Giriş Kayıt

Collateral Dizisindeki Kırıkkale Diyalogu Şaşırttı


  1. Haberler
  2. Dizi
Quaresmania - 20 Mart 2018 18:58

8979 

resim

Yeni yayınlanmaya başlayan Collateral isimli mini dizide, Kırıkkale için 'dünyanın en berbat yeri' ifadesi kullanıldı.

İlk olarak İngiliz kanalı BBC Two'da ve daha sonra da Netflix'de tarafından yayınlanan ve bir pizza kuryesinin öldürülmesinin araştırılması konu edilen dizide, Sam ve göçmen olan Berna isimli iki karakterin diyaloğu dikkat çekti. Berna karakteri çocukluğunun Kırıkkale'de geçtiğini ve her sabah Türkiye'de uyanmadığı için şükrettiğini söylüyor. Ayrıca karakter Kırıkkale için dünyanın en berbat yeri tanımlamasını yapıyor.

Dizinin final bölümünde ise gözaltına alınan Berna karakteri, "Ne iş yapıyorsun?" sorusuna karşılık olarak "Türkçe filmlere altyazı yazıyorum yanıtını veriyor." yanıtını vermekte. Ardından dedektifin, İngiltere'de, Türk filmleri o kadar izleniyor mu?" sorusundan sonra Berna, "Türk sineması patlama yaptı, sen bilmiyor musun?" diyor ve üzerine Nuri Bilge Ceylan filmlerinin çok izlendiğini söylüyor.

Mini dizide dedektif DI Kip Glaspie’yi Carrey Mulligan canlandırıyor. Ayrıca July Namir, Billie Piper, Nicola Walker ve John Simm gibi isimleri de görüyoruz.

Dizideki söz konusu ikili arasında geçen ve büyük tepki gören o sahne;

Berna: Çocukluk arkadaşlarımın hayvan olduğunun farkındayım. Beraber büyüdük ve bana güveniyorlar. Çocukken birlikte Kırıkkale'deydik.
Sam: Hiç gitmedim.
Berna: Dünyanın en berbat yeri. İngiltere'ye beraber geldik. Sabah gözümüzü Türkiye'de açmadığımız her gün mutluyuz.



Collateral
2018
Collateral
Suç / Dram / Gizem / Gerilim57 dk

Yönetmen: S.J. Clarkson
BBC 2 ve Netflix'ten 4.bölümlük mini drama dizisi. Collateral, bir pizza dağıtıcısının sebepsiz ölümü üzerine inşa edilmiş bir gerilim hikayesi olarak ekranlarımızda baş gösterecek. Soruşturmanın başına getirilen polis dedektifi Kip Glaspie, diğerlerinin...
6.7 (6,193 Oy)


