşamının her alanında izlenmekte, kurulu düzene karşı herhangi bir harekette bulunduğu takdirde, iktidar mekanizması tarafından engellenmektedir. Üstelik bu engellenmeler baskı ve şiddet yoluyla yapılmamakta, aksine Truman’ın sevdikleri, zaafları, insanlığı kullanılmaktadır. Çocukluğunda Truman’ın dağların arkasında ne olduğunu merak etmesi üzerine babası onu uyarmakta: “Sınırları bilmen gerekir Truman” demektedir. Bir kaşif olmayı istediğini söylediği öğretmeni ise dünya haritasını göstererek, dünyada keşfedilecek hiçbir yerin kalmadığını ifade etmektedir.

resim

Bir başka baskı Truman’ın bu adayı terk etme gayretinde ortaya çıkmaktadır: önce deniz korkusu, sonra orman yangını ve daha sonra nükleer santral kullanılarak Truman’ın dışarıya çıkması engellenmeye çalışılmaktadır. Yakalanan Truman sisteme uygun bir birey olarak ailesine ve evine teslim edilmektedir. Filmsel anlatıda her ne kadar yalnızca Truman baskı ve denetim altında görülse de eşi rolündeki oyuncu da aynı durumda bulunmaktadır. Meryl filmsel anlatı başlarken şöyle demektedir: “Aslında benim içim özel hayatla Truman Show arasında bir fark yok. Benim hayatım yine benim hayatım. Benim hayatım Truman Show”. Sistem, ondan gerçek hayatını alarak, özne olduğu yanılsamasıyla nesneleştirmekte, Merly, bir oyunun parçası olarak Truman’ın eşiymiş gibi davranmak durumunda kalmaktadır. Sistem, Truman gibi onu ve diğer oyuncuları pazarlamakta, çıkarına uygun şekilde kullanmaktadır. Diğer yandan yedi yaşından beri Truman’ın arkadaşı Marlon’ı oynayan aktör, insan olmak ile rol yapmak arasında bocalamakta, düzene hizmet ederken, kendi kontrolünü de sistemin eline bırakmaktadır. Marlon filmsel anlatının daha en başında: “Bu yayında gördüğünüz hiçbir şey sahte değil sadece kontrol altında” demekte, diyalog yan anlamda sistemin kontrolünü ifade etmektedir.

Filmde Truman’ın hayatı bir metaya dönüştürülüp satıldığı gibi diğer yandan bu program içerisindeki pek çok şey, kitap, çim biçme makinesi, bıçak, kakao gibi çeşitli kategorideki öğe, izler kitlenin tüketimine sunulmaktadır. Seyirci programda gördüğü şeyleri tüketerek, sisteme hizmet etmektedir. Böylece Truman Show’un izleyicisi, giyinişleri, düşünceleri, yaşam tarzları dahil her konuda yönlendirilmekte, televizyonu sorgulamayan bir yığın olarak da sisteme hizmet noktasında kullanılmaktadır. Filmsel anlatıdaki reklamlar daha çok bu oyundaki kişilerin dile getirdikleri şekliyle olmaktadır. Örneğin Şefin Yardımcısı adlı bıçak takımının reklamı şöyle yapılmaktadır. “Bak bugün sana ne aldım. Şefin Yardımcısı. Doğruyor, dilimliyor, soyuyor. Hepsi bir arada. Bilemeye bile gerek yok. Bulaşık makinesinde yıkanabiliyor.” Burada ürünlerin direk reklamlarının bulunmamasının nedeni de filmsel anlatıdaki her şeyin satılık olarak tüketiciye sunulması ve bunun da ana karakterlere söyletilerek reklamının yapılmasıdır.