Yorumlar

Serkan Aydemir 20 Mart 2018 19:19
Çok da şey etmemek gerek. Bu gibi çok olay her dizide birçok ülkeye oluyor. Gül, geç. Beğenilmiyorsa da Netflix'e şikayet edilebilir de. Sonuçta ülkede piyasa yapma derdindeler ama tabi Netflix ruhunda özgürlük çok fazla. Hani şu da var, Kırıkkale'ye gidecektik tüh bu olaydan sonra artık gitmeyeceğiz diyen biri varsa yurt dışında zaten gelmesin. Çok Mutlu
niksizadam 20 Mart 2018 20:18
mini diziyi gördüm pekte beğenmedim bol merak uyandıran ancak içi boş çıkan bir şey ama şu var ki Türklerin (fethiye ve çevresinde yaşamış biri olarak) insan kaçakcılığının bazı aşamalarında (tekne sahibi,rehber,tercüman vs vs) rol oynadıkları gerçeğini yalan ve iftira olarak değerlendirmek doğru olmaz yazarlar belki senaryo da Kırıkkale yerine kurgusal bir yerden bahsedebilirlerdi. Kırıkkalelileri üzmemek uğruna.. ancak dizi senaryo yazarlarının çokta akademik insanlar olmadıklarını (bilhassa netfix yapımlarında) göz önünde bulundurmak lazım..
H737 20 Mart 2018 20:39
Çok da üzerinde durulacak birşey değil. Sadece Türkiye'nin konu edilmesi ve yaşanacak en berbat yere sahip olmasının arkasında verilmeye çalışılan bir bilinçaltı mesajı varmı onu düşünmek lazım zira Kırıkkale ne turistik bir şehir ne de önem sıralamasında fark atıp bir dizide konu edilecek kadar ilk sırada bir şehrimiz. Ayrıca güzel ve sakin bir şehirdir. Nesini beğenmediyse haspam!
Senaristin nereden aklına geldiyse Kırıkkale! Bisikletçi felan değilse haritada ancak rastgele parmak koyup bulur bu şehri.
bugrakapan 20 Mart 2018 21:30
gene iyi bence bazı filmler de türkiyeyi bir arap ülkesiymiş gibi gösteriyorlar hatta türkiye diye çöl gösterdikleri bile oluyor ve daha nice saçma şeyler türkçe konuşamayan türkler gibi v.b
KAHLO 20 Mart 2018 22:36
Turkiye'de o kadar il varken neden bu il secilmis anlamadim.kaldi ki avrupalilar turkiyeyi filmlerinde resmederken biz turkiye ile ilgili cok bilgisiziz edasi takinip ustune turkiyeyi ortacagdan bir turlu aydinlanma cagina geciremezken..ama dizide beni asil rahatsiz eden diyalogda gecen sabah uyandiginda turkiyede olmadigina sukrettigi kisim.turkiye'nin herhangi bir ilini begenmemeyi anlarim ama bunu ulkeye mal etmek manidar geldi bana.
R3hab 20 Mart 2018 23:18
Kırıkkale'li olarak moralimi bozan bir diyalog oldu. Bazen senaristler farklı düşünebiliyor. Zaten onların işine akıl sır erdirilemiyor. Bu yüzden de eserleri hepimiz tarafından ilgi ile takip ediliyor. Buradan onlara teşekkürlerimi sunmak isterim. Sinemanın arkasındaki gizli kahramanlar onlar...
Mandy Lane 20 Mart 2018 23:34
En kral dizi olsa bile basın 1 'i...
Nostromo 21 Mart 2018 02:22
Ammman , gülün geçin ya pehhh
Molar34 21 Mart 2018 10:35
Dizi benim için 7’lik başlayıp 4’lük bitti. Senarya çabucak bağlanmış, bir sürü konu havada kalmış. “Türkiye’de uyanmadığım her güne şükrediyorum” cümlesi ve Nuri Bilge Ceylan filmi izlediniz mi? sorusuna “bizim sinemalarda oynadı mı ki?” şeklindeki küçümseyici tavır hiç hoşuma gitmedi. Ha bir de İngilizlerin acıyıp iki mülteci kadını vatandaş yapması... Ne kadar iyiler(!). Beğendiğin göçmenleri al ülkene, beğenmediklerini bize yolla, sonra gel iyi ki Türkiye’de yaşamıyorum de. Hugh Laurie’nin oynadığı mini dizide de ülkemiz adına bölücü bir cümle geçmişti. İngiliz senaristler mümkünse ülkemiz adına yorum yapmasınlar. Antipatikleşiyorlar.
Saitama 21 Mart 2018 14:12
"Yazmayayım." diyordum, dayanamadım. Haberi geçen hafta gördüğümde çok gülmüştüm. Tanıdığım tüm Kırıkkaleliler ile paylaşıp dalga geçmiştim. Üzülenler bile olmuştu. Ne zannediyorlarsa Kırıkkale'yi?

Benim asıl bahsetmek istediğim bu ifadenin çevirisi. "Worst place on earth" kavramı birebir "dünyadaki en berbat yer/en iğrenç yer" olarak çevrilebilir, ama bu ifade sadece bunu söylemek için ve bu bağlamda kullanılmaz. Film repliklerinin kaydını tutan bir siteye bakalım. (http://www.subzin.com/search.php?q=worst+place+on+earth) Bu ifade 13 farklı film/dizide 15 kere geçmiş. Sitenin tespit edemediği diğer yapımlar düşünüldüğünde kaç kere kullanılmıştır? Yani neredeyse sıradan bir ifade.

Peki nerelerde kullanılmış?

Bahsi geçen filmlerde karakterler, Kuzey Dakota'dan Hollywood'a kadar, ölmek bilmeyen annesinin evinden gitmek zorunda kaldıkları köy evine kadar pek çok yer için bu ifadeyi kullanıyorlar. Çünkü asıl söylenmek istenen "berbat, acayip sıkıldıkları, zaman geçmeyen, sosyal imkânları olmayan" ya da en önemlisi "olmak istemedikleri" veya bu dizide olduğu gibi "unutulmak istenen, hatırlanması bile acı veren" bir yer. Yoksa kim, mesela iki filmde olduğu gibi Hollywood/Miami için, böyle bir tabir kullanır ki? Yozgat'ı görmemiş herhalde... Bu bağlamda değerlendirdiğimizde ve özellikle tonlama hesaba katıldığında ("en kötü yer" gibi superlative formdaki bir sıfatı düz bir ifadeyle dile getiriyor.) Kırıkkale karakterin hatırlamak istemediği bir çocukluk anısı olarak çıkıyor karşımıza, fazlası değil... (Kaderin cilvesi Kırıkkale'yi savunmak bize kaldı.)

Aynı şekilde kadının "Kırıkkale'de büyüdüm." şeklindeki sözüne erkek omuz silkerek "Never been there." diyor. Vay be, hiç gitmemiş demek ki. Ulan nasıl gitsin! Bu adamın Kırıkkale'de ne işi var zaten, değil mi? Operasyona mı gidecek, Kırıkkale'yi mi savunacak? Tabii ki gitmeyecek, ama bu ifade de "worst place on earth." ifadesi gibi verilen hızlı/otomatik bir cevaptan başka bir şey değil.

Evet, kadın karakter başka bir ülkeye gittiği için çok mutlu, ülkemizi kötülüyor. Molar’ın dediği gibi “Night Manager”da ülkemiz, silahlı grupların eğitim kamplarının bulunduğu bir ülke olarak gösterilmişti. “American Assassin”de İstanbul’da fesli tipler göstermişlerdi ve daha neler neler...

Ama bu yapımlar rekorlar mı kırdı? Gösterdikleri dikkat kadar değer gördüler, orta sınıf birer yapım oldular, yayınlandıkları ülkelerde bile akılda kalıcı bir başarı kazanamadılar. Ama bir yapım sırf bu cümleyle değerlendirilmemeli. Sinefil Grubu'nu göreve çağırıyorum. Ülkemize ya da sevdiğimiz/yakınlık duyduğumuz başka bir ülkeye/şehre kötü söz sarf eden tüm yapımlara "Basın 1'i gitsin." görüşünde olanları biraz düşünmeye davet ediyorum. Bunu başka ülke insanları da yapıyor ama sinemasal değerler/kaygılar ile kişinin siyasi/dini/hayata dair görüşleri ayrı tutulmalıdır. Aksi takdirde sinemadan geriye ne kalır, sinema eleştirisinden geriye ne kalır, sanattan geriye ne kalır? Ekran karşınızda, elinizin altında internet, istediğinizi yaparsınız. Ama sırf bu ve benzeri sebeplerden herhangi bir yapıma 1 vermek sinema sanatının varoluş amacına aykırı değil mi? Eleştiri biliminin temeline dinamit koymak değil mi bu? Hayatta her şeye bu pencereden bakamayız/bakmamalıyız. Aksi takdirde “Call Me By Your Name” basit bir “ibne filmi” olur çıkar.