Truman hayatını sorgulamadığı, ailesinden çevresinden işinden memnun bir halde yaşamaya devam ettiği takdirde sistemin iktidarını kabul etmektedir. Truman’ın bahçe ile uğraşırken gösterildiği sahnelerden birisinde, bedeninin duruşu onu saldırıya açık duruma getirmektedir. Elinde bir bıçak takımı ile gelen eşi, bıçağın reklamını yapmakta ancak fallik bir simge olan bıçağın kadının elinde olması iktidarın kadında olması anlamına gelmektedir. Truman bu düzende hayatını sorgulamadan yaşamaya devam etmesi, gücün onun elinde olmayışı ve kontrol edilişi ile simgelenmektedir. Eşi: “Bahçeyi de çapala” demekte, böylece iktidarını Truman’a onaylatmaktadır. Truman’ın gerçekleri öğrenmek istediği sahnede eşi ile tartışırlarken kadın korkarak tekrar aynı bıçağı acemilikle eline almakta, Truman bıçağı eşinden almakta, kendi hayatı üzerinde güç sahibi olacağı böylece simgelenmektedir. Ne yapmak istiyorsun? Rendelemek mi, dilimlemek ya da doğramak mı? Birçok seçeneğin var” diyerek simgesel anlamda kendi üzerindeki tahakkümü kaldırdığını ifade etmektedir.

Truman, Christoph’a ait olan düzene baş kaldırmaktadır. Yönetmenin isminin Christoph seçilmesinin nedenini; Hıristiyanlıkta Christ (İsa), tanrının oğlu ya da tanrıyı çağrıştırmakta, show’un yani bu kurmaca dünyanın yaratıcısı ve mimarı olan yönetmene de bu vasıf yüklenmektedir. Bulunduğu konum itibariyle de tanrıyla özdeşleştirilen Christoph, filmsel anlatının sonunda teknoloji ile tanrısal özelliklere sahipmiş gibi gösterilmektedir. Bir yandan Truman’ı seven diğer yandan cezalandıran yönetmen, güneşin doğmasını, fırtınanın çıkmasını, yağmurun yağmasını sağlayabilmekte ya da bu kentte olan biten her şeyi görüp, bilgi sahibi olmakta, istediği takdirde insanlarla da konuşabilmektedir. Bu dünyadaki tüm kuralları o belirlemektedir. Filmsel anlatı, Christoph vasıtasıyla, kutsal kitabın yaptığı düzenlemeyi artık medyanın yaptığını belirtmektedir.

The Truman Show adlı film, izleyicisinin gerçekliği sorgulamasını istemektedir. Truman gerçekleri anlamaya çalıştığında veya yaşamını sorguladığında gerçeğe yaklaşmaktadır. Özgür dünyaya ancak bu şekilde ulaşılabilecektir. Bu noktada Truman’ın özgürleşmesi, içinde bulunduğu dünyayı sorgulaması ile başlayacak, sonra da kendi kaderini belirleme gücü ile devam edecektir. Diğer yandan Truman, sevdiği kadının suretini farklı kadın fotoğraflarını keserek oluşturmaya çalışmakta, soyut bir mutluluğu yaşamak yerine bu kentin dışına çıkıp, sevdiğine ulaşmayı, gerekirse somut bir mutsuzluğu yaşamayı tercih etmektedir.

resim

Modern dünyaya benzer olan Seaheaven’ın (Cennet koyu) kurmaca bir mekan olarak yönetmen tarafından düzenlendiği filmde ifade edilmektedir. Bu kıyı kasabası Amerikan rüyasını temsil eden ütopik bir mekandır. Seaheaven düzenin, huzurun, mükemmelliğin hüküm sürdüğü, sorunsuz, ideal Amerikan yaşamını simgelemektedir. Gülümseyen insanlar, huzurlu çalışma ortamları, sakinlik, sorunsuz ve güvende bir yaşam bu kasabada gerçek yaşamın tam karşıtı olarak bulunmaktadır. Böylesi güzel bir ortamda Truman’ın kasaba içerisindeki sıkışmışlığı, hapsolmuşluğu da çekim açıları ile izleyiciye iletilmektedir.