En başa dönecek olursak “Kırıkkale’yi kötülediler.” düşüncesine çok prim vermemek lazım… Hem akıl sağlığımız için hem de tonlama ve tercüme ayrıntılı incelendiğinde tam olarak bu kastedilmediği için…

Siz önce Zaytung’un Yozgat’a yaptıklarına bir bakın… hahahahaha
g.c. 21 Mart 2018 16:00
İşin teknik boyutunu çok güzel açıklamışsın sevgili Saitama. Çeviride ki sıkıntı üzerine "hadi beyler 1 basıyoruz" etkinliği başlatacak bir grup insanın varlığından hepimiz haberdarız. Benzer üye profiline sahip şahıslar Hollanda'yı protestoyu finike portakalını bıçaklayarak yaptı çünkü. Yanlışlıkla Rusya bayrağını yakmışlığımız bile var.(sehven olur öyle Gülücük )

Açıkçası Kırıkkale'ye gitmedim ve dünyanın en sıkıcı yerlerinden biri olabilme potansiyeli hayli yüksek olarak görüyorum çünkü hakkında biz bile o kadar az bilgi sahibiyiz ki kalkıpta Kırıkkale'yi ABD'ye karşı korumaya kalkarsam ancak komik olurum.

Collateral prodiksuyonuna mesajım "siz asıl Yozgat'ı görün" Çok Mutlu
Ted 21 Mart 2018 17:06
Bu ne rezilliktir be? Ya bunlar kendilerini ne sanıyor?
Hemen gidip diziye 1 puan vereyim de akılları başlarına gelsin.
enkog 21 Mart 2018 18:16
neyseki herkes neyin ne olduğunu biliyor , kahpe ingiliz dermiş atalarımız mültecilere bizden başka bakan yok , bizde dizilerimizde ingilterenin kahpeliklerini göstermeliyiz çok sallamayım diyorum ama bu dizileri milyonlar izliyor
MatthewMc 21 Mart 2018 18:30
Saitama'nın yorumuna ben de katılıyorum. Sırf dizide geçen, senaristlerin öylesine yazmış oldukları bir diyalogdan dolayı koca dizi kötülenmemeli. Her ne kadar diziyi henüz izlememiş olsam da, sırf 15 saniyelik bir sahneden dolayı bütün işin çöpe atılması doğru değil. Diyaloğun yersiz kullanımına rağmen diziye 1 puan vermek haksızlık sayılır.
realdark86 31 Mart 2018 00:15
İngilizlerin Türkiye hakkında ileri geri konuşmaya zerre kadar hakları yok. Türkiye, İngiltere'ye rağmen Türkiyedir. Bu topraklarda hiç tanımadığımız, bizimle hiç bir meselesi olmayan insanların kanları döküldü. Anzakları kastediyorum. Atatürk'ün mektubunu bulun da okuyun. Mümkünse Gelibolu dizisini de bir izleyin. Ayrıca Arabistanlı Lawrence ve Queen of Desert filmlerine de göz atın. Komşumuzla aramıza bir nifak soktular, savaştık ve bitti ama hala yaralarımızı tam olarak saramadık. Hala karşılıklı güvensizlik var. Hala çözülememiş bir Kıbrıs sorunu var. Onların gözünde insanlar ikiye ayrılır, kendileri ve başkaları. Ekonomi teorilerinde bile anlayış böyledir. Film yaparken herkes birşeyler atıp tutabilir, biz de gülüp geçebiliriz, ama onlar yapamaz. Hadlerini bilmeliler.
antas 14 Nisan 2018 18:12
Ya biz de ne kadar havadan nem kapan bir milletiz. Sürekli övsünler, övsünler, övsünler. Oh, şuramı da öv falan. Senaryo işte. Replikler de, karakterler de senaryo işte. Fazla takılmamak gerekir.

Yorumunuz



Forumdan Benzer Başlıklar



Türkçe Altyazı © 2007 - 2018