Truman’ın tahakküm ve kontrolün mekansal anlamda bu kasaba ile sınırlı olduğunu anlaması üzerine buradan çıkmaya karar vermektedir. Kasabadan uzaklaşmak, özgürlüğe kavuşma anlamına gelmektedir. Truman’ın kasabadan son uzaklaşma denemesinde, denizde olduğu görülmektedir. Böylece Truman, gerçeğe ulaşma adına korkusuyla yüzleşmeyi seçmektedir. Truman üzerinde Santa Maria yazan bir gemidedir. Aziz Maria, Cristoph Colomb’un okyanusa açıldığı üç gemiden (Nina, Pinta, Santa Maria) birisinin adı olarak dikkatleri çekmektedir. Böylece simgesel anlamda Truman’ın da bir keşfe açıldığı ifade edilmektedir. Geminin önündeki kartal, Amerikan özgürlüğünü simgelemektedir. Truman bu yapay evreni istemeyip, kurgusal dünyadan kaçmak istediğinde Truman Show’un yönetmeni Christoph, Truman’a “Dışarıda içerdekinden daha fazla bir şey yok, hatta içerde daha fazlası var, burada güvendesin” demekte, dünyanın Seaheaven gibi olması gerektiğini belirtmektedir. Yönetmenin de ifade ettiği gibi bu kasaba, sisteme uyum sağlandığı sürece mutlu insanların bulunduğu ütopik bir kenttir. Truman’ı öldürme pahasına Christoph programın sürmesi uğruna, fırtınayı arttırmakta, Truman’ı zor durumda bırakmaktadır. Çevreden gelen uyarıları ise dikkate almamakta, “Nasıl olsa canlı yayında doğmuştu” diyerek onu öldürme hakkını kendisinde bulmaktadır.

Filmde Truman’ın denizden korkmasının nedeni babasını denizde kaybetmiş olması olarak açıklanmaktadır. Simgesel anlamda deniz her dilde özgürlük anlamına gelmektedir. Truman özgür olmadığı için denizden korkmaktadır. Truman denizi aşamayışı izleyenlerin kabından çıkamayışını simgelemektedir. Truman, medyadan gelen mesajları düşünmeden, sorgulamadan tüketen ve mutlu olduğunu düşünen ‘yığınları’n metonomisi durumundadır. Truman’ın bu uyanışı ve gerçeği arayışı vesilesiyle yönetmen Truman gibi olunması ve özgürlüğe gidilmesi gerektiği mesajını vermekte, izleyiciye uyanmasını söylemektedir. Gökyüzünün ve denizin sonuna gelen Truman burada bir duvar olduğunu fark etmektedir. Yani bu dünyadaki pek çok şey gibi gökyüzü de bir yanılsama olarak görülmektedir. Truman karanlık bir kapıdan girmesi ile özgürlüğe giden yeni yolun, (kontrol ve denetim altında bulunduğu dünyadan daha özgür olacağını bilmekle beraber) bir bilinmezlik içerdiği simgelenmektedir.

http://expedictionary.files.wordpress.com/2013/07/goodafternoon.jpg

Truman Show’un izleyicisi durumunda bulunan kişilerin onu, cafede, evde, restoranda, iş yerinde izledikleri, bu sırada seyircinin hiçbir şey yapmadığı, örneğin iş yerinde olsalar dahi çalışmadıkları görülmektedir. Kültür endüstrisinde amaç zevk ve eğlencedir. İzleyicilerin gündelik yaşamın sorunlarından, sıkıntılarından ve gerçeklerden kaçmasına hizmet eder. Gerçeklerde kaçan ve sürekli eğlence arayışında olan bir kitle toplumu yaratılmaktadır. Pasifize edilen izleyici, Truman özgürlüğe ulaşıp buradaki engelleri aştığında ise “diğer kanalda ne var?” diye sormaktadır. Yönetmen ironik bir şekilde durumun değişmeyeceğini bildiğini ifade etmekte ancak yine de izleyiciye Truman gibi bir örnek göstermektedir.



Türkçe Altyazı © 2007 - 2